10. Ceza Dairesi 2022/10610 E. , 2024/18754 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/500 E., 2022/464 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini
gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/53 Esas, 2021/558 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 13 yıl 9 ay hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 5. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılmasına karar verilen dosyanın getirtilip incelenmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, 6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 7. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
22.11.2020 tarihli olay tutanağına göre, motorize ekiplerin devriye görevlerini yaptıkları esnada durumundan şüphelenilen park halindeki araçtan indirilen sanığa, üzerinde veye araçta herhangi bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda sanığın, aracın sağ ön koltuk arkalığından çıkardığı ruhsatsız tabancayı, ardından yapılan kaba üst araması sırasında da üzerindeki bir adet cam pipoyu teslim ettiği, kimliğini ibraz etmesi istenildiğinde sürücü koltuğu üzerinde bulunan siyah çantadan kimliğini aldığı esnada başka bir çantayı diğer eline aldığı görülüp çanta içerisinde ne olduğu sorulduğunda uyuşturucu madde olduğunu söylediği, sanıkla birlikte çanta kontrol edildiğinde suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda;
Suç üstü halinin varlığından söz edilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (e) bendi ve 161 inci maddeleri ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun (2559 sayılı Kanun) ek 6 ncı maddesi uyarınca derhal Cumhuriyet savcılığına olayın haber verilip onun emri doğrultusunda işleme devam edilmesinin ve 5271 sayılı Kanun'un 116 ve 119 uncu maddeleri uyarınca adlî arama kararı veya yazılı arama emri uyarınca arama yapılmasının gerektiği, sanığın aracında arama yapılmasına ilişkin usulüne uygun bir adlî arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş bir yazılı arama izni bulunmadığı; failin üstü, eşyası, konutu, iş yeri ve faile ait diğer yerlerden suç delillerinin elde edilmesinin ancak kanunlar çerçevesindeki düzenlemelere riayet edilmesiyle mümkün olduğu, devletin kamu gücünü kullanan kolluk görevlilerinin karşısında direnme gücü bulunmayan sanığın, aracındaki suç delillerinin tespiti ve teslimine ilişkin bu aşamada gösterdiği rızanın hukuken geçerli olmadığının kabulünün gerektiği, bu nedenle olay tutanağı ve dosya kapsamına göre ilk bakışta görülemeyecek şekilde çanta içerisinde bulunan uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesinin usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adlî arama kararına dayanmadığı, yasak delil niteliğinde olduğu, böyle bir arama sonucu bulunan delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, mahkûmiyetine yeterli başkaca delil bulunmayan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin
ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Bozmanın niteliğine göre sanığın SALIVERİLMESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Olay tarihinde durumundan şüphelenilerek kimlik kontrolü için kolluk görevlilerinin yanına gittiği şüphelinin araçta suç unsuru var mı sorusu üzerine 6136 sayılı Kanun kapsamındaki tabancayı çıkararak kolluk görevlilerine verdiği, bu sırada kimliği istenen şüphelinin araçtan el çantasını aldığı sırada başka bir çantayı daha diğer eline aldığı, kaba üst yoklamasında uyuşturucu kullanmaya yönelik cam aparatı (bulaşıklı) çıkararak kolluk görevlilerine teslim ettiği, heyecanlı ve tedirgin hareketlerine devam eden şüphelinin uyuşturucuların bulunduğu çantadan bir şey alıp saklar gibi davranması üzerine, çantada ne olduğu sorulduğunda, şüphelinin de uyuşturucu olduğunu belirterek uyuşturucu maddeleri kolluk görevlilerine teslim etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, kolluk görevlilerinin 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu kapsamında durumundan şüphelendikleri şüphelinin kimlik kontrolünü ve kaba üst yoklamasını yapmalarının yasal yükümlülükleri olduğu, kimlik ibrazı istendiği sırada, şüphelinin, içerisinde uyuşturucuların bulunduğu çantayı araçtan kendisi alarak sorulması üzerine uyuşturucu olduğunu söyleyip teslim etmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, kolluk görevlileri tarafından henüz bir arama yapılmadığı, kaldı ki şüpheli tarafından bu şekilde teslim edilmese bile, şüphelinin 6136 sayılı Kanun kapsamındaki silahı teslim etmesi sonrası kolluk tarafından usulüne uygun arama kararı alınarak araçta zaten arama yapılacağı, tüm bu hususlar nazara alındığında henüz arama işlemi yapılmamış olması nedeniyle sayın çoğunluğun adli arama kararı veya önleme araması kararı olmaksızın yapılan arama sonucu ele geçen uyuşturucu maddenin mahkûmiyete esas alınamayacağı yönündeki görüşüne katılmayarak usul ve yasaya uygun karara yönelik temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. 14.05.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!