1. Hukuk Dairesi 2022/6336 E. , 2023/3233 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, yurt dışında yaşaması sebebiyle Türkiye'deki mallarının idaresi için dava dışı babası ...’a vekaletname verdiğini, esnaflık yapan vekil babasının ekonomik olarak sıkıntıda olduğu dönemde tanıştığı davalı ...'in, adına kayıtlı taşınmaz bulunması halinde bankadan 100.000 TL kredi kullanılabileceği, kredinin 50.000 TL'sinin vekil babasına verilmesi ve kredi taksitlerinin ortak ödenmesi hususunda babasını ikna ettiğini, bunun üzerine vekilin maliki olduğu dava konusu 361 parseldeki 4 no.lu bağımsız bölümü davalı Aksöz İnşaat temsilcisi olan dava dışı ...’e satış suretiyle devrettiğini, satış sırasında vekil babasına yalnızca 10.000 TL nakit para verildiğini, ... bitiminde 37.000 TL daha ödeneceğinin vaad edildiğini, kredi çıkacağı inancıyla bekleyen vekil babasına bir müddet sonra 12.000 TL daha sus payı verildiğini, aradan geçen zaman içinde taşınmazın üçüncü kişiye satılmak istendiği haberini alan babası ile dava dışı ... arasında emniyete yansıyan kavga yaşanması üzerine araya giren davalı ...'in taşınmazın muvazaalı olarak tekrar 3.kişiye devredilip kredi kullanılması ve kredi taksitlerinin vekil babası tarafından ödenmesi sonrasında tapunun geri verileceğini vaad ettiğini, bu esnada olaya dahil olan davalı ... ve davalı ...'in taşınmazın davalı ...'na devredilmesini teklif ettiklerini, vekil babasının 65.000 TL daha vermesi karşılığında taşınmazın geri verileceği hususunda davalılar ... ve ... arasında yazılı sözleşme düzenlediklerini, taraflar arasında senet imzalandığını ve 23.000 TL taksitler halinde borcun ödendiğini, ancak borç ödendiği halde taşınmazın geri verilmediğini, yapılan araştırmada taşınmazın diğer davalı ...'a, adı geçen tarafından da birlikte yaşadığı davalı ...'a, kısa süre sonra da davalı ...'nın akrabası olan son kayıt maliki davalı ...’e devredildiğini öğrendiklerini, dolandırıldığını anlayan vekil babasının Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, yurtdışında olduğundan tüm işlemlerin bilgisi dışında gerçekleştiğini, tüm davalıların kötü niyetli olduğunu davalı ...'in bankaya borcu olduğundan taşınmazı muvazaalı devrederek haczin önlendiğini, davalılar ... ve Hediye'nin ise ev hanımı olup taşınmazı alım güçlerinin bulunmadığını, kısa aralıklarla devirlerin yapıldığını, dava dışı ...’ün emniyetteki ifadesinde taşınmazı iade etmek amacıyla devraldığını ikrar ettiğini, tüm davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek kendisini zararlandırdıklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ..., iddiaların doğru olmadığını, daha önce dava dışı vekil ... tarafından aynı taşınmaz hakkında aleyhlerine açılan davanın reddine karar verildiğini, davacıyı tanımadıklarını, hiçbir ilgilerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
2.Davalı ..., oğlunun Lüleburgaz''da yaşaması sebebiyle ev bulma arayışına girdiğini, dava konusu taşınmazı ilanda görüp emlakçı aracılığıyla davalı ...'dan satın aldığını, dava konusu taşınmazı emlakçı refakatinde görmeye gittiğinde dava dışı vekil ...’ın kendisini ev sahibi olarak tanıttığını, daha sonra gerçek malikin ... olduğunu öğrenip pazarlık sonucunda taşınmazı 160.000 TL karşılığında satın aldığını, satış bedelinin 140.000 TL'sini kredi çekerek ödediğini, iyiyniyetli 3. kişi konumunda bulunduğunu, diğer davalılar ile hiçbir tanışıklığının bulunmadığını, bir kısım davalılar ile dava dışı vekil ... arasında yapılan sözleşmelerin kendisini bağlamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3.Diğer davalılar Aksöz Bilgi Teknolojileri...Ltd. Şti., ..., ..., ..., ..., ... davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar Aksöz Bilgi Teknolojileri...Ltd. Şti, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın taşınmazın maliki olmadıkları gerekçesiyle adı geçen davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; son kayıt maliki davalı ... yönünden ise; dava dışı vekil ...'ın davacının bilgisi ve iradesi dışında işlemler yaparak vekalet görevini kötüye kullandığı, ancak son kayıt maliki davalı ...'in diğer davalılarla birlikte hareket ettiği iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı, tanık beyanları, taşınmazın davalı ...'ye devir tarihi ile satış bedeli için çekilen kredi tarihinin ve miktarının uyumlu olduğu dikkate alındığında davalı ...'nin ediniminde iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının babası olan dava dışı vekil ...'ın nakit ihtiyacını gidermek için dava konusu taşınmazı teminat olarak kullanıp davalı şirkete devrettiği, vekil ... taşınmazın satışı ve bedelinin kullanılması konusunda üçüncü el davalı ... ile de anlaştığını beyan ettiği, dolayısıyla vekilin taşınmazın el değiştirdiği süreçte kendi yararına bedeli kullanma amacıyla satış iradesinin bulunduğu, davacının zararına işlem yaparak vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, ancak son kayıt maliki davalı ...'in vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilen ya da bilmesi gereken bir durumunun olmadığı, taşınmazın satılık olduğunu emlakçı vasıtasıyla öğrendiği, vekil ... tanık olarak verdiği ifadede davalı ...'nin evi satın almadan önce görmeye geldiğini ve eksper geleceğini beyan ettiği, yine davalının konut kredisi kullanarak taşınmazı rayiç değerine uygun bedel ile satın aldığı, satış bedelinin banka vasıtası ile malike ödendiği gözetildiğinde davalı ...'nin ediniminde iyiniyetli olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davalılar ... ve ...'nın .../...'de yaşayıp Lüleburgaz'a yerleşme durumları olmadığı halde muvazaalı ve kötüniyetli olarak taşınmazı devraldıklarını, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ...'nin ise tüm işi organize eden kişiler olduğunu, taşınmazın kısa aralıklarla sürekli 3. kişilere devredildiğini, gerçek satışın bulunmadığını, tüm davalıların gerçek amacının dolandırıcılık olduğunu, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, vekil ile yazılı sözleşme imzalandığını, senetler karşılığında vekil ...'ın 50.000 TL yerine 65.000 TL ödeme yaptığını, dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillerden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun (TBK) temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
TBK'da sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği ... ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda ... ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK'nın 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda ... ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. ... Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!