10. Ceza Dairesi 2021/4140 E. , 2023/11268 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : 1. 27.06.2014 tarihli eylem yönünden; Mahkûmiyet
2. 20.01.2015 tarihli eylem yönünden; Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği
temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan 2014/18395 numaralı soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 22.09.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci, ikinci, dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Sanık hakkında, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan 2015/4073 numaralı soruşturmada, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 27.04.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ila beşinci fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2016/74 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle dosyanın, Mahkemenin 2015/774 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
D. Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli ve 2015/774 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 27.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna, 20.01.2015 tarihli
kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan davanın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; almış olduğu cezanın temyiz edilmesini arz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
27.06.2014 günü sanığın durumundan şüphelenilerek üzeri arandığında 4 içimlik esrar maddesinin çıktığı, suç konusu maddenin eleme usulüyle net 1,75 gr esrar içerdiği, 2014/28 Karar sayılı kararla dava açılması ertelenerek sanık hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmesi nedeniyle 08.01.2016 tarihinde kamu davası açıldığı, ancak bu davanın açılmasından önce sanığın 20.01.2015 tarihinde üst aramasının yapılmak istendiği, o sırada sanığın kağıda sarılı vaziyette 5 adet uyuşturucu maddeyi çıkartarak kendi rızasıyla polislere teslim ettiği, sanık hakkında yine dava açılmasının ertelendiği ve sanık hakkında denetimli serbestlik uygulanmasına karar verildiği ancak sanığın bu tedbire de uymaması üzerine dava açıldığı, bu dava konusu olan eylemin yeni bir suç olmayıp 27.06.2014 tarihinde işlenen ve hakkında denetimli serbestlik kararı verilen güvenlik tedbirinin ihlali niteliğinde olduğu, sanığın bir tek kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği, yeni bir suç niteliğinde olmayıp önceki denetimli serbestlik tedbirinin ihlali niteliğindeki ikinci eylemi açısından bu eylemin ayrı bir kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Mahkûmiyet Kararı Yönünden;
1. Gerekçeli karar başlığında 27.06.2014 tarihinin de suç tarihi olarak yazılmaması,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama
usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Suç tarihi olan 27.06.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibariyle sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibariyle sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
4. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu
maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
5. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce şahit numune olarak alınan uyuşturucu maddenin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
1. Mahkûmiyet Kararı Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli ve 2015/774 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
2. Düşme Kararı Yönünden;
Soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayan eylem yönünden verilen düşme hükmüne karşı sanığın temyizinde hukuki yararı olmadığı gibi, hükmün gerekçesine yönelik bir temyiz de bulunmadığından sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!