WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2021/17112 E.  ,  2024/16362 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1566 E., 2021/2038 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER: 1.İstinaf başvurularının esastan reddi, (sanıklar ... ve ... hakkında)
2.İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, (sanıklar ..., ... ve ... hakkında )
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi

Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/82 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Sanık ...'nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 11.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3. Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
4. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile;
1.Sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
2.Sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanık ... yönünden re'sen de istinaf denetimine tabi olan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna,
B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanığın eylemini akıl hastalığı etkisi altında gerçekleştirdiğine,
C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğine,
4. Dosya kapsamına aykırı şekilde temel cezanın belirlenmesi esnasında alt sınırdan uzaklaşıldığına,
5. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığına, ayrıca yerel mahkeme tarafından, bahsi geçen nitelikli halin hangi nedenle uygulandığının gerekçeli kararda belirtilmediğine,
İlişkindir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde,
Sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın, hükmen tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla gönderdiği 19.10.2021 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,
5271 sayılı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir kararın dosya kapsamında bulunmadığı ve mahkemece sanığın eylemlerinin sübutunun gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırıldığı anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine göre sanıklara atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.
Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir kararın dosya arasında bulunmadığı ve sanıktan uyuşturucu madde elde edildiğinin belirtildiği güven

alımlarından 11.11.2018 tarihli eylemde ele geçirilen maddenin kriminal laboratuvar raporunda uyuşturucu madde olmadığının belirtilmesi karşısında, bahsi geçen eylemin sabit olmadığı, 09.11.2018 tarihli güven alımı yönünden ise gizli soruşturmacıların gizli tanık sıfatıyla dinlendikleri celsede eylemi gerçekleştiren kişinin sanık ... olup olmadığının gizli tanıklara sorulmadığı görülerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunuyor ise hukuki denetime olanak sağlayacak şekilde aslı veya onaylı örneğinin getirtilip bu dosya arasına alınması; yoksa bu yöntemle elde edilen bilgiler delil olarak değerlendirilemeyeceğinden, suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma, temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacıların, 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek tanık olarak dinlenilip, hükme esas alınan olaylara ilişkin olarak ayrı ayrı detaylı bir biçimde beyanlarının alınması, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
C. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden,
1. Sanıkların cezalarında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım yapılabilmesi için hükme esas alınan eylemlerde müşterek faillerin "aynı yönde" hareket etmeleri ve bir olay üzerinde aynı amaç doğrultusunda üç kişinin de iradelerinin birleşmesi gerektiği anlaşıldığından, sanıkların gerçekleştirdikleri güven alımlarının hangisinde en az üç kişinin aynı yönde hareket ettiğine dair yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım yapılması,
2. Sanık ...'in hükme esas alınan telefon konuşmalarının kendisine ait olmadığını söylemesi karşısında, ses örneklerinin alınarak telefon konuşmalarının sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde,
Gerekçe bölümünün (A) başlıklı bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin

birinci fıkrası gereği dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının, diğer yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
C. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden,
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının, diğer yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin Başkan vekili ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla, sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin Başkan vekili ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla, REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Sanıklar ... ve ...'ın salıverilmeleri gerektiğine ilişkin:
1. Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)'nin başlangıç bölümü ve 53. maddesi hükümlerine göre;

a) AİHS insan hakları ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır.

b) AİHS'ye taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS'nin hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla, AİHS'ye taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.

2. AİHS'nin 5. maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS'nin 5. maddesindeki tutuklulukta geçecek "makûl süre" kavramını yorumlarken, bu sürenin İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS'nin başlangıç bölümü ile 53. maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.

4. CMK'nın 2, 102 ve 104. maddeleri ile CGTİHK'nın 4. maddesine göre;

a) İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir.

b) Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır.

c) Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür.

d) CMK'nın 102. maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar

geçen süreler de dahildir.

5. Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır.

6. Somut olayda, sanık ... 26.11.2018 tarihinden beri ve sanık ... ise 29.11.2018 tarihinden beri tutuklu bulunmaktadırlar. Belirtilen tarihten bu güne kadar 5 yıllık azami tutukluluk süresi dolmuştur.

7. Azami tutukluluk süreleri dolmuş olan sanıkların salıverilmeleri gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun aksi görüşüne katılmıyorum. 11.03.2024

KARŞI OY GEREKÇESİ

26.11.2018 tarihinden beri tutuklu bulunan sanık ...'in, belirtilen tarihten bugüne kadar 5271 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık azami tutukluluk süresinin dolmuş olması ve dosyadaki mevcut delil durumu dikkate alınarak, salıverilmesi gerektiği kanaatini taşıdığımdan adı geçenin tahliye talebinin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 11.03.2024