1. Ceza Dairesi 2023/8286 E. , 2023/8069 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
İNCELEME KONUSU
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/260 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 ... maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 30.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.08.2023 tarihli ve 2022/23407 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/100719 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/100719 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1) Sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı olacak şekilde gerekçesiz karar verilmesinde,
2) Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli kararında, sanık ... ve inceleme dışı sanıkların müştekiye yönelik eylemleri sabit görülerek ayrı ayrı 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde sanık ...'ın kasıtlı bir suç işlemesi üzerine yalnızca onun yönünden dosya ele alınarak hüküm açıklandığı halde birden fazla sanık hakkında hüküm oluşturulduğu anlamına gelebilecek ve infazda karışıklığa sebep olacak şekilde ayrı ayrı 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmesinde,
3) Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli tehdit ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, uzlaşma kapsamında olmayan nitelikli tehdit suçundan sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği nazara alındığında, sanığın inceleme konusu kasten yaralama eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesi kapsamında soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olduğu, bu itibarla uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, sanık ile katılan arasında uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 1. 5271 sayılı Kanun’un, "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer verilen;
"(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur."
Hükmü uyarınca, kararın gerekçeyi ihtiva etmesi gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kararı’nda; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklinde karar verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da gerekçe hususunda aynı ilkeler benimsenmiştir.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 11.04.2019 tarihli, 2018/9-593 Esas ve 2019/314 Karar sayılı kararında; “Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ile hükmün, dayanağını, denetlenebilirliğini, ikna ediciliğini gerekçe bölümünden alacağı vurgulanmıştır.
5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 ... maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan onbirinci fıkrasının birinci cümlesi;
“(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...”
Şeklinde düzenlenmiştir. İhbar üzerine hükmün açıklanmasına karar verilen hâllerde önceki karara atıfta bulunulmakla yetinilmesinin yeterli olmadığı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.05.2015 tarihli, 2014/145 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararında açıkça kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, incelenen hükmün gerekçesiz olduğu ve Mahkemece hüküm kurulurken infazda karışıklığa sebep olacak şekilde hükümlünün ayrı ayrı 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun'un, Uzlaştırma başlıklı 253 üncü maddesinin birinci fıkrasında ve aynı fıkrasının (a) bendinde yer verilen;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar,"
Şeklindeki düzenleme karşısında, uzlaştırma kurumunun, şikâyet şartına bağlı suçlar yönünden uygulanabileceği ön koşul olarak belirlenmiştir. Aynı hükmün üçüncü fıkrasının son cümlesinde uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma hükümlerinin uygulanmaması öngörülmüştür.
İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü hakkında katılana yönelik nitelikli tehdit ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Nitelikli tehdit suçu uzlaşma kapsamında düzenlenen suçlardan değildir. Tehdit suçunu gerçekleştirdiği iddiasının şüpheli kalması nedeniyle Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2017 tarihli ve 2016/527 Esas,
2017/68 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verildiği, anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Bu hâli ile hükümlünün inceleme konusu kasten yaralama eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi kapsamında soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olduğu, bu itibarla uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen;
“(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.”
Şeklindeki düzenleme karşısında, hükümlü ile katılan arasında uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği dikkate alınmadan karar verildiği belirlenmekle, kanun yararına bozma talepleri yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/260 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!