WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2021/7822 E.  ,  2023/10220 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
B. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanıktan alınan tahlil sonucunda sanığın uyuşturucu madde kullanımına devam ettiğinin bildirilmesi üzerine, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile beşinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 2015/1205 Esas, 2016/766 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanığa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısı temyiz talebinde özetle; mahkemece sanığın denetimli serbestlik sırasında uyuşturucu madde kullandığı yönünde yeterli delil olmadığı kabul edilerek sanığın beraatine karar verildiği, Mahkemenin 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan şartlar gerçekleşmeden dava açıldığı yönündeki kabulü doğru ise de, kovuşturma şartı gerçekleşmeden dava açılması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilmesi gerekirken sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Batıkent boş arazide durumundan şüphelenilen sanığın üzerinde Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/1070 sayılı arama kararına istinaden yapılan aramada 2 gram tütünle karışık toz esrar maddesinin ele geçirildiği, ekspertiz raporuna göre, maddenin 2313 sayılı Yasa Kapsamında bulunduğunun, elde edilebilecek esrar miktarının 0,5 gram olduğunun tespit edildiği, sanık hakkında
kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ancak sanığın denetim süresi içerisinde uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, dosyanın incelenmesinde sanık hakkında verilen denetimli serbestlik kararının sanığa 24.08.2015 tarihlinde tebliğ edildiği, sanığın aynı gün hastaneye sevk edildiği, 24.08.2015 tarihinde yapılan tahlillerinden birinin pozitif çıktığı, sanığın A Ferin isimli ilaç kullandığı ve tahlilinin bu nedenle pozitif çıktığına ilişkin olarak dilekçe verdiği ve yeniden araştırma yapılmasını istediği, sanığın bu dilekçesiyle ilgili araştırma yapılması amacıyla Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hastaneye müzekkere yazıldığı, ancak bu konuda araştırma yapıldığına ilişkin bir belgenin dosyada bulunmadığı, sanığın Mahkemede alınan savunmasının da benzer olması nedeniyle Mahkemece hastaneye müzekkere yazılarak A Ferin isimli ilacın kullanılmasının tahlillerin pozitif çıkmasına neden olup olmayacağının sorulduğu, hastane tarafından gönderilen adli raporda, "Denetimli serbestlik kapsamında idrarda madde bakıldığında çapraz reaksiyon yalancı pozitif çıkabilmekte. A Ferin ilacı ile bu mümkün ancak, buna bağlı olduğunu ispat etmek toksikoloji laboratuvarının bulunduğu bir yerde tespit edilebilmektedir." şeklinde görüş belirtildiği, sanığın pozitif çıkan tahlilerinin üzerinden uzun zaman geçmiş olması nedeniyle o gün itibarıyla A Ferin ilacının tahlillerin pozitif çıkmasına neden olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, sanığın kullandığı ilacın tahlillerin pozitif çıkmasına neden olabileceğinin hekim raporunda belirtildiği, bu şekilde sanığın denetim süresi içinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı konusunda tereddüt oluştuğu, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin olarak soyut iddia dışında, her türlü şüpheden uzak, cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İncelemeye konu 21.05.2015 tarihli eylem nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında yapılan soruşturma sonunda, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararını müteakip, sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri ihlal ettiği gerekçesiyle 06.11.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açılması üzerine; Mahkemece "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle" gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraatine karar verildiği,

19.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının sanığa 18.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının infazı için dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden 29.07.2015 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı gözetilmeksizin denetime başlanıldığı, çağrı kağıdının sanığa tebliğinin ardından sanığın 24.08.2015 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne geldiği ve hastaneye sevk edildiği, 24.08.2015 tarihinde sanıktan alınan tahlil sonucunda düzenlenen 24.08.2015 tarihli raporda opiat pozitif çıktığının belirtildiği ve bunun üzerine denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 03.09.2015 tarihinden önce 24.08.2015 tarihinde alınan tahlil sonucunun ihlal olarak değerlendirilemeyeceği dolayısıyla olayda kovuşturma şartının gerçekleşmediği,
5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığının tespiti halinde kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilebileceği, beraat kararı verilemeyeceği,
Somut olayda, 21.05.2015 günü saat 16.30 sıralarında boş arazide bulunan iki şahıstan sanığın görevlileri görünce elinde bulunan beyaz kağıdı yere attığının görülmesi üzerine yanlarına gidildiğinde suça konu esrar maddesinin ele geçirildiği, sanığın alınan savunmalarında da içmek amacıyla satın aldığı esrar maddesini görevlileri görünce yere attığını beyan ederek suçlamayı kabul ettiği dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan 21.05.2015 tarihli eylemin sübut bulduğu ancak;
İnceleme tarihi itibarıyla, adli sicil kayıtları ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada, sanığın sabıkasız olduğu ve sanık hakkında, inceleme konusu 21.05.2015 tarihli suç tarihinden önce, aynı suçtan dolayı açılmış başka bir dava nedeniyle verilip kesinleşmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin ya da aynı suçtan dolayı verilen başka bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı, yine incelemeye konu 21.05.2015 tarihli suç tarihinden sonra 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunmadığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 03.09.2015 tarihinden
itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan kamu davası da bulunmadığı,
Dolayısıyla, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibarıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 03.09.2015 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesinde yer verilen “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 2015/1205 Esas, 2016/766 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.