WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2022/14384 E.  ,  2023/10319 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARLARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : 1. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi
2. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara
itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/344 Karar sayılı ek kararı ile, hükümlü hakkında, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 09.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

07.03.2021 tarihli ve 2021/65 değişik iş sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli ve 2018/680 Esas, 2019/66 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.06.2022 tarihli ve 2021/7094 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113010 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113010 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosyalar kapsamına göre, sanık hakkında 26/04/2018 tarihli uyuşturucu madde kullanmak eylemi nedeni ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.10.2018 tarihli ve 2018/15824 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/344 Karar sayılı sanığın mahkûmiyetine yönelik kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, 24.07.2018 tarihli uyuşturucu kullanmak eylemi nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli ve 2018/15757 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/680 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; sanığın bahse konu eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/680 Esas sayılı dosya kapsamında yer alan 15.10.2018 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği anlaşılmakla birlikte,
Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarihli ve 2017/2358 Esas 2017/3525 Karar sayılı ilâmı ile, " … her iki mahkeme tarafından hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun ilk kez kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi mümkün olmayıp, yasaya aykırı olduğu iddia edilen mahkeme kararlarına karşı başvurulacak diğer kanun yolları tükenmediğinden, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Kanun'un 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilebileceği ..." şeklinde belirtildiği üzere, sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Kanun’un 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın
yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 26.04.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2018 tarihli ve 2018/52056 Soruşturma, 2018/20784 Esas, 2018/15824 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/344 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 10.09.2019 tarihinde kesinleştiği,
Cumhuriyet savcısının yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması üzerine, Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.02.2021 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/344 Karar sayılı ek kararı ile, uyuşmazlığın kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle "yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" karar verildiği, ek kararın itiraz edilmeksizin 09.03.2021 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar veren hakim ile mahkûmiyet kararını veren hakimin de aynı hakim olduğu,
B. Şüpheli hakkında, 24.07.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli ve 2018/54839 (92) Soruşturma, 2018/20686 Esas, 2018/15757 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/680 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 19.02.2019 tarihinde kesinleştiği,

Cumhuriyet savcısının yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması üzerine, Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli ve 2018/680 Esas, 2019/66 Karar sayılı ek kararı ile "yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" karar verildiği, Cumhuriyet savcısının ek karara itiraz ettiği,
Mercii Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.03.2021 tarihli ve 2021/65 değişik iş sayılı kararı ile "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,
C. Şüpheli hakkında, 16.08.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2018 tarihli ve 2018/70543 (72) Soruşturma, 2018/20847 Esas, 2018/15871 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/1226 Esas, 2019/355 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 14.01.2021 tarihinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 14.01.2021 tarihli ve 2019/2117 Esas, 2021/139 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği,
Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca karara itiraz edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.06.2021 tarihli ve 2019/2117 Esas, 2021/139 Karar sayılı ek kararı ile, itirazın kabulüne, Dairenin 14.01.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığından davaların birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/1226 Esas, 2019/355 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verildiği,
Bozmadan sonra, Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2022 tarihli ve 2021/836 Esas, 2022/508 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/680 Esas sayılı dosyasında verilen 1 yıl 8 ay hapsin mahsubu ile 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 07.05.2022 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
D. Dosya arasında bulunan Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 2018/257 Esas ve 2018/690 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

Şüphelinin 17.03.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, 25.12.2017 tarihli ve 2017/88288 soruşturma, 2017/1647 sayılı karar ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak itiraz süresi ve itiraz merciinin gösterilmediği,
Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2018 tarihli ve 2017/88288 Soruşturma, 2018/6979 Esas, 2018/408 sayılı iddianamesi ile Adana 1. Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/257 Esas, 2018/690 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21.12.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre, sanığın 26.04.2018, 24.07.2018 ve 16.08.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının, ilk kez 15.10.2018 tarihinde düzenlenen iddianameden önce işlenmesi nedeniyle eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, bunlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince artırılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, her bir eylem yönünden farklı mahkemelere kamu davaları açılması ve sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırıdır.
Sanığın eylemleri arasında hukuki kesinti bulunmaması, eylemlerin zincirleme suç oluşturması hususu mahkemeler tarafından hüküm tarihinde bilinmiyor olsa da yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bir durum olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kanuna aykırılığın kanun yararına bozma yolu ile giderilebileceği anlaşıldığından; tebliğnamenin aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemekle birlikte,
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun
yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye ve şüphelinin zorunlu müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye ve zorunlu müdafiine, karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraza tabi olduğu belirtilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin ve itiraz merciinin belirtilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin ve itiraz merciinin gösterilmediği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde şüpheliye tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmemesinin Kanun'a aykırı olduğu, dolayısıyla inceleme konusu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan davalar yönünden de kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından;
Adana 1. Çocuk Mahkemesinin, istinaf edilmeksizin kesinleşen 20.11.2018 tarihli ve 2018/257 Esas, 2018/690 Karar sayılı kararına karşı, yukarıda belirtilen nedenle kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen nedenle, Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/257 Esas, 2018/690 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.11.2023 tarihinde karar verildi.