WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2023/3390 E.  ,  2024/1239 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/720 E., 2015/395 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar; ... köyünde yapılan hatalı kadastro çalışmaları sırasında kendilerine ait 113 ada ve 10 - 120 ada 4- 121 ada 18- 122 ada 4 - 123 ada 15 ve 124 ada 2 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit gördüğünü, anılan taşınmazların yüzyıllardan beri kendilerinin ailesi tarafından kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına eşit şekilde tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi; dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilmelerinin ve imar-ihya edilmelerinin mümkün olmadığı belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.07.2015 tarihli ve 2013/720 E- 2015/395 K sayılı kararıyla; davanın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, bu niteliği gereği uyuşmazlık hakkında karar verebilmek için dava konusu taşınmazların başında bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması gerektiği, keşif masrafı ve bilirkişi ücretleri için 1.944,50 TL'lik gider avansının dosya kapsamında yer alması gerektiği, dosya kapsamında mevcut olan 700,00 TL'lik gider avansı gözetilerek tamamlanmış işleri etkilememek kaydı ile 1.200 TL'lik gider avansı eksikliğini ikmal etmesi için davacı vekiline muhakemenin 6. celsesinde kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin kendisine verilen kesin süre içerisinde anılan eksikliği gidermediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından dosyada masraf olmasına rağmen 6 ncı celsenin 1 nolu ara kararı ile "Dosya kapsamında yer alan gider avansı yetersiz olduğundan HMK'nın 120 inci maddesi gereğince tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydı ile 1.400,00 TL'lik gider avansının iki haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmasına, verilen süre içerisinde yatırılmaz ise davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı)" şeklinde ara karar kurulduğunu, fakat dosyada masraf olduğunu, yine keşif harcının da bulunduğu hususlarının açık ve net olduğunu, keşif yapılması gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda 1.200 TL'lik gider avansının tamamlanması için süre verildiğinin belirtildiğini, ancak 6 ncı celsede ise 1.400 TL masraf istendiğini, Mahkemenin gerekçesinin çelişkili olduğunu, dosyada eksik gider avansı olmadığından yargılamaya devamla esastan hüküm kurulması gerekirken davanın usulden reddinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesine rağmen kendileri lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu hususun düzeltilmesi gerektiğini bildirmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü madesinin "g" bendi, 115 inci maddesinin 1 ve 2 inci fıkraları, 120 nci maddesi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 324/1 ve 324/2 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 21.04.2015 tarihli 6 ncı celsede; " Dosya kapsamında yer alan gider avansı yetersiz olduğundan HMK'nın 120 nci maddesi gereğince tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydı ile 1.400,00 TL'lik gider avansının iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmasına, verilen süre içerisinde yatırılmaz ise davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı) " şeklinde ara karar kurulduğu, 07.07.2015 tarihli 7 nci celsede ise davacı vekilince önceki celse verilen ara kararı uyarınca gider avansının yatırılmadığının anlaşıldığı belirtildikten sonra davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

2. Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren, 6100 sayılı HMK'nın 114 üncü madesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, Kanun'un 115 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, Mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür.
HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120 nci maddesinin birinci fıkrası harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.

"Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.

3. Görüldüğü üzere HMK'nın 324 üncü maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK'nın 114 üncü maddesinin "g" bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup dava şartı niteliğinde değildir.
Mahkemenin söz konusu ara kararında istenen avans, (her ne kadar gider avansı olduğu belirtilmiş ise de gider avansı değil) delil ikamesi avansı niteliğinde olup HMK'nın 324 üncü maddesi gereğince, bu avansın süresinde yatırılmamasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılacağıdır.

Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 90 ıncı (1086 sayılı HUMK'un 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK'nın 94 üncü (1086 sayılı HUMK'un 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir.

Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.

Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında; verilen süre yeterli, emredilen işler gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.

Somut olayda keşif yapılması yönünde kurulan ara kararın yukarıda açıklanan ilke ve usule uygun olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Bu nedenle Mahkemece, kaç bilirkişi ile keşife gidileceği, bilirkişilerin hazır edilmeleri için gereken davetiye giderleri, bilirkişiler için takdir edilen ücret, yatırılması gereken mahkeme yolluğu, tanıkların keşif mahallinde dinlenilmeleri için gereken tebligat giderleri vs. kalem kalem gösterilmek suretiyle keşif ara kararı kurulması zaruri olup kesin süre içeren ara kararının gereğinin yerine getirilmemesinin doğuracağı sonuçların taraflara hatırlatılması ve bu konuda uyarı yapılması da zorunludur.

4.Hal böyle olunca Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve usule uygun şekilde, hesap edilecek bilirkişi ve keşif giderleri tek tek belirlenmek suretiyle ara karar oluşturulması, bu ara karar doğrultusunda keşif giderlerinin yatırılması için kesin süre verilmesi, belirlenen kesin sürenin sonuçları hakkında tarafları uyarması, kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde ise HMK'nın 324 üncü maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, davalının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

Davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

15.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.