WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2022/16201 E.  ,  2024/659 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/709 E.,2017/475 K.- 2017/272 E.,2017/724 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARARLAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması

Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 17.05.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.11.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2020/14211 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/135827 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/135827 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Sanığın, evvelce işlemiş olduğu aynı neviden başka bir suçu nedeniyle 5237 Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/535 Karar sayılı kararının usulüne uygun tebliğ edilmediği cihetle kesinleşmediği değerlendirilerek yapılan incelemede;
1. Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar şüpheliye 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/2503 Esas, 2018/9186 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinde yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki açıklamalar ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı
Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği anlaşıldığından, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebliğ yapılmalı, tebliğin iade edilmesi halinde adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği,
Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında 02.08.2015 tarihinde adresini "Elikesik Mah. Tereciler Caddesi No:1 Alanya/Antalya" olarak bildirdiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara ait tebligatın anılan adres yerine şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edilmesi suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, tebligatın yapılamaması halinde ise bu kez sanığın "adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek" tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu halde usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2. Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 04.04.2017 tarihinde işlediği inceleme konusu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2017 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, bu kararın 06.11.2017 tarihinde kesinleştiği; diğer taraftan sanık hakkında 13.02.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2017 tarihli ve 2017/2452 soruşturma, 2017/202 sayılı kamu davsının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın erteleme süresi zarfında 03.12.2017 tarihinde tekrardan aynı suçu işlemesi nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/189 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 01.06.2020 tarihli ve 2019/840 Esas, 2020/742 Karar sayılı kararıyla, 04.04.2017 suç
ve 09.06.2017 iddianame tarihli Antalya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyası ve 12.02.2017 suç ve 19.06.2017 iddianame tarihli Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/341 Esas sayılı dosyası ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesi ile bozulduğu, söz konusu dosyalara konu iddianame ve suç tarihleri itibari ile aynı neviden suçların esasen bir suç işleme kararının icrası kapsamında ilk kamu davası açılmadan evvel işlendiği ve her eyleme ilişkin anılan dosyaların birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 20.10.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2015 tarihli ve 2015/17193 soruşturma, 2015/200 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verilmiş, karar şüpheliye 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
B. Şüphelinin 10.08.2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2016 tarihli ve 2015/17193 Soruşturma, 2016/5100 Esas, 2016/4732 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda, Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine karar verilmiş, hüküm 17.05.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.

C. Sanığın 04.04.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2017 tarihli ve 2017/4661 Soruşturma, 2017/1934 Esas, 2017/1762 sayılı iddianamesi ile Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmış, Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine karar verilmiş, hüküm, 06.11.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
D. Sanığın 12.02.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2017 tarihli ve 2017/4717 Soruşturma, 2017/2049 Esas, 2017/1862 sayılı iddianamesi ile Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açılmış, Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/535 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karar 26.11.2018 tarihinde kesinleştirilmiştir.
E. Yine sanığın, 13.02.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2017 tarihli ve 2017/2452 Soruşturma, 2017/202 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararı kaldırılarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2018 tarihli ve 2017/2452 Soruşturma, 2017/1105 Esas, 2017/1006 sayılı iddianamesi ile Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/189 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 01.06.2020 tarihli ve 2019/840 Esas, 2020/742 Karar sayılı kararı ile; 13.02.2017 tarihli eylem ile 04.04.2017 tarihli ve 12.02.2017 tarihli eylemlerin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Dosyalar kapsamına göre;
1. Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede:
Şüpheli hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.12.2015 tarihli kamu davasının
açılmasının ertelenmesine ilişkin karar şüpheliye 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de,
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, şüpheli hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak şüpheliye 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle 10.08.2016 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, mahkemece, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223
üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırıdır.
2. Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede:
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir.Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Sanığın 04.04.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2017 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
Sanığın 12.02.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2017 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/535 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, karar 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerine göre
usulsüz şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmiştir. Kararın kesinleşmesi usulsüz olduğundan istinaf kanun yoluna tabi olduğu, kanun yararına bozma incelemesine konu edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Sanığın 13.02.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/189 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, sanığın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 01.06.2020 tarihli ve 2019/840 Esas, 2020/742 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüpheliye tebliğinin usulsüz olması nedeniyle "durma" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verileceğinden, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca açılan kamu davalarında da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırıdır.
Kabule göre de;
Sanığın 04.04.2017, 12.02.2017 ve 13.02.2017 tarihli eylemlerini, 09.06.2017 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlediği, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, aynı nitelikteki eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğinin belirlenmesi halinde sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği, 13.02.2017 tarihli eyleme ilişkin Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/189 Esas, 2019/369 Karar sayılı mahkûmiyet kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 01.06.2020 tarihli kararı ile bozulduğu, ancak 12.02.2017 tarihli eyleme ilişkin Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/535 Karar sayılı mahkûmiyet kararının usulsüz şekilde kesinleştirilmesi nedeniyle istinaf kanun yoluna tabi olduğu, kanun yararına bozma incelemesine konu edilemeyeceği anlaşıldığından;
Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesince, usulsüz şekilde kesinleşen Alanya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/535 Karar sayılı mahkûmiyet kararının usulüne uygun şekilde tebliği için mahkemesine bildirimde bulunulması, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde istinaf incelemesi sonucunda bozulması, istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde ise, bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talep edilerek, kararın bozulması halinde, sanığın 04.04.2017, 12.02.2017 ve 13.02.2017 tarihli eylemlerinin, tüm davaların dayanağı olan 20.10.2015 tarihli usulüne
uygun şekilde kesinleşmeyen erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceğinden tek suç olarak kabulü ile temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılma nedeni yapılacağı gözetilerek, inceleme konusu davada kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilerek Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/709 Esas ve 2017/475 Karar sayılı dosyasına gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2016/709 Esas, 2017/475 Karar sayılı kararı ile Alanya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/272 Esas, 2017/724 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.