1. Hukuk Dairesi 2023/3851 E. , 2024/1064 K.
"İçtihat Metni"...
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/276 E., 2023/334 K.
DAVA TARİHİ : ...
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul/Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/806 E., 2019/182 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; ... köyünde bulunan 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının mirasbırakanları ...'den kendilerine kaldığını, fakat söz konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında kadastro ekiplerinin ihmali ve tespit bilirkişilerin yanlış yönlendirmeleri sonucu davalı Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit ve tescil edildiğini, mirasbırakanın ve kendilerinin bu taşınmazı yaklaşık 50-60 yıldır kullandıklarını, dava konusu taşınmazın bitişiğinde olan taşınmazın da kendilerine ait olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı ile davacılar lehine mülkiyet hakkının oluştuğunu belirterek davalı adına kayıtlı olan 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2.530,00 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; davanın öncelikle süresi içinde açılmadığından reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında "Sarıkamış Tapu Müdürlüğü'nün 11.03.2021 tarih 338 sayılı yazısı ekindeki Sarıkamış Kadastro Mahkemesi'nin 2008/180 Esas, 2010/92 Karar 25.02.2011 tarihli kesinleşme şerhi kararına istinaden kesinleştirilmiştir." şeklindeki ifadenin görüldüğünü, bu nedenle davacıların dava konusu taşınmaza yönelik taleplerinin kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, tescile konu olabilecek nitelikte olmadığını, bu nedenle zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, ayrıca kadastro tespitine ilan süresinde herhangi bir mülkiyet itirazında bulunulmadığını ve hiç kimsenin taşınmaz üzerinde bir hak iddia etmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı incelendiğinde Sarıkamış Kadastro Mahkemesi'nin 07.06.2010 tarih ve 2008/180 Esas 2010/92 Karar sayılı ilamında da dava konusu olup Kadastro Mahkemesi'nin bu kararıyla tespit gibi tesciline karar verildiği ve verilen kararın 25.02.2011 tarihinde kesinleştiği, davalı vekilince her ne kadar kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de anılan kararda tarafların aynı olmaması nedeniyle kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle talebin reddine, dava konusu taşınmazın kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden yapılan değerlendirmede, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 23.03.2019 tarihli raporda ... ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde "A" harfi ile gösterilen 1.425,56 m2 yüzölçümündeki dava konusu yer Hazine adına ham toprak vasfı ile senetsizden tescil görmüş ise de taşınmazı öncesinde ...'ın tarla olarak kullandığı, ardından bu yeri ...'e sattığı, ...'in de vefat etmeden önce bu yerin üzerine ev ve ahır yaptığı, vefat ettikten sonra da yerin mirasçılara kaldığı, halihazırda da davacıların 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğu mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarından anlaşıldığı, 1957 ve 1982 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazda kullanımın olduğu, dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin ve sabit olduğu, bununla birlikte ev ve arsa vasfında olduğunun anlaşıldığı, mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarına itibar edilerek davacıların dava konusu yerde nizasız fasılasız malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süredir eklemeli zilyetliklerini sürdürmekle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/2 nci maddesi uyarınca lehlerine tescil koşullarının oluştuğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen davacılar adına belgesizden tescil gören taşınmaz miktarı sınırının aşılmadığı gerekçesiyle dava konusu taşınmazda (A) harfi ile gösterilen yer bakımından davanın kabulüne; fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 23.03.2019 tarihli raporda "C" harfi ile gösterilen 496,97 m2 yüzölçümündeki dava konusu yere ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, ziraat bilirkişisi raporunda her ne kadar yerin ahır ve arsa vasfında olduğu belirtilmiş ise de dava konusu yerin doğusunda kalan ham toprak vasıflı yerle sınırının ihata duvarıyla oluştuğu, belirgin bir sınırının olmadığı, fen bilirkişisi raporundan 1957 ve 1982 yıllarına ait hava fotoğraflarında taşınmazın üzerinde kullanım olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar lehine ihya ve zilyetlikle iktisap koşulları oluşmadığı gerekçesiyle dava konusu taşınmazda (C) harfi ile gösterilen yer bakımından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak karar verildiğini, Hazine'ye ait taşınmazların üzerinde zamanaşımı, zilyetlik, imar-ihya vb. suretle hak iddia edilmesinin mümkün olmadığını, Hazine adına olduğu kesin olarak tespit edilmiş alanların yapılan çalışmalar ve mevcut belgeler dikkate alınmadan şahıs üzerine bırakıldığını, hükme dayanak yapılan mahalli bilirkişilerin yaşları dikkate alındığında dava konusu taşınmazın Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihten veya Toprak Tevzi Komisyonu çalışmalarından geriye doğru iktisap sağlayan süreye ilişkin zilyetliği bilmelerinin mümkün olmadığını, mahalli bilirkişilerin aynı köyde ikamet ettiklerini, beyanlarının taraflı olma ihtimali dikkate alındığında hükme esas alınamasının kabul edilemeyeceğini, yerleşik Yargıtay kararlarında belirtmelik tutanak tanıklarının nüfus kayıtlarının dosyaya getirtilerek sağ olup olmadıklarının araştırılması gerektiği, dosya ikmal edildiğinde yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişiler ve sağ olmaları halinde belirtmelik tutanak bilirkişilerinin dava konusu taşınmaz başında dinlenmesi gerektiğine vurgu yapıldığını, bu konuda da yeterli bir araştırma yapılmadığını, Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 46 ıncı maddesi uyarınca mülk edinme koşullarının yeterince araştırılmadığını, çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren bilimsel verilere dayalı rapor alınmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyaya sunulan raporda dava konusu taşınmazın tarla niteliği taşıdığı belirtilmişse de Hazineye ait tarla vasıflı taşınmazların da bulunduğunun gözetilmediğini, bilirkişi raporuna taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek net, denetlenebilir fotoğraflar eklenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın batısı ve kuzeyinin çayır vasıflı taşınmaz ile çevrili olduğunu, çekişmeli taşınmazın hava ve uydu fotoğraflarında hangi nitelikte olduğunun yöntemince tespit edilmesi gerektiğini, bir kısım hava fotoğrafları incelenmişse de usulüne uygun şekilde incelenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz üzerinde "A" harfi ile gösterilen alan yönünden incelenen hava fotoğrafları ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından zilyetlikle iktisap koşullarının eklemeli zilyetlik yolu ile davacılar lehine oluştuğu, alanın sınırlarının belirgin ve sabit olduğu, ev ve arsa niteliğinde olan alanın davacılar tarafından nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süredir kullanıldığı, davacılar adına belgesizden tescil gören taşınmaz miktarı sınırının aşılmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 23.03.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda... parsel sayılı taşınmaz üzerinde "113/1 A" harfi ile gösterilen 1.425,56 m2 yüzölçümündeki dava konusu taşınmazda davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsicili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!