1. Hukuk Dairesi 2022/6453 E. , 2024/2385 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/435 E., 2022/556 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/708 E., 2018/915 K.
Taraflar arasındaki tespit harici bırakılan yerin tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili ile asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacıların ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı ...; babasından kendisine kalan 600 m2 büyüklüğündeki yerin, kadastro sırasında Ulaş ilçesi, ... köyü, köyiçi mevkiinde bulunup davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 148 ada 151 parsel içerisinde kaldığını, dava konusu yerin dedeleri adına tapulu olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada dava konusu ettiği yerin tespit dışı bırakılan yer olduğunu beyan etmiştir. Davacının yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davayı takip etmiştir.
2. Asli müdahil ...; davaya konu taşınmazın mirasbırakan dedesi ... tarafından oğlu ...'e, .. tarafından da oğlu ...'e bağışlandığını, babası olan ...'in de taşınmazı kendisine bağışlaması sonucu intikal ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunduğu tapu kaydı sınırları içerisinde kalan bu taşınmaza geçmişten beri malik sıfatıyla nizasız, fasılasız zilyet olduklarını, taşınmazda davacı ... ile 3. kişilerin bir hakkının bulunmadığını ileri sürerek davaya asli müdahale talebinde bulunmuş, taşınmazın arsa vasfıyla adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu edilemeyeceği gibi zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığını, gerek davacı, gerekse asli müdahilin taşınmaza ne şekilde zilyet olduğunun belli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; asli müdahilin dava konusu yerde zilyetliğinin ispat edilemediği, sunulan tapu kayıtlarının dava konusu yeri kapsamadığı gerekçesiyle asli müdahilin davasının reddine, davacıların malik sıfatıyla zilyetliği mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve tapu kaydıyla kanıtlandığından davanın kabulüne, Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü 148 ada 151 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 13.08.2018 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 831,14 m2 alanın son ada parsel numarası verilerek ve davacıların payları oranında adlarına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asli müdahil vekili; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, dava konusu yere ait tapularının bulunduğunu, eksik ve çelişkili bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, taşınmazın asli müdahile atalarından kaldığını, davacının veya başkaca 3. şahsın bu yerde zilyetlik vs. sebepten kaynaklanan ayni ya da şahsi hakkının bulunmadığını belirtip İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmayan yerlerden olduğunu, eksik inceleme ve araştırma sonucu usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asli müdahilin dava konusu yerde zilyetliğini kanıtlayamadığı, dosyaya sunduğu tapu kayıtlarının dava konusu edilen yeri kapsamadığı gerekçeleri ile asli müdahil yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; dava konusu tescil harici yerde kalan taşınmaz bölümünün dava tarihine dek davacının imar ve ihya etmek suretiyle iktisabı sağlayan zilyetliğinin bulunmadığı dosya kapsamı ve denetlemeye elverişli bilirkişi raporu ile anlaşıldığından, anılan taşınmaz bölümü bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde olmadığı gibi, kabule göre de Mahkemece dava konusu kısmın 148 ada 151 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı belirtilmek suretiyle hüküm kurulmuş olmasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacıların ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; davaya konu taşınmazın davacı adına tapulu taşınmaz olduğunu, bu hususun mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, tespit bilirkişilerin ve tanıkların beyanları ile ispatlandığını, harita ve kadastro mühendisinin düzenlediği 10.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu yere uyduğunun, miktar olarak da tapu kaydındaki miktara yakın miktarda olduğunun saptandığını, İlk Derece Mahkemesince isabetli karar verilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince tapu kaydı nazara alınmadan hatalı karar verildiğini, taşınmaz ağıl yeri iken zaman içerisinde ağılın yıkıldığını, enkazının kaldırıldığını, köy içerisinde arsa niteliğinde bir taşınmaz olduğu için tarımsal faaliyetin görülmemesinin ve üzerine ağaç dikilmemesinin taşınmazın niteliği gereği olağan bir sonuç olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin yerinde olmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asli müdahil vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci ve 20/A maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114 üncü maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacı ... tapu kaydına dayanarak, asli müdahil ... ise tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Sivas ili, Ulaş ilçesi, ... köyünde yapılan ve 2009 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün adlarına tescilini istemişlerdir.
Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçeler ile davacının ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; ilgili kamu tüzel kişiliğinin davada taraf olması gerektiğinin düşünülmediği, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan dava konusu taşınmaz bölümünün niçin tespit harici bırakıldığının araştırılmadığı, davacının ve asli müdahilin dayandıkları tapu kayıtlarında adı geçen malikler ile davacı ve asli müdahil arasındaki akdi veya irsi ilişkinin belirlenmediği, dayanılan tapu kayıtları ile komşu parsellerinin tapu kayıtlarının ve kadastro tutanaklarının ve varsa tespite dayanak belgelerin getirtilmediği, komşu taşınmazların kök kayıtlarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmadığı, dayanılan tapu kayıtlarının yöntemince uygulanmadığı, asli müdahil yönünden belgesiz zilyetlik yolu ile edinilebilecek miktar üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, TMK'nın 713 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu nitelikteki davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine husumet yöneltilmesi zorunludur. Yasal hasım konumundaki tüzel kişilerin davaya katılımları sağlanmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması mümkün değildir.
Öte yandan, dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Diğer bir anlatımla, dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı tarih itibariyle bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, ikamesi mümkün ise Mahkeme tarafından ikmali gereklidir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, davasını yasal hasım konumundaki ... köyü tüzel kişiliğine yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan köy tüzel kişiliğinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı, dava konusu taşınmaz bölümünün niçin tespit harici bırakıldığı ilgili Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, davacının ve asli müdahilin dayandığı tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve dava konusu taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve varsa tespite esas belgeler ile tapu kayıtları ilgili yerlerden getirtilmeli, bu şekilde dosya ikmal edilmeli ve bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle davacının ve asli müdahilin dayandıkları tapu kayıtlarının varsa öncelikle haritaları teknik bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca kapsamları haritasına göre belirlenmeli, haritasının bulunmaması ya da uygulama kabiliyetinin olmaması halinde tapu kaydının sınırlarına itibar edilerek yerel bilirkişilerin yardımı ve fen bilirkişilerinin eliyle zemine uygulanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli, dayanılan tapu kayıtlarında adı geçen malikler ile davacı veya asli müdahil arasında irsi veya akdi ilişki olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, dava konusu bölümlerin tapu kaydının kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde, asli müdahilin zilyetlik hükümlerine de dayanmış olması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı,
zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişine uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir şekilde keşfi takibe ve denetlemeye imkan veren rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bu şekilde, varsa revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak dayanılan tapu kaydı ve çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ve dayanakları ile tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanmak suretiyle dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz bölümlere uyup uymadığı kesin olarak belirlenmeli; dayanılan tapu kayıtları sınırları itibariyle gayri sabit sınırlı ise miktarı ile geçerli olacağı gözetilmeli; ziraat mühendisi bilirkişinden taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, asli müdahil ve mirasbırakanı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmeli, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilmek suretiyle eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacılar vekili ile asli müdahil vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!