WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13279 E.  ,  2024/17570 K.
"İçtihat Metni" ...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/184 E., 2017/283 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.11.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/21169 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59500 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59500 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, incelemeye konu 12.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 07.04.2017 tarihli iddianameyle doğrudan kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonucunda Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli kararıyla sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Bilahare, sanık hakkında inceleme dışı 19.06.2020 tarihinde uyuşturucu madde kullandığı ve bulundurduğu gerekçesiyle yapılan soruşturma neticesinde, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.08.2020 tarihinde sanık hakkında açılan kamu davası sonucunda, Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli ve 2020/712 Esas, 2021/942 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/2024 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararında yer alan "...Sanığın Uyap suç kaydı bilgilerine göre uyuşturucu veya uyarıca madde kullanma eylemi nedeniyle 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa değişikliğine göre hakkında verilmiş bir denetimli serbestlik kararı bulunmaması nedeniyle hakkında doğrudan kamu davası açılması şartının bulunmadığı anlaşılmakla, atılı eylem nedeniyle kovuşturma şartı bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde sanığın hükümlülüğüne karar verilmiş olması,..." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmesini müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucunda, Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2022/330 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verildiği de dikkate alındığında,
Somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verilmeden doğrudan kamu davası açılamayacağı cihetle, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında,12.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2017 tarihli ve 2015/1708 Soruşturma, 2017/475 Esas, 2017/188 sayılı iddianamesi ile Hakkari Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesini altıncı fıkrası gereğince doğrudan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.09.2017 tarihli ve 2017/184 Esas, 2017/283 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, 19.11.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. İddianamede, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına dayanak gösterilen Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin kararının UYAP üzerinden alınarak incelenmesinde;
Sanığın 23.09.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2009 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 04.10.2010 tarihli ve 2009/812 Esas, 2020/928 Karar sayılı kararı ile sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, hükmün, Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/793 Esas, 2014/1121 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, 23.01.2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
C. Dosya kapsamına göre, incelemeye konu 12.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 07.04.2017 tarihli iddianameyle doğrudan kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli kararıyla sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki ve aynı maddenin altıncı fıkrasında yer alan, "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada

tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında,
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Sanık hakkında inceleme dışı 19.06.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.08.2020 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli ve 2020/712 Esas, 2021/942 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/2024 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararında yer alan "...Sanığın Uyap suç kaydı bilgilerine göre uyuşturucu veya uyarıca madde kullanma eylemi nedeniyle 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa değişikliğine göre hakkında verilmiş bir denetimli serbestlik kararı bulunmaması
nedeniyle hakkında doğrudan kamu davası açılması şartının bulunmadığı anlaşılmakla, atılı eylem nedeniyle kovuşturma şartı bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde sanığın hükümlülüğüne karar verilmiş olması,..." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmesini takiben, yeniden yapılan yargılama sonucunda, Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2022/330 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararı ile "kamu davasının durmasına" karar verildiği de gözetilerek,
Somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verilmeden doğrudan kamu davası açılamayacağı anlaşıldığından, mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi için Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli ve 2017/184 Esas, 2017/283 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.