WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2024/2424 E.  ,  2024/3876 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/230 E., 2024/329 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/257 E., 2023/185 K.

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasbırakanlarından intikal eden Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... köyü, Köyiçi mevkinde bulunan 117 ada 8 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına 08.01.2008 tarihli kadastro tespiti ile kayıt ve tescil edildiğini, bu tespit sırasında aynı taşınmazın parçası olan, gerek müvekkilin mirasbırakanlarının gerekse müvekkilin kadimden beri zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunan ve 117 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ile mülkiyeti başkalarına ait olan 117 ada 5, 6, 7 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan alanın kadastro çalışması sırasında yol olarak tespit dışı bırakıldığını, bu alanın tespit öncesinde de yol olarak kullanılmadığını, kadastro tespitinden 20 yıldan fazla bir zaman öncesinden gelen zilyetlik ile müvekkil ve mirasbırakanları tarafından tarım arazisi olarak bütün halinde kullanıldığını ileri sürerek müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilmesinin mümkün olmadığını, davacıların bu taşınmaz üzerinde nizasız ve fasılasız 20 yılı aşkın zilyetliğinin olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın kamu malı niteliğinde olduğunu, zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescilinin mümkün olmadığını, kaldı ki 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmediğini, yolu bahçesine katan davacının kamunun yoldan faydalanma hakkını ihlal ettiğini, dolayısıyla davacının kazandırıcı zamanaşımından faydalanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2018/7 Esas, 2019/252 Karar sayılı kararıyla; davacının iştirak halinde bulunan terekeye ait bir mal üzerinde tek başlarına aktif dava açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2020/1184 Esas, 2021/1008 Karar sayılı kararıyla; dava konusu edilen bölümün bitişiğindeki 117 ada 8 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davacı ... adına tespit ve tescil edildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın öncesinde davacının mirasbırakanı Yaramış Büyükata'ya ait iken 20.06.1995 tarihinde ölümü ile mirasçılarına kaldığı, mirasçılarının kadastro tespitinin yapıldığı 2007 yılına kadar kullandıkları, kadastro geçerken aralarında mirasbırakandan kalan taşınmazları taksim ettikleri, taksime göre de taşınmazların mirasçıları adına tespit ve tescil edildiği, taksimde 117 ada 8 sayılı parselin davacıya düşmesi nedeniyle adına tek başına tescil edildiği, davacının da bu parselin bitişiğindeki dava konusu yerin bir bütün olarak kullanıldığını iddia etmesi nedeniyle taşınmazın tek başına adına tescilini isteyebileceği, aktif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafından taksimin ispatlandığının kabulü ile davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip toplanan deliller değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davanın aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114, 115 nci maddeleri gereğince usulden reddine karar vermesi gerekirken "davanın reddine " şeklinde hüküm kurmasının da doğru bulunmadığı, açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü için toplanan deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli ve 2021/281 Esas, 2022/34 Karar sayılı kararıyla; dava konusu mahalde yapılan kadastro çalışmalarının 08.01.2008 tarihinde kesinleştiği, ancak 08.10.2018 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfleri ile gösterilen kısımların tespit harici bırakıldığı, bu kısımların 20 yılı aşkın bir süredir davacı tarafından zilyet olarak 117 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak kullanıldığı ve kullanımına devam edildiği, bu fiili durumun mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile de doğrulandığı, anlaşılmakla Türk Medeni Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir.

D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

E. İkinci Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2022 tarih ve 2022/807 Esas, 2022/947 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenilen tespit bilirkişisi Remzi Çalışkan'ın dava konusu edilen taşınmaz bölümünün yol olduğunu, bu nedenle de kadastro tespitinde yol olarak bırakıldığını, davacının kullandığı yerin adına tespit edilen 8 sayılı parsel olduğunu, dava konusu taşınmazı davacı tarafın kullanmadığı yönünde beyanda bulunmuş ise de diğer yerel bilirkişi ve tanıkların ise tam tersi yönde beyanda bulunduğu halde çelişkili beyanlar yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, her ne kadar jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından 1992 ve 2005 yılı hava fotoğrafları incelenmiş ise de taşınmazın Nâzım İmar planı kapsamına alınma tarihi olan 2021 tarihinden geriye 15/20-25 yıl öncesine ait eski tarihli en az 3 hava fotoğrafının getirtilmediği, jeodezi ve fotogrametri mühendisinin bilimsel verilerek dayalı olmayan yetersiz raporu esasa alınarak hüküm kurulduğu, keşif sonucu düzenlenen ziraat yüksek mühendisi raporunda "taşınmazın halen mıcır dökülerek stabilize yol haline getirilmiş olsa da mıcır dökülmeyen kısımlarındaki toprak yapısı incelendiğinde tarımsal amaçla kullanılmaya elverişli ve konum itibariyle davacıya ait 8 nolu taşınmaz ile bir bütünlük arz ettiği, arsa olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı" yönündeki raporundan taşınmazın tam olarak vasfının, toprak yapısının ne olduğunu, ne olarak kullanıldığını, genel yol mu yoksa özel yol vasfında olup olmadığını ya da bir kısmının yol bir kısmının da tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı hususunun tam olarak anlaşılamadığı, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaz bölümünün bulunduğu alana ait, temin edilebilen en eski tarihli ve güncel ortofoto görüntüleri ile imar palanına alınma tarihi olan 2017 tarihine en yakın tarihli uydu fotoğrafları, 2017 tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı evreye ilişkin hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğü’nden, dosya arasına getirtilmesi, bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, kadim yol olup olmadığı, taşınmazın iddia edildiği gibi davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanım mevcut ise şekli ve süresi, dava tarihine kadar davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolup dolmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması; ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğini, bitki örtüsü ve toprak yapısı itibariyle yol niteliğinde olup olmadığını, zeminde hangi amaçla kullanıldığını bildirir, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki raporları irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi ve çekişme konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu yerin uydu fotoğrafları üzerinde işaretlenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini, taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğini, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak kullanılmaya ne zaman başlanıldığını belirtir şekilde rapor alınması; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının bilimsel esaslara göre hazırlanmış bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için gereken deliller toplanmadan ve toplanacak deliller değerlendirilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı Hazine'nin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.

F. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli ve 2022/257 Esas, 2023/185 Karar sayılı kararıyla; dava konusu mahalde yapılan kadastro çalışmalarının 08.01.2008 tarihinde kesinleştiği ancak dava konusu edilen yerin 08.10.2018 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporuna ekli krokide A harfleri ile gösterilen kısımların tespit harici bırakıldığı, bu kısımların 20 yılı aşkın bir süredir önce davacı tarafından 117 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak kullanıldığı ve kullanımına devam edildiği, bu fiili durumun mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile de doğrulandığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 713 üncü maddesi gereğince 20 yılı aşkın süredir davacının malik sıfatıyla taşınmaza zilyet olduğu anlaşılmakla, davaya konu taşınmazın mirasbırakan Yaramış Büyükata'ya ait iken 20.06.1995 tarihinde ölümü ile mirasçılarına kaldığı, mirasçılarının kadastro tespitinin yapıldığı 2007 yılına kadar kullandıkları, kadastro geçerken aralarında mirasbırakandan kalan taşınmazları taksim ettikleri, taksime göre de taşınmazların mirasçıları adına tespit ve tescil edildiği, taksimde 117 ada 8 sayılı parselin davacıya düşmesi nedeniyle tek başına adına tescil edildiği, davacının da bu parselin bitişiğindeki dava konusu yeri bir bütün olarak kullandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

G. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

H. İstinaf Nedenleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; fen bilirkişisi... ve Jeodezi ve Fotoğrametri Mühendisi ... tarafından düzenlenen 06.04.2023 tarihli raporunun ve krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş ise de 06.04. 2023 ile 02.05.2023 tarihli bilirkişi raporlarına karşı vermiş oldukları 16.05.2023 tarihli beyanlarında da belirttikleri üzere 2008 yılından sonra yol olarak ayrılan kısım olan dava konusu (A) ile gösterilen taşınmazda tarımsal faaliyet olmadığı ve 117 ada 8 parsel ile kullanım bütünlüğü olmadığı, bilirkişi raporlarında böyle bir tespit yapıldığı halde Mahkemenin davanın kabülüne karar vermesinin hukuka ve kanuna uygun olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

J. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/329 Karar sayılı kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 361/1 maddesi 6763 sayılı Kanun ile değişik HMK'nın 341/2 maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar ve değeri 17.830,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, dava dilekçesinde dava değerinin 5.000,00 TL gösterildiği, 09.10.2018 tarihli Ziraat Yüksek Mühendisi ...'nın raporuna göre dava konusu edilen ve (A) harfi ile gösterilen 608,60 metrekarelik taşınmaz bölümünün dava tarihindeki değerinin toplam 9.129,60 TL olarak belirlendiği, belirlenen değere karşı taraflarca itirazda bulunulmadığı, dava konusu taşınmaz değerinin 6763 sayılı Kanun ile değişik HMK'nun 341/2 nci maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olarak belirlenen 17.830,00 TL'den aşağı olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 346 ncı maddesi gereğince bu hususta bir karar verilmeden dosyanın istinaf incelemesi için gönderildiği, davalı Hazine tarafından kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1 inci maddesi gereğince istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu 15.09.2021 tarih 2020/1184 Esas, 2021/1008 Karar sayılı karar ile 2022/807 Esas, 2022/947 Karar sayılı kararlarında miktar açısından kesin olup olmadığına dair bir inceleme yapılmadan Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararların kaldırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin söz konusu kararıyla açıkça hukuka aykırı bir durum ortaya çıktığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci maddesi,

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2 inci, 346 ncı ve 352/1 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... köyü, Köyiçi mevki çalışma alanında bulunan fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerin 06.04.2023 tarihli rapor ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 608,60 meterekare yüzölçümündeki taşınmaz yol olarak tescil harici bırakılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin j bendi gereğince temyiz eden Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.