10. Ceza Dairesi 2023/1112 E. , 2024/16067 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/281 E., 2017/342 K.- 2017/340 E., 2017/411 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ: 28.09.2016 - 04.02.2017
KARARLAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 29.09.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 24.10.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2022 tarihli ve 2022/21637 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve 2022/141862 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve 2022/141862 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1) İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli kararı yönünden yapılan incelemede;
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ilâmında " ... somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edildiği ancak bu aşamada da şüpheliye erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğu gerekçesiyle dava açılarak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi de usulsüz olduğundan, bu kararın şüpheli tarafından öğrenilmiş olmasına rağmen, kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un
191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği ... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise; sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.11.2016 tarihli kamu davasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olduğunun belirtilmediği gibi, söz konusu kararda itiraz süresi ve merciine ilişkin bir bilginin de yer almadığı, ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada sanığa itiraz hakkının bildirilmediği, sanık hakkında denetime başlanmasının ise sonucu değiştirmeyeceği, dolayısıyla şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği cihetle, mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 28.09.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeni ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.03.2017 tarihli ve 2017/8029 Esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, 04.02.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2017 tarihli ve 2017/10836 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 esas, 2017/411 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sanığın bahse konu eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/281 sayılı dosya kapsamında yer alan 08.03.2017 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 28.09.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2016 tarihli ve
2016/95341 soruşturma, 2016/4263 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
Şüphelinin 30.12.2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2017 tarihli ve 2016/95341 Soruşturma, 2017/8029 Esas, 2017/6615 sayılı iddianamesi ile İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği
Anlaşılmıştır.
B. Şüpheli hakkında, 04.02.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2017 tarihli ve 2017/32076 Soruşturma, 2017/10836 Esas, 2017/8745 sayılı iddianamesi ile İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı,
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Asıl kararın kanun yararına bozulması halinde, İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı erteli hapis cezasının kısmen infazına ilişkin ek kararının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede:
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, denetimli serbestlik sürecinde de şüpheliye bu hakkının bildirilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanığın ihlal kabul edilen eyleminin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından, mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D. İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Asıl kararın kanun yararına bozulması halinde, İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı erteli hapis cezasının kısmen infazına ilişkin ek kararının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede:
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 28.09.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.03.2017 tarihli ve 2017/8029 Esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, 04.02.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2017 tarihli ve 2017/10836 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/281 Esas sayılı dosya kapsamında yer alan 08.03.2017 tarihli iddianameden önce olması karşısında, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı anlaşıldığından, birleştirme kararı verilerek, tek bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/342 Karar sayılı kararı ile İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli ve 2017/340 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!