10. Ceza Dairesi 2022/11532 E. , 2023/7531 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/490 E., 2015/299 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Mersin 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2014/490 Esas, 2015/299 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 30.06.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.06.2022 tarihli ve 2021/23145 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/94613 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/94613 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı kağıdının 22.07.2014 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın bu tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediğinin bildirilmesi karşısında, tek başına bu durumun denetim yükümlülüklerine ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı cihetle ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeni ile mahkemesince durma kararı verilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının beklenilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 20.11.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2013 tarihli ve 2013/52204 Soruşturma, 2013/18133 Esas, 2013/5739 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Mersin 7. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Mersin 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2014 tarihli ve 2013/1224 Esas, 2014/250 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 21.05.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tedbirin infazı için 17.06.2014 tarihinde Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 26.06.2014 tarihli ve 2014/429 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye 22.07.2014 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edildiği, yasal süre içerisinde müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği,
D. Mersin 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2014/490 Esas, 2015/299 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikle davaya devam olunabilmesi için yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar" etme koşulunun getirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 02.05.2019 tarihli ve 2018/172 Esas, 2019/373 Karar sayılı kararı ile; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş olduğundan;
5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurarak denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, sanığın çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimlik serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, somut olayda "ısrar" şartının aranmayacağı, suç tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilme koşullarının bu yönüyle oluştuğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiş, istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!