WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2023/5441 E.  ,  2023/6209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/375 E., 2019/609 K.
SUÇLAR : Kasten yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması

Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2019/375 Esas, 2019/609 Karar sayılı kararları ile hükümlü hakkında
a) Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki defa ayrı ayrı 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
b) Kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 740,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin netice cezaların türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 25.10.2019 tarihinde kesinleştikleri belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34590 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58044 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58044 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre;
1) Sanığın müştekinin çalıştığı iş yerine geldiği, müştekinin bir şahsın arabasından indiğini görmesi üzerine müştekiyi darp etmeye başladığı, ardından zorla kendi aracına bindirdiği, burada darp eylemine devam ettiği, müştekiyi araçla evlerinin önüne götürdüğü, evden aldığı tüfek ile dışarı çıkması üzerine müştekinin olay yerinden ayrıldığı olayda; her ne kadar Mahkemesince sanığın müşteki eşine karşı eylemlerine ilişkin kasten yaralama suçundan üç ayrı hüküm kurulmuş ise de, eylemlerin birbiri ardına, arada hukuki kesinti bulunmaksızın gerçekleştiği, bu haliyle eylemlerin bir bütün halinde değerlendirilip, tek bir yaralamadan hüküm kurulması ve belirlenen cezada kastın yoğunluğuna göre alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilerek fazla ceza tayin edilmesinde,
2) Kabule göre de;
Kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerde, haksız tahriğe ilişkin 5237 sayılı Kanunu’nun 29/1 maddesinin 1/2 indirim oranı üzerinden uygulanmış ise de mağdurdan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan eylemlerinin tespit edilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanığın haksız tahrik nedeniyle indirim nedeni yapılan hususun ne olduğu gerekçeli kararda belirtilmeksizin hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A. (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan;

"(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar."
Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Bununla birlikte kanun yararına bozma yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun, 14.11.1977 tarihli ve 1977/3 Esas, 1977/2 sayılı Karar sayılı kararı esas alınarak verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.03.2010 tarihli ve 2010/2-29 Esas, 2010/56 Karar sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdîr hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdîrine bağlı istekler ve uygulamadaki takdîr yanılgıları veya takdîrin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
2. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; sanık hakkında Mahkemece verilen kararda (2) numaralı kanun yararına bozmaya konu edilen hukuka aykırılığın takdîr hakkına ilişkin olduğu dikkate alındığında takdîr hakka ilişkin olarak yapılan hukuka aykırılıkların olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. Resmî nüfus kayıt örneklerine göre suç tarihinde evli olduğu mağdur eşini başka birinin arabasından inerken gören hükümlünün mağdura önce ilk gördüğünde vurduğu, araca bindirip araç

içerisinde de vurduğu, müşterek ikâmetlerine gidip av tüfeği aldığı ancak fişeklerini bulamadığı için mağdura ateş edemediği kabul edilerek hükümlü hakkında iki defa eşini kasten yaralama ve eşini silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ve üçüncü fıkrasının ilgili bölümlerinde;
"(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine,...
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
...,
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, ....artırılır."
Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

3. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece kabul edildiği olayın oluş şekli itibarıyla hükümlünün mağduru kasten yaralamaya yönelik birden çok eylemi aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilip hükümlünün tek bir eşini silahla kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekir.

Hükümlü hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 61 ... maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen "cezada orantılılık ilkesi" dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında belirlenen temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmelidir.

Mahkemece eylemler bölünerek kasten yaralama suçundan iki ayrı, kasten yaralamaya teşebbüs suçundan da ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması, Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
A. (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

B. (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma Talebi Yönünden
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Hükümlü hakkında kasten yaralama ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından verilen Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2019/375 Esas, 2019/609 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca hükümlünün sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunması dikkate alınarak gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.10.2023 tarihinde karar verildi.