1. Hukuk Dairesi 2023/3402 E. , 2024/2134 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/337 E., 2022/59 K.
HÜKÜM : Tavzihin Kabulü
Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararının onanmasına karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.
Davacı vekilinin hükmün tavzihine ilişkin talebi Mahkemece kabul edilmiş, tavzihe ilişkin karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiş
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tavzihin kabulüne karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1976 yılında yapılan kadastro sırasında taşlık olarak tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünü imar-ihya ettiğini ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2.Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
3.Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2013/233 E. 2015/1151 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile, 30.12.2013 tarihinde idari yoldan hali arazi vasfıyla Hazine adına tescil edilen 641 parsel sayılı çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile 02.11.2015 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.105,09 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 13.968,62 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV ONAMA
A. Onama Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarih ve 2019/707 Esas, 2019/1380 Karar sayılı ilamıyla karar onanmış, karar düzeltme yoluna gidilmeyerek karar 08.05.2019 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Tavzih Talebi
Davacı vekili 06.08.2019 tarihli tavzih dilekçesi ile; hükmün kesinleşmesinden önce 10.03.2016 tarihinde taşınmazın hükmen 650, 651 ve 652 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığını, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 652 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, 652 parsel sayılı taşınmazın da toplulaştırma sonucunda yapılan yer değişikliği ile 130 ada 2, 138 ada 1 ve 140 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar olarak tescil edildiğini ve ayrıca mahalle değişikliği ile Tekneli Mahallesinden ayrılarak Sergen Mahallesine aktarıldıklarını, çekişmeli taşınmazların hali hazırda 136 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını ileri sürerek Mahkeme kararının düzeltilerek 136 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.
C. Mahkemece Tavzih Talebi Üzerine Verilen Ek Karar
Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2013/233 E. 2015/1151 K. sayılı ek kararıyla; "Dava konusu Şanlıurfa İli ... İlçesi ... Köyü'nde bulunan hali arazi vasfı ile Hazine üzerine kayıtlı 641 no'lu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 02.11.2015 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunda (A) harfi gösterilen 8.105,09 metrekare yüz ölçümlü alan ile (B) harfi gösterilen 13.968,62 metrekare yüz ölçümlü alanların ifraz edilerek tarla niteliği ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline", şeklinde kurulan hükmün "toplulaştırma ve mahalle ayırımı neticesinde harita mühendisi bilirkişisi raporunda belirtilen Tekneli Mahallesi (A) harfi gösterilen 8.105,09 metrekare yüzölçümlü alan ile (B) harfi gösterilen 13.968,62 metrekare yüz ölçümlü alanların sayısal verilerinin Sergen Mahallesi 37.343,35 metrekare yüz ölçümlü 136 ada 2 parsele isabet ettiği gerekçesiyle dava konusu A=8.105.09 metrekare ve B=13.968.62 metrekare olan ve toplamda 22.073,71 metrekarelik alanın Sergen Mahallesi 136 ada 2 no'lu parselde bulunan tapusunun iptali ile hisselendirilerek davacı ... adına 22.073,71 metrekare olarak tapuya kayıt ve tesciline ve kalan 15.269,64 metrekarelik alanın ise Hazine uhdesinde bırakılmasına" şeklinde tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarih ve 2019/707 Esas, 2019/1380 Karar sayılı kararıyla "...6100 sayılı HMK'nın "hükmün tavzihi" başlıklı 306 ıncı maddesinde tavzihin koşulları açıklanmış olup hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan birisinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, ancak hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği ifade edilmiştir. Ne var ki, Mahkemenin, 03.12.2019 tarihli tavzihe ilişkin ek kararı ile, haklarında hüküm bulunmayan ve toplulaştırma sonucu oluştuğu belirtilen 136 ada 2 parsel sayılı taşınmazın hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar değiştirilmiştir. Tashih veya tavzih, verilen hükmün hukuka uygunluğunu kontrol etmeye yarayan bir kanun yolu olmadığı gibi, yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi de hukuken mümkün değildir. Bu duruma göre; hükmün tavzihi yoluyla, hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen şekilde değiştirilerek yeniden hüküm tesis edilmesi yasal düzenlemeler karşısında olanaklı olmayıp temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile tavzihe ilişkin hükmün BOZULMASINA..." karar verilmiştir.
B. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda fen bilirkişiden rapor alındığı, rapor doğrultusunda davanın kabulü ile "toplulaştırma ve mahalle ayırımı neticesinde harita mühendisi bilirkişisi raporunda belirtilen Tekneli Mahallesi (A) harfi gösterilen 8105,09 m2 yüz ölçümlü alan ile (B) harfi gösterilen 13968,62 m2 yüz ölçümlü alanların sayısal verilerinin fiili zeminde davacının imar ihyaya konu olan ve halen de kullanımında olan yerler olan Sergen Mahallesi 37343.35 m2 yüz ölçümlü 136 ada 2 parsele isabet ettiği gerekçesiyle dava konusu A=8105.09 m2 ve B=13968.62 m2 olan ve toplamda 22073.71 m2'lik alanın Sergen Mahallesi 136 ada 2 no'lu parselde bulunan tapu kaydının iptali ile hisselendirilerek davacı ... adına 22073.71 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline kalan 15269.64 m2'lik alanın ise Hazine uhdesinde bırakılmasına, davalılar Yaban/Tekneli köy tüzel kişiliği, Viranşehir Belediye Başkanlığı ve ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tavzih istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Dava konusu Şanlıurfa ile, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1976 yılında yapılan kadastro sırasında taşlık olarak tespit harici bırakılan taşınmazın 30.12.2013 tarihinde idari yoldan hali arazi vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, davacının imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın kesinleştiği, toplulaştırma çalışması sonucunda taşınmazın mahallesinin ve ada parsel numarasının değiştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; bozmaya uymakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu) “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
O halde usuli kazanılmış hakkın istisnaları olan Mahkemenin görevi, bozma sonrası yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili bir kanunun yürürlüğe girmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından yeni bir karar verilmesi, bozma kararının açıkça maddi hataya dayanması, usuli kazanılmış hakkın kesin hüküm ile çelişmesi ve son olarak kamu düzenine aykırılığın somut olayda bulunduğundan söz edilemeyeceği açıktır.
Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, hükmüne uyulan önceki bozma kararında, çok açık şekilde hükmün tavzihi yoluyla hüküm fıkrasının değiştirilerek yeniden hüküm tesis edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece dosyaya yeni esas numarası verilerek bozmaya yeni bir anlam katacak şekilde ve usuli kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilip yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, HMK'nın 305/2 nci maddesi gereğince tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!