1. Hukuk Dairesi 2023/2554 E. , 2024/2726 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/338 E., 2023/51 K.
HÜKÜM : Kabul-Karar Verilmesine Yer Olmadığına
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden tapu iptal ve terkine; davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, ... mirasçıları davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili, dava konusu 78 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın 399,09 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirterek taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ... ve ..., ... davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar savunma getirmemişler, davalılardan ...'ün ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemece; bilirkişi raporu gereğince dava konusu taşınmazın 399,09 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde ... mirasçıları davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.12.2021 tarihli ve 2021/6651 Esas, 2021/8135 Karar sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmış; onama kararına karşı süresi içinde ... mirasçıları davalılar ... ve ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 16.05.2022 tarihli ve 2022/3102 Esas, 2022/3885 Karar sayılı kararı ile; yargılama sırasında karar tarihinden önce ölen tapu maliki ...’un mirasçılarının davaya dahil edilmeksizin yargılamaya devam olunduğu, mirasçıların dava dosyasından gerekçeli kararın tebliği ile haberdar olduğu, bu nedenle keşif ve bilirkişi raporlarına karşı beyanda bulunamadığı, dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde taraf teşkilinin sağlanmasının kamu düzenine ilişkin olduğuna değinilerek yargılama sırasında ölen davalı ...'un mirasçıları yönünden taraf teşkili sağlanarak mirasçıların tüm delil ve savunmalarının sorulması ve değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 07.02.2023
tarihli ve 2022/338 Esas, 2023/51 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın 399,09 m2'lik kısmının kıyı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporuna göre (B) harfi ile gösterilen 399,09 m2'nin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... adına olan kısmının tapu kaydının iptali ile kamuya terkine ve tescil dışı bırakılmasına; Karasu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2018/385 Esas, 2021/41 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazdaki davalı ... adına kayıtlı olan kısmın iptal edildiği; Karasu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2020/310 Esas, 2021/234 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazdaki davalılar ..., ..., ..., ..., ... adına kayıtlı olan kısmın iptal edildiği gerekçesiyle anılan hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... mirasçıları davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka, yasaya, dosya kapsamına uygun olmadığını, Hazinenin tapulu taşınmazda hak iddia etmesinin hukuksuz olduğunu, tapu iptal davası açmasında aradan geçen zaman da dikkate alındığında hukuki yararı ve hakkı da bulunmadığını, davalıların kazanılmış hakları olduğunu, tapu kayıtlarına güvenerek dava konusu taşınmazı kullandıklarını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Anayasa’nın "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43 üncü maddesi; 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci ve 9 uncu maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci, 999 uncu maddeleri; 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı; 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; Mahkemece, dava konusu taşınmazın 399,09 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan keşif sırasında araştırma çukurları açılmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun eki olan krokide keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmediği, kıyı-kenar çizgisinin tespiti bakımından yapılan incelemenin yetersiz olduğu anlaşılmakla, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
2. Hemen belirtilmelidir ki, uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
3. İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 inci ve 9 uncu maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları gözönünde tutularak Kanun'un 9/2 nci maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılıp açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerler de göz ardı edilmemelidir.
4. İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmelidir.
5. Hal böyle olunca; 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 inci ve 9 uncu maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2 nci maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, dava konusu taşınmazın diğer paydaşları hakkında açılan davalarda belirlenen ve kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa bu hususun da değerlendirilmesi, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, ondan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... ve ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!