10. Ceza Dairesi 2023/11998 E. , 2024/17223 K.
"İçtihat Metni"...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/280 E., 2020/353 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ : ...,...
İNCELEME KONUSU KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığına
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda; İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1432 Esas, 2013/56 Karar sayılı ilamına konu hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 13.10.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2020/19922 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55657 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55657 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosyanın incelenmesinden Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/443 Esas sayılı ve İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/143 Esas sayılı dosyalarındaki 24.04.2016 ve 04.01.2017 tarihli eylemlerin her ikisinin 13.03.2017 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu, diğer tüm eylemlerin de kendi aralarında 06.03.2018 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu ve sanığa İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyasında anılan Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca ceza verildiği anlaşılmakla, sanığa ayrıca bir ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, ancak gerekçeli kararın hüküm kısmında sehven dosya ile ilgisi bulunmayan bir dosyanın hüküm kısmı alınarak İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1432 Esas, 2013/56 Karar sayılı ilamına konu hükmün açıklanması ile, sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmek suretiyle, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 23.01.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2018 tarihli ve 2018/51553 Soruşturma, 2018/12799 Esas, 2018/9093 sayılı iddianamesi ile İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince doğrudan kamu davası açıldığı,
B. Şüpheli hakkında, 29.08.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2018 tarihli ve 2018/29574 Soruşturma, 2018/10905 Esas, 2018/10190 sayılı iddianamesi ile
Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince doğrudan kamu davası açıldığı, Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/644 Esas, 2018/857 Karar sayılı kararı ile davanın İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/276 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
C. İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/276 Esas, 2019/127 Karar sayılı kararı ile İstanbul 24.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/243 Esas, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas, İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyaları nazara alınarak sanığa bu dosyadan ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına, birleşen Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/644 Esas sayılı dosyasındaki eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği,
D. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.07.2020 tarihli ve 2019/3641 Esas, 2020/1943 Karar sayılı kararı ile Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/443 Esas, 2018/737 Karar sayılı kararına konu eylem ile zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, saptanması halinde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanarak ek cezaya hükmolunması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
E. Bozmadan sonra, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.09.2020 tarihli ve 2020/280 Esas, 2020/353 Karar sayılı kararı ile kısa kararda Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/443 Esas sayılı, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/143 Esas sayılı dosyalarındaki eylemlerin her ikisinin 13.03.2017 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu, diğer tüm eylemlerin de kendi aralarında 06.03.2018 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu ve sanığa İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyasında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca ceza verildiği gerekçesiyle sanığa ayrıca "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği halde gerekçeli kararda;
"İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1432 Esas, 2013/56 Karar sayılı ilamına konu hükmün açıklanmasına", sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
F. Dosya arasında bulunan iddianame ve gerekçeli kararların incelenmesinde;
1. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2017 tarihli ve 2017/31510 Soruşturma, 2017/7857 Esas, 2017/7190 sayılı iddianamesi ile 04.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı, Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2017/443 Esas, 2018/737 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri gereğince belirlenen 2 yıl 1 ay hapis cezasından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2017/143 Esas sayılı dosyasında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubu ile sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 22.04.2019 tarihinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği,
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2017 tarihli ve 2017/10253 soruşturma sayılı iddianamesi ile şüphelinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2016 tarihli 2016/66376 Soruşturma, 2016/1686 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesinden sonra erteleme süresi içerisinde 23.08.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalandığı belirtilerek kamu davası açıldığı, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2017/143 Esas, 2018/24 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20.02.2018 tarihinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği,
3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli ve 2018/50800 Soruşturma, 2018/12514 Esas, 2018/8890 sayılı iddianamesi ile şüphelinin 11.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığı, İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2018/221 Esas, 2018/864 Karar sayılı kararı ile suç tarihinin 11.01.2018, iddianame tarihinin 21.03.2018 olduğu, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/243 Esas, 2018/716 Karar sayılı kararında suç tarihinin 18.01.2018, iddianame tarihinin 22.03.2018 olduğu, sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas, 2018/657 Karar sayılı kararında suç tarihinin 07.02.2018, iddianame tarihinin 06.03.2018 olduğu, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı dikkate alınarak zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, her iki dosyadaki suç tarihleri ile mahkeme dosyasındaki suç tarihlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığı, sanığın İstanbul 33. ve 24. Asliye Ceza Mahkemelerince zincirleme suç hükümleri göz önüne alınarak cezalandırıldığı gerekçesiyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği,
4. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2018 tarihli ve 2018/52043 Soruşturma, 2018/12803 Esas, 2018/9098 sayılı iddianamesi ile şüphelinin 18.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle kamu davası açıldığı, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2018 tarihli ve 2018/243 Esas, 2018/716 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile
cezalandırılmasına karar verildiği,
5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2018 tarihli ve 2018/39997 Soruşturma, 2018/10221 Esas, 2018/7238 sayılı iddianamesi ile şüphelinin 07.02.2018 tarihli eylemi nedeniyle kamu davası açıldığı, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2018/221 Esas, 2018/657 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2 yıl hapis cezasının mahsubu ile sonuç olarak 6 ay ek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
G. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/280 Esas, 2020/353 Karar sayılı kararında; kısa kararda, "Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/443 Esas sayılı, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/143 Esas sayılı dosyalarındaki eylemlerin her ikisinin 13.03.2017 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu, diğer tüm eylemlerin de kendi aralarında 06.03.2018 tarihli iddianame kapsamında kalan zincirleme suçu oluşturduğu ve sanığa İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyasında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca ceza verildiği" gerekçesiyle sanığa ayrıca "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm kısmında, sehven dosya ile ilgisi bulunmayan bir dosyanın hüküm kısmı alınarak İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1432 Esas, 2013/56 Karar sayılı ilâmına konu hükmün açıklanması ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/280 Esas, 2020/353 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!