10. Ceza Dairesi 2023/10578 E. , 2023/8080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/79 E., 2023/158 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile onanması
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, 22.05.2014 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
B. 24.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen 2015/31529 sayılı soruşturmanın 04.09.2015 tarihinde 22.05.2014 tarihli eylem yönünden yürütülen 2015/33445 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
C. Sanığın, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi yollamasıyla 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
D. Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/788 Esas, 2016/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ve bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
E. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 26.12.2022 tarihli 2020/17347 Esas, 2022/13865 Karar sayılı kararı ile;
"Sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3., 5271 sayılı CMK'nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; 2- Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar
verildiği, bu 01/08/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 14/08/2014 tarihinde tebliğ edildiği ve tedbirin infazına başlandığı, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 22/05/2015 tarihli seminer ile vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasının ardından başvurarak görüşmelere katıldığı 21/07/2015 tarihli seminere katılmaması üzerine ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı, olayda ısrar şartının gerçekleşmediği, sanığın 24/08/2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen 2015/31529 sayılı soruşturmanın 04/09/2015 tarihinde 22/05/2014 tarihli eylem yönünden yürütülen 2015/33445 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesi sonrası, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının gereklerini yerine getirmediğinden bahisle ihlalin gerçekleşmesi nedeniyle 16/09/2015 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, iddianame anlatımında birleşen 24/08/2015 tarihli eylem yönünden herhangi bir anlatım bulunmadığı, 24/08/2015 tarihli eylemin TCK’nın 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi için ek iddianame düzenlenmesi gerekmekte ise de, TCK’nın 191/4-a maddesi kapsamında ısrar koşulunun gerçekleşmemiş olması karşısında sanık hakkında verilen 01/08/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ve soruşturma dosyaları birleştirilen 24/08/2015 tarihli eylemin, TCK’nın 191/4-b maddesi kapsamında ihlal niteliğinde olduğu dolayısıyla TCK’nın 191/5. maddesi kapsamında soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından ek iddianame tanzimine gerek bulunmadığı ve ihlalin gerçekleştiği kabul edilerek yapılan incelemede, Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise
derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde” zorunluluk bulunduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Bozmaya uyularak, Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2023/79 Esas, 2023/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ve bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık özetle, kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.
III. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için bozma üzerine verilen temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, suça konu eylemlere ilişkin sübut tartışılmadan yalnızca bozma ilamında yer verilen hususlar yazılmak suretiyle hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında Kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2023/79 Esas, 2023/158 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!