WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2021/7057 E.  ,  2023/2991 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 155 ada 18 ve 21 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu, bu parsellerin devamı niteliğinde olan dava konusu 155 ada 20 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmaları sonucunda ayrı bir parsel numarasıyla davalı adına tespit ve tescil edildiğini, davalının bu parselle herhangi bir alakasının bulunmadığını, davalının hiçbir zaman davaya konu taşınmaz üzerinde zilyetlik ve tasarrufunun olmadığını, 155 ada 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazları yaklaşık 30 yıl önce bedeli karşılığında ... ...'tan tapuyla satın aldığını ileri sürerek 155 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline ya da kendisine ait 155 ada 21 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar; davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu,155 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ile davacıya ait 155 ada 18 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar arasında doğal sınırlar bulunduğunu, kadastro tespitinin doğru olduğunu, kadastro tespitinin üzerinden on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2018/113 Esas, 2021/65 Karar sayılı kararıyla; 10/10/2020 tarihinde mahallinde yapılan keşifte davacı dayanağı tapu kaydı uygulandığı ve 19/10/2020 havale tarihli fen bilirkişi raporu ile dayanak kaydın dava konusu taşınmaza uyduğu tespit edildiği, davacının dayanağı 1963 tarih 85 sıra numaralı tapu kaydının tedavül kayıtlarının incelenmesinden ilgili kaydın ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 22/11/952 tarih 952/201 Karar sayılı dosyası ile davacının babası ... adına hükmen tescil edilerek oluştuğu, dayanak kaydın malik hanesinin incelenmesinden Salih evlatları Abdülhamit ve ...'ın malik oldukları ve 14/01/2021 tarihli celsede davacının da bu durumu beyan ettiği ,davacının dayanağı tapu kaydı dava konusu taşınmaza uyduğundan davacının mülkiyet hakkı karşısında dava konusu taşınmazda davalıların zilyetliğine hukuki değer atfedilemeyeceğini fakat davacı mirasçının üçüncü şahsa karşı kendi adına tescil talep etme hususunda aktif dava ehliyeti bulunduğu bu davada; davacı kardeşinin de hak sahibi olduğu dayanağı tapu kaydının kapsamı dahilinde bulunan dava konusu taşınmazı satın aldığını ispatlayamadığı aksine dava konusu taşınmazda kardeşinin de hak sahibi olduğunu beyan ederek muvafakat sağlamak adına süre talep ettiği,davacı iddiasını HMK’nın 141.maddesi uyarınca tayin edilen yasal süreler içinde değiştirmediği ve bu duruma davalıların açıkça muvafakati bulunmadığı, davacıya bu hususta muvafakat almak üzere süre verilmediği, davacının dava konusu taşınmazı satın aldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Nedenleri
Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; şifahi (sözlü) ıslahın mümkün olduğunu,, 14.01.2021 tarihli 9.celsede davacının davasını sözlü olarak ıslah ettiğini ancak ıslah dilekçesi vermek ve taleplerini netleştirmek için mahkemenin kendisine süre vermediğini, Mahkeme tarafından 14.01.2021 tarihli duruşmada davacıya kardeşi ...'ın mirasçılık belgesini sunmak ve mirasçılardan muvafakat almak için bir aylık süre verilerek davacının yanlış yönlendirildiğini ve bu durumun davacının hak kaybı yaşamasına ve davasının reddedilmesine neden olduğunu, dava sebebinin HMK'nın 141.maddesi uyarınca yöntemince değiştirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini,HMK'nın 31.maddesi kapsamında hakimin davayı aydınlatma ödevinin yerine getirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 2021/547 Esas, 2021/561 Karar sayılı kararıyla; davacı ...’ın dava dilekçesinde, çekişmeli 155 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ile komşu 155 ada 21 parsel sayılı taşınmazı yaklaşık 30 yıl önce ... ... isimli şahıstan satın aldığını ve taşınmazın o tarihten beri kendisinin zilyetliği atında bulunduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı,yargılama sırasında davacı tarafın çekişmeli taşınmaza ilişkin tapu kaydının bulunduğunu ileri sürdüğü ve bu tapu kaydına göre karar verilmesini istediğini, dosyaya sunulan tapu kaydı incelendiğinde herhangi bir satın alma işlemiyle oluşmadığı, davacının murisi ... adına hükmen tescil edilen tapunun daha sonra muris tarafından yapılan hibe işlemiyle iki oğlu ... ve ...'e devredildiğinin görüldüğü, satın alma iddiasıyla açılan davanın yargılama sırasında tapu kaydına dayalı dava haline dönüştürülmek istendiği, dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen bu iddiaya, davalı tarafın açık muvafakatı bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan bir ıslah dilekçesi bulunmadığı davacının duruşmadaki beyanlarının yöntemine uygun şekilde yapılmış bir sözlü ıslah olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava,kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi ‘‘(1)(Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. ’’

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesi‘‘(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. ’’

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi‘‘(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.(2)(Ek:22/7/2020-7251/18 md.)(17)Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.(3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.’’Hükümleri düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
Davanın çözümü için öncelikle ıslahın hukuki niteliğinin ve ne şekilde yapılması gerektiğine yönelik yasal mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir

Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru, s.4035).

Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.

Islah işleminin ne şekilde yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 177’nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre “Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir.”. Görüldüğü üzere ıslah işleminin gerçekleştirilmesi için 6100 sayılı HMK’da herhangi bir şart öngörülmemiş, ıslahın sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise;davacı 14.01.2021 tarihli celsede ‘‘Önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim. Dava konusu ettiğim yerde ... ta malik olarak gözüktüğünden kendisi de hak sahibidir. Ben her ne kadar dava dilekçemde talebimin kendi adıma olduğunu beyan etmiş isem de kardeşim de hak sahibi olduğundan talebim aslında hem kendimin hemde kardeşimin adınadır. Bu yüzden mahkemenizce ... ... vefat etmiş olduğundan mirasçılarının davaya muvafakatlerini sağlamak üzere tarafıma süre verilmesini talep ederim ’’ demiştir. Davacının 14.01.2021 tarihli celsedeki bu beyanı sözlü ıslah olarak kabul edilerek davacının talebine değer vermek suretiyle müşterek murisin tapu kaydı uygulanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken davacının sözlü ıslah talebi değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.