WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2023/3477 E.  ,  2024/4272 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/191 E., 2022/628 K.
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, mirasbırakanı ...'nın maliki bulunduğu 153 ada 7 parselin ½ payını evlenmek amacıyla ve muvazaalı olarak satış suretiyle davalı ikinci eşi ...'ya temlik ettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazı eşi müteveffa ...'ndan aldığını, devir işleminin iddia edildiği gibi bedelsiz olmadığını, bu nedenle ortada muvazaalı bir işlem olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama aşamasında 03.08.2008 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.03.2008 tarihli ve 2005/234 E -2008/140 K sayılı kararı ile ; miras bırakanın kadastro tespitinden önce vefat ettiği, 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairenin 20.11.2008 tarihli ve 2008/9797 E- 2008/12048 K sayılı kararı ile ; " ... Dosya içeriğinden toplanan delillerden, dava konusu 153 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dayalı olarak kadastroca 14.3.1978 tarihinde davalı ... ile birlikte dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil edildiği, tespitin 18.12.1980 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın kadastro öncesi tapu kaydı ile 4.5.1968 tarihinde miras bırakan ... tarafından davalı olan ikinci eşi ...’ya satış suretiyle temlik edildiği görülmektedir. Miras bırakanın ise kadastro tespit tarihinden sonra 28.4.1979 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava açma hakkının mirasbırakanın ölümüyle ortaya çıktığı Kadastro Yasasında öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında mirasbırakanın ölüm tarihinin büyük önem taşıdığı kuşkusuzdur. Davacının hakkı miras bırakanın ölümü ile doğmaktadır. Mirasbırakan hayatta iken böyle bir iptal davası açmaya hakkı yoktur. 3402 sayılı yasanın l2/3 maddesinin uygulanabilmesi için de iki koşulun bir arada bulunması zorunludur. Öncelikle davacıların tapulama öncesi dayanacakları bir haklarının doğmuş olması ve murisin tespit tarihinden önce ölmüş olmasıdır. On yıllık hak düşürücü sürenin tespitin kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanacağı da tartışmasızdır. Somut olayda miras bırakan taşınmazların geometrik ve hukuksal durumunu belirleyen tespitten sonra öldüğüne göre 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde ifadesini bulan “ kadastrodan önceki hukuki neden” olgusunun gerçekleştiği söylenemez.Esasen Yargıtay uygulamalarında da tutanağın düzenlendiği tarihten sonra ve fakat kesinleşmesinden önceki haklara dayanılarak dava açıldığı takdirde on yıllık hak düşürücü süre kapsamında olmadığı kabul edilmektedir.(8.HD) 19.3.1988 tarih 1985/2970 Esas 1985/2927 Karar) Eldeki davada da mirasçılık hakkı murisin ölümüyle tespitten sonra doğmuş olup aksi düşüncenin kabulü halinde bu tür davalara kadastro mahkemesinde bakılması gerekeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2009/96 E- 2014/1127 K sayılı kararı ile ; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerinin mahkemenin görev sınırını aştığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, söz konusu kararın 04.01.2016 tarihinde kesinleşmesi ve talep üzerine dosya görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmiş, Akçaabat 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2016/191 E- 2022/628 K sayılı kararı ile ; muvazaa iddiası yönünden yapılan araştırmada; dava konusu olayda ispat yükünün davacı tarafta olduğu, mirasbırakanın ikinci eşi olan müteveffa davalı ile evlenmek için üzerine kayıtlı dava konusu taşınmazı evlilik şartı olarak davalıya satış suretiyle temlik ettiği, bu devir gereği taraflar arasında para alışverişinin bulunmadığı, yöredeki toplumsal eğilime uygun şekilde evlilik şartı olarak taşınmazını ikinci eşi davalı ...'ya satış görünümünde muvazaalı olarak devrettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile, iptal edilen payın mirasbırakanın veraset ilamındaki hissesi oranında davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle ; davanın muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemli olduğunu, dava dilekçesinde müvekillerinin annesi ile evlenmek amacıyla 1/2 payın devredildiğinin belirtildiğini, davacı asıl tarafından da bu şekilde beyanda bulunulduğunu, müvekkillerinin annesi ...'nın mirasbırakanın ikinci eşi olduğunu ve mirasbırakanın evlenmeden önce taşımazın 1/2 payını ...'ya devrettiğini, evlilik amacıyla mehir ve evlilik hediyesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bu tasarrufun mal kaçırma amacıyla yapıldığını kabul etmenin mümkün olmadığını, evlenecek kişilerin birbirlerine hediye amacıyla taşınmaz devri yapmasının mal kaçırma olarak düşünülemeyeceğini, mirasbırakanın başkaca taşınmazlarının da bulunduğunu, mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını, dosya kapsamında tanık dinlenmediğini, mal kaçırma iradesinin bulunduğuna dair somut ve hukuki bir delilin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bilindiği üzere; Muris muvazaasında 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci ve Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

2. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden ; 1913 doğumlu mirasbırakan ...'nın 28.04.1979 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ilk eşinden olma oğlu davacı ..., ilk eşinden olma dava dışı torunları ve çocukları ile ikinci eşi davalı ... ve ondan olma çocuklarının kaldığı, davalı ...'nın yargılama aşamasında 03.08.2008 tarihinde ölümü üzerine mirasçı çocuklarının davaya dahil edildikleri, dava konusu 153 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dayalı olarak kadastroca 14.03.1978 tarihinde davalı ... ile birlikte dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil edildiği, tespitin 18.12.1980 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın kadastro öncesi tapu kaydı ile 4.5.1968 tarihinde mirasbırakan ... tarafından davalı ikinci eşi ...'ya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.

3. Hemen belirtmek gerekir ki, iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27 nci maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

4. Öte yandan, tanık delili, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 240 ile 266. maddeleri arasında düzenlenmiş olup HMK’nın 240/2 maddesinde; ''Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar...” hükmüne yer verilmiştir.

5.Somut olayda, yukarıdaki açıklanan ilkeler doğrultusunda hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, eldeki davada tarafların tanık deliline dayandıkları, davacının tanık isimlerini bildirdiği, davalı tarafa ise tanık isimlerini bildirmek üzere usulüne uygun şekilde süre verilmediği görülmekle, davalı tarafa tanıklarını bildirmek üzere usulüne uygun şekilde süre verilmesi, davacı tarafından bildirilen ve davalılar tarafından bildirilecek tanıkların usulünce dinlenmesi, toplanan ve toplanacak delillerin yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

06.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.