WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2023/5402 E.  ,  2023/6016 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/83 E., 2021/397 K.
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/83 Esas, 2021/397 Karar sayılı kararları ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 ... maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 3 kez 2.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, itiraz edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/25449 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58128 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58128 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1) Dosya kapsamına göre,
Sanığın yokluğunda verilen Bodrum 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.09.2011 tarihli kararının, 16.12.2011 tarihinde '......,Mahallesi, ....., Sokak, No:..... Yüreğir/...' adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, '(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır...' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılıp, mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, mernis adresinin olmadığının tespiti halinde ancak 35. maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği cihetle, Mahkemesince mernis adresi araştırılması yapılmadan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2) Kabule göre de,
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/5156 Esas, 2022/15007 Karar sayılı ilâmında yer alan, '..Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2012 tarihli ve 2012/458 Esas, 2012/950 Karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alındığı tarih olduğu bu suretle 19.02.2007 tarihli sorgusuna göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekmiştir...' şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Sanığın eylemine uyan basit yaralama suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, dava konusu olayda sanığın savunmasının alındığı 05/10/2010 tarihi ile kararın verildiği tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep
bulunmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin sanığın savunmasının alındığı tarihten, kararın verildiği 11.06./2021 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 ... maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan sekizinci fıkrasının birinci cümlesi ve on birinci fıkrasının birinci cümlesi;
“...
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ...
...
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...”
Şeklinde düzenlenmiştir.

Denetim süresi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usûlüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve tabi tutulduğu denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır.

2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükmün açıklanmasına esas olan Bodrum (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.09.2011 tarihli ve 2009/208 Esas, 2011/499 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, yokluğunda karar verilen hükümlü adına tebliğe çıkarıldığı ancak tebligat mazbatası üzerinde yapılan inceleme neticesinde tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır.

Şöyle ki 7201 sayılı Kanun'un "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre;
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
Aynı Kanun'un "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35 ... maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına göre ise;
"Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır."

Mezkûr hükümler gereği yapılan inceleme neticesinde;
Hükümlünün gerekçeli kararın savunmasında bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ edilememesi üzerine yeni adresinin tespiti için gerekli araştırma yapılmadan ve daha öncesinde tebligat yapılmamış olan aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 ... maddesine göre tebliğ edilerek kesinleştirildiği dikkate alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hükümlüye usûlüne uygun olarak tebliğ edilmediği belirlenmiştir.

3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmemesi ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı dikkate alınmadan hükümlünün tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosyanın ele alınarak Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/344 Esas, 2016/755 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup bu durum anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2020/13773 Esas, 2020/17752 Karar sayılı bozma ilâmının (1) numaralı bendinde de açıkça bozma nedeni yapılmıştır.

4. Bununla birlikte resmî nüfus kayıt örneklerine göre kardeş olan mağdur ile hükümlü arasında değişik tarihlerde çıkan tartışmada hükümlünün, mağduru, adlî muayene raporunda belirtildiği üzere basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı belirlenmiştir.

5237 sayılı Kanun'un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci fıkrasının (e) bendine göre;
"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer."

5237 sayılı Kanun'un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası; "Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." şeklinde düzenlemeye haizdir.

Hükümlü hakkında açılan kamu davasına konu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bulunduğu ve 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı
suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmaması nedeniyle Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/344 Esas, 2016/755 Karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, hükümlünün Mahkemece savunmasının alındığı tarih olan 05.10.2010 tarihi olduğu anlaşılmıştır.

5. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının zamanaşımı yönünden değerlendirilmesinde; hükümlünün savunmasının alındığı 05.10.2010 tarihinden mahkûmiyetine karar verildiği 11.06.2021 tarihine kadar zamanaşımını durduran veya kesen işlem bulunmadığı belirlenmekle 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/83 Esas, 2021/397 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.10.2023 tarihinde karar verildi.