1. Hukuk Dairesi 2023/2880 E. , 2024/4107 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/658 E., 2023/223 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul / Davalının istinaf başvurusunun kabulüne - Yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/349 E., 2020/298 K.
Taraflar arasındaki vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 2019 yılının başında evlilik hazırlığı içerisindeyken maddi açıdan zor durumda kaldığını, bu dönemde dava dışı ablası ...’dan borç aldığını, ancak; ablasının, verdiği borcun karşılığında maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki B-Blok 10 nolu bağımsız bölümün üzerinde tasarrufta bulunma hakkının borç ödeninceye kadar kendisine verilmesini talep ettiğini, bu nedenle .... Noterliğinin 19.04.2019 tarihli 5709 yevmiye nolu vekaletnamesi ile ablası ...’i vekil tayin ettiğini, ablasına olan borcunu ödediğini, ancak ablasının, maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki B-Blok 10 nolu bağımsız bölümü kardeşi olan davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, temlikin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirildiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın temlik tarihindeki rayiç bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu taşınmazın babaları ...’ın trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle annesi ... ile kardeşi ... ve kendisine ödenen tazminatlarla satın alındığını, davacının da diğer kardeşlerin ev almasına ve düğünlerine yardım yapacağı taahhüdünde bulunması nedeniyle taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, ancak davacının sözünde durmadığı gibi bu kez evlenirken yine kendilerinden yüksek miktarda borç aldığını, davacının sözlerinde durmaması nedeniyle bu kez davacıya borç verilirken, davacının tekrar sözlerinde durmaması halinde taşınmazın satış ve temliki için kardeşleri ...’e vekalet vermesini istediklerini, davacının da bu nedenle taşınmazın ailenin diğer fertlerine temliki için ...’e vekaletname verdiğini, daha sonraki dönemde davacının yine verdiği hiç bir sözünde durmadığını, diğer kardeşlerin ev almasına ve düğün masraflarına karışmayacağını beyan etmesi üzerine taraflar arasında daha önce yapılan anlaşma gereğince, davacı tarafından zaten bu amaçla verilen vekaletname kullanılarak taşınmazın kendisine devredildiğini, gerçekte davacının kendisi, annesi ve kardeşlerini kandırarak taşınmazın adına tescilini sağladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2019/349 Esas, 2020/298 Karar sayılı kararı ile; davalı savunmalarına itibar edilemeyeceği, dava dışı vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullanarak davacıya ait taşınmazı kardeşi olan davalı ...’e devrettiği, davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmediği, davalı ile vekil ...’in birlikte hareket ettikleri, davalının iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak açıklığa kavuşturulmadığını, taraflar arasındaki inançlı işlemler ve teminata ilişkin borç ilişkisinin görmezden gelindiğini, dava konusu taşınmazın tarafların babasının ölümünden gelen tazminat ile alındığını, ancak davacının da diğer kardeşlerine yardım yapacağı sözü ile davacının üzerine tescil edildiğini, davacının düğün yaparken 65.000 TL borç aldığını, davacı ...’ın kendisinin de kabul ettiği üzere vekaletnameyi borcuna binaen verdiğini ve borç ödenmediğinde bu evin diğer kardeşlerden birine devredilmesini kabul ettiğini, davacının kabul ettiği düğün borçlarını bile ödediğini ispat edemediğini, davacı tarafça, dava konusu taşınmazın devri yapıldıktan sonra çok cüzi bir borç ödendiğini, davacının borcunun tamamını ödemediğinin açık olduğunu, dosya içindeki dekontlar ile dava konusu taşınmaz bedelinin anne ...’ün bankadaki parası ile alındığının sabit olduğunu, davacının ...’e borç ödenmediğinde bu evi diğer kardeşlere devretme yetkisi verdiğini, davacı ...’ın hilesi ve teminata konu borcu ödemeyeceği anlaşılınca ...’in sözleşme gereği evi, kardeşi davalı ...’e devrettiğini, tarafların babasının ölümünden dolayı en fazla tazminatın Kadir’e ödendiğini, ev bedelinden bu tazminatın faizli olarak artan kısmının düşüldüğünü, taşınmazın Kadir’e de diğer kardeşlere yardım etmesi şartı ile devredildiğini, vekaletin borca karşılık verildiğini ve borcun ödenmediğinin sabit olduğunu, vekalet verilmeseydi borcun da verilmeyeceğini, davacının, borç ödenmediğinde dava konusu evin devredilmesi için bu vekaleti ...’e verdiğini, vekaletin şarta ve teminata bağlı olarak verildiğini, davacının da şarta bağlı olarak bu devre rıza gösterdiğini, borcu ödemediğinde evin diğer kardeşe devredileceğinin bilincinde olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.02.2023 tarihli ve 2021/658 Esas, 2023/223 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın, tarafların mirasbırakanı ...’ın trafik kazasında ölümü üzerine mirasçıları tarafından açılan tazminat davası sonucu alınan tazminat bedeli ile satın alındığı, aile fertlerinin taşınmazın davacı adına tescil edilmesi hususunda anlaştıkları, bunun karşılığında davacının da diğer kardeşlerin ev alması ve düğün yapması durumunda yardımda bulunmayı kabul ettiği, ancak davacının sözünde durmadığı gibi düğün yaparken ailesi ve kardeşlerinden borç para istediği, ailenin, davacının sözünde durmaması halinde taşınmazın iadesi için vekaletname vermesi şartıyla davacıya borç para verdiği, davacının da bu nedenle kardeşi ...’e vekaletname verdiği, davacının aile fertlerinden aldığı borcu ödemediği gibi diğer kardeşi ...’ın ev alımı için kullandığı kredi ödemelerine yardımcı olmayacağını söylemesi üzerine aralarındaki anlaşma gereğince taşınmazın vekil tarafından davalı ...’e devredildiği, vekil ... ile davalının davacıyı zararlandırma kastı olmadığı, iddianın ispatlanamadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya ait taşınmazın, ablası ...’e verdiği vekaletname ile diğer kardeşine devredildiğini, bu durumda davacının zarara uğradığının açık olduğunu, vekaletnamenin davacının borcuna karşılık güvence olarak verildiğini, daha sonra kötü niyetli olarak satış işleminin gerçekleştirildiğini, bu satışın gerçek bir bedel ile yapılmadığının taraf beyanları ile sabit olduğunu, vekilin, vekil edenin yararına uygun hareket etmediğini, davacının rızası dışında onun aleyhine olacak şekilde işlem gerçekleştirdiğini, davalı ...’in de tarafların kardeşi olup iyi niyetli olmasının mümkün olmadığını, aslında yapılan temlikteki amacın davacıdan mal kaçırmak olduğunu, diğer kardeş ...’a ev alınması döneminde zaten davacının düğün hazırlığı içinde olup maddi durumunun kötü olduğunu, bu dönemde kendisinin davacılardan borç aldığını, bu durumda davacıdan ...’ın ev almasına katkıda bulunmasının beklenemeyeceğini, kaldı ki davacının, evi kendi birikimleri ile satın aldığını, tarafların babası ...’in ölümü nedeniyle ödenen tazminat ile tarafların annesine ve diğer kardeş ...’a ev alındığını, vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığının açık olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/1 inci ve 506 ncı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci, 3 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...’ın 19.04.2019 tarihinde .... Noterliği’nin 5709 yevmiye nolu vekaletnamesi ile dava dışı ablası ...’ı vekil tayin ettiği, vekilin de dava konusu 4931 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki B-Blok 10 nolu bağımsız bölümü 18.07.2019 tarihinde kardeşi olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!