WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13198 E.  ,  2024/17227 K.
"İçtihat Metni"

...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/723 E., 2019/842 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2021/26849 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60250 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60250 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1- 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik anılan Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.03.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı anlaşıldığından; mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesinde,

2- Kabule göre de, sanık hakkında 22.01.2017 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.03.2017 tarihli kararı takiben, çağrı yazılarının tebliğine rağmen sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 29.05.2018 tarihli ve 2017/2446 DS sayılı yazısı ile dosyanın kapatılmasını müteakip, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2018 tarihli ve 2017/29161 Soruşturma, 2018/50558 Esas, 2018/41759 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/723 esasına kaydedilerek yapılan yargılama esnasında, bu kez sanığın 31.10.2018 tarihinde işlemiş olduğu aynı suça ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2019 tarihli ve 2019/60643 Soruşturma, 2019/30690 esas, 2019/24929 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının da İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2019 tarihli ve 2019/404 Esas, 2019/457 Karar sayılı kararı ile inceleme konusu yapılan anılan Mahkemenin 2018/723 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda, sanığın 22.01.2017 ve 31.10.2018 tarihinde işlemiş olduğu suçlara ilişkin olarak müteselsil suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, 01.11.2018 tarihli iddianamenin sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi delaletiyle yükümlülüğünün ihlalde ısrar eylemi nedeniyle düzenlendiği, 31.10.2018 tarihli kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin dava açılmadan önce gerçekleşmesi nedeniyle ihlal mahiyetinde olduğu, anılan Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince ayrı bir soruşturma ve dava konusu yapılamayacağı ve bu itibarla zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 22.01.2017 tarihli "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2017 tarihli ve 2017/29161 soruşturma, 2017/2180 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın 04.04.2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği,
B. İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2018 tarihli ve 2017/29161 Soruşturma, 2018/50558 Esas, 2018/41759 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Şüphelinin 31.10.2018 tarihli "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2019 tarihli ve 2019/60643 Soruşturma, 2019/30690 Esas, 2019/24929 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2019 tarihli ve 2019/404 Esas, 2019/457 Karar sayılı kararı ile, davanın 2018/723 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği,
D. İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.12.2019 tarihli ve 2018/723 Esas, 2019/842 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır."
şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.03.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı anlaşıldığından; mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
F. Yukarıda (E) bendinde açıklanan nedenlerle, erteleme kararının kesinleşmemesi nedeniyle, beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamadığı, Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre erteleme kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği kabul edilmektedir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237
sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. Bu nedenle, (2) numaralı kanun yararına bozma isteminin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Ancak;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının yukarıda belirtilen nedenle kesinleşmediği kabul edildiğinden, 31.10.2018 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, 22.01.2017 tarihli eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, bu eylem nedeniyle durma kararı verilecek olması nedeniyle 31.10.2018 tarihli eylemi de kapsayacağı anlaşıldığından, (2) numaralı kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2018/723 Esas, 2019/842 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.