1. Ceza Dairesi 2023/5769 E. , 2023/7001 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1263 Değişik İş
SUÇ : Kasten yaralamaya teşebbüs
KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine dair karar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.10.2022 tarihli ve 2022/8137 Soruşturma, 2022/3239 Esas, 2022/2266 İddianame sayılı evrakı ile tanzim olunan iddianamenin iadesine ilişkin Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2022 tarihli ve 2022/421 İddianame Değerlendirme numaralı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/1263 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 ... maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin olmakla 24.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32492 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61585 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61585 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli kararı ile; ''Müşteki şüpheli ...'in diğer müşteki şüpheli ...'ye yönelik kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasının talep edildiği, dosyada mevcut anlatımda tarafların birbirini yaralamaya teşebbüs ettiğinden bahsedildiği ancak düzenlenen iddianamede sevk maddesinin 86/1 olarak gösterildiği, her ne kadar sevk maddesi TCK 86/1 olarak gösterilmiş olsa da şüphelilerin üzerine atılı suçun teşebbüs aşamasında olması nedeniyle TCK 86/2. madde kapsamında kaldığı, uzlaştırma işlemlerinin de uygulanmadığı, bu nedenle dosyada deliller ile şüphelilerin üzerine atılı suçun ilişkilendirilmediği,
Her ne kadar bu durum suçun hukuki nitelendirmesi kapsamında değerlendirilerek ilerde ek savunma ile tamamlanabileceği düşünülse de; mahkememizce iddianamenin bu hali ile kabul edildiği takdirde sevk maddeleri dikkate alındığında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmadığı ve CMK 251.m gereği basit yargılama usulünün uygulanamayacağı, suçun TCK 86/2. Madde kapsamında kalacağı ancak 5271 sayılı CMK 251/1.maddede 8/7/2021 tarihinde yapılan '175 ... maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.' değişiklik ile hükmünün eklenmesi nedeniyle duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulüne dönülemeyeceği anlaşıldığından, şüphelilere yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadığından bu hali ile iddianamenin kabulünün şüphelinin savunma hakkını kısıtlayacağı anlaşılmakla' gerekçeleriyle iddianame iade edilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan 'Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.' hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gibi mahkemenin de hukukî nitelendirme ile bağlı olmadığı,
Somut olayda, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında tanzim edilen iddianamenin sonuç kısmında, şüphelilere yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklandığı, mahkemesince şüphelilerin üzerine atılı suçun teşebbüs aşamasında olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi kapsamında kaldığı ve uzlaştırma işlemlerinin de uygulanmadığı belirtilmiş ise de; iddianame anlatımında müşteki şüphelilerin eylemlerinin silahla yaralamaya teşebbüs suçu olarak nitelendirildiği, silahla yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şikâyetçi şüpheli ... Hakkındaki Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un "Sanığın veya hükümlünün ölümü" başlıklı 64 üncü maddesininin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; "(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir...." şeklindeki düzenlenme uyarınca soruşturma aşamasında şüphelinin ölümü durumunda hakkında kamu davasının açılması mümkün değildir.
2. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi ve başka bir yolla çözümünün mümkün olmaması gerekmektedir.
Bununla birlikte, kanun yolu davası açabilmek için korunan hukuki yararın ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun yolu başvurusunun temel şartlarından biri karardan zarar görme şartıdır (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, ..., 2021, s. 894-899). Olağanüstü kanun yollarının genel amacı, kesin hükmün otoritesinin ancak çok ciddi boyutta hukuka
aykırılıkların bulunması hâlinde hukuk düzenince kabul görmeyerek ortadan kaldırılmasıdır. Yargısal kararın güvenirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri de dikkate alındığında, ancak hukuki yararın bulunması kaydıyla olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği kabul edilmelidir.
3. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre şikâyetçi şüpheli ...'nin kanun yararına bozma talebinden önce 06.02.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmakla adı geçenin kanun yararına bozma talebinden önce ölmesi nedeniyle verilen kararın muhakeme hukukuna uygun olup olmadığının denetlenmesinde hukuki bir yarar kalmadığı belirlenmekle, şikâyetçi şüpheli ... yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Şikâyetçi şüpheli ... Hakkındaki Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 170 ... maddesinin birinci fıkrasında kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği belirtildikten sonra, aynı maddenin devam eden fıkraları gereği soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısının, bir iddianame düzenleyeceği, görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede şüphelinin kimliğinin, varsa müdafisinin, maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliğinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin vekilinin veya kanunî temsilcisinin, açıklanmasında sakınca bulunmaması hâlinde ihbarda bulunan kişinin kimliğinin, şikâyette bulunan kişinin kimliğinin, şikâyetin yapıldığı tarihin, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddelerinin, yüklenen suçun işlendiği yerin, tarihin ve zaman diliminin, suçun delillerinin, şüphelinin tutuklu olup olmadığının, tutuklanmış ise gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların sürelerinin gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı düzenleme uyarınca iddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı, iddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususların değil, lehine olan hususların da ileri sürüleceği, iddianamenin sonuç kısmında da, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiğinin; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbirinin açıkça belirtileceği öngörülmüştür.
2. 5271 sayılı Kanun'un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinde yer alan düzenleme ile Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle aynı Kanun'un 170 ... maddesinde öngörülen hususlara aykırı olarak veya suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen ya da ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde ön ödeme veya uzlaşma usûlü uygulanmadan düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verileceği hüküm altında alınmışken aynı maddenin ikinci fıkrası gereği suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
3. 5271 sayılı Kanun'un "Uzlaştırma" başlıklı 253 üncü maddesinin birinci fıkrasında ve aynı fıkrasının (a) bendinde yer verilen;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar,
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
"
Şeklindeki düzenleme karşısında, uzlaştırma kurumunun, şikâyet şartına bağlı suçlar yönünden uygulanabileceği ön koşul olarak belirlenmiştir. Aynı hükmün (b) bendinde şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın 5237 sayılı Kanun'da yer alan bazı suçlar yönünden de uzlaştırma hükümlerinin uygulanması öngörülmüş ise de hükümlünün yargılama konusu eylemini, 5237 sayılı Kanun'un, "Tanımlar" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin dördüncü cümlesinde yer alan; "Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler," kapsamında silahtan sayılan bıçak ile gerçekleştirdiği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında ve üçüncü fıkrasının ilgili bölümlerinde;
"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, ...."
Şeklinde düzenleme yapılmıştır.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; mevcut deliller ile ilişkilendirilerek şikâyetçi şüpheli ... hakkında ......,'i kasten yaralamaya teşebbüs suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlendiği, adı geçenin soruşturma konusu eylemini, 5237 sayılı Kanun'un, "Tanımlar" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin dördüncü cümlesinde yer alan; "Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler," kapsamında silahtan sayılan bıçak ile gerçekleştirdiği iddiasının 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında kaldığı, bu itibarla uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekmediği gibi iade nedenleri arasında zikredilen 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası yerine aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılma isteminin suçun hukukî nitelendirilmesine ilişkin olduğu belirlenmekle Mahkemece iddianamenin iadesine ve merci tarafından iddianamenin iadesine yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Şikâyetçi Şüpheli ... Hakkındaki Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
B. Şikâyetçi Şüpheli ... Hakkındaki Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. Gerekçe bölümünde yer alan (B) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemlerinin KABULÜNE,
2. Şikâyetçi şüpheli ... hakkındaki Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/1263 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!