WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2023/3306 E.  ,  2024/581 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/34 E., 2021/4 K.
HÜKÜM : Açılmamış sayılmasına

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; ... köyü çalışma alanında bulunan 106 ada 61 parsel sayılı taşınmazın miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bir kısmının tapu kaydının iptali ve mirasbırakan ...’e ait 106 ada 32 parsele eklenerek babası ve mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMENİN KARARI
İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli 2014/135 E., 2015/82 K. sayılı kararı ile bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 896,86 metrekarelik bölümünde davacının mirasbırakanı ...'den intikal ettiği ve edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2020 tarihli 2016/15201 E., 2020/52 K. sayılı kararıyla; davacının miras bırakanı ...'in veraset ilamında mirasçısı olarak görülen ...,...'in aynı kişiler olup olmadığı kesin olarak açıklığa kavuşturulduktan sonra mirasbırakanı ...'in davacı dışındaki diğer mirasçılarının davaya muvafakatlerini sağlamak veya terekeye temsil tayin ettirmek suretiyle aktif dava ehliyetindeki eksikliği gidermesi için davacıya süre ve imkan tanınması ve bu şekilde aktif dava ehliyetinin tamamlanması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.01.2021 tarihli 2020/34 E., 2021/4 K. sayılı kararı ile; dosyasının 06.10.2020 tarihinde işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Yasa’nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; duruşmadan haberdar olmadığını, usulüne uygun tebliğ yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Tebligat Kanunu 21 inci, Tebligat Tüzüğü 28 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu ... köyü çalışma alanında bulunan 106 ada 61 parsel sayılı, 828.942,80 m2 miktarlı hali arazi nitelikli taşınmazın senetsiz, vergi kaydı olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olup kimsenin mülkiyetinde olmadığından bahisle Hazine adına tespit edildiği, dava açılmadığından tespitin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

2.Bilindiği üzere; tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.

3.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 inci maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Madde, bu şekliyle iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür.

4.Tüzüğün 28 inci maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre, tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, buna tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı Hakim tarafından denetlenebilir.

5.Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti halinde ise Tüzüğün 28 inci maddesinin 2, 3, 4 üncü fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.

6.Bu itibarla; Tüzüğün 28 inci maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, şayet imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden” Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.

7. Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. (Hukuk Genel Kurulu 25.01.2006 tarih ve 2005/2-772/17 sayılı kararı)

8.Somut olayda, 06.10.2020 tarihli duruşma tebliğinin, adres kapalı olup isimden ve imzadan imtina eden komşusundan sorulduğu, çarşıya gittiğinin beyan edildiği, mahalle muhtarı imzasına teslim edilip 2 nolu ihbarnamenin kapısına yapıştırılması suretiyle yapıldığı anlaşılmıştır.

9.Görüldüğü gibi tebliğ memuru, beyanda bulunan komşusu olduğu belirilen kişinin adını veya komşuluğunu(dairesi, kapı numarası vs) belirtmediği gibi, tebliğin davacıya bildirilmesi için komşuya haber verilmesine ilişkin bildirimde de bulunmadığı, tebliğin 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile Tebligat Tüzüğü’nün 28 inci maddesi hükümlerine uygun yapılmadığı açıktır.

10. Hal böyle olunca, davacıya duruşma günü usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, usulsüz tebligatla dava takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 inci maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-3 üncü maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.