1. Ceza Dairesi 2022/9542 E. , 2024/2130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, (mağdur ... vekilinin ...'ın katılan sıfatı bulunmaması nedeniyle temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı), 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.11.2015 tarihli ve 2014/310 Esas, 2015/... Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdura yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 17.06.2020 tarihli ve 2020/863 Esas, 2020/1363 Karar sayılı kararı ile özetle "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın şikayet ve katılma haklarını kullanabilmesi için duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" nedeniyle bozulmasına,
2. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/143 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında az ceza verildiğine, sanık lehine takdirî indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, katılan Bakanlık lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz sebebi, hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın babasının servis şoförü olduğu dönemde mağdurun kız kardeşini rahatsız ettiği iddiası ile iki aile arasında anlaşmazlık meydana geldiği, daha önce aralarında tehdit, hakaret olaylarının yaşandığı, olay günü çarşıda karşılaşan olay tarihinde 17 yaşında olan mağdur ile sanık arasında çıkan tartışmada sanığın mağduru karın bölgesinden bıçakladığı, ... tehlikeye neden olduğu, sanığın üzerine atılı çocuğa karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmaları, mağdur ve tanık anlatımları, adli raporlar, nüfus ve adli sicil kayıtları, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. Mağdur vekilinin temyiz istemi yönünden;
Sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan eden mağdurun, kamu davasına katılmak istemediğini beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatını almadığı anlaşılmakla, vekilinin 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 ... maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden;
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçe ile uygulandığı anlaşıldığından, katılan bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Ceza miktarı yönünden;
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın mağduru karın bölgesinden bir bıçak darbesi ile karaciğer ve hepatik arter yaralanması nedeniyle ... tehlike meydana gelecek şekilde yaraladığı olayda; "on üç yıldan yirmi yıla" kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanunun 35 ... maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak makul bir ceza tayini yerine, hiç isabet almayan hallerde uygulanan 13 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Haksız tahrik hükümleri yönünden
Aralarında önceye dayalı ailelerin de dahil olduğu bir anlaşmazlık bulunan tarafların karşılaşmaları sonucu meydana gelen olayda; olayın başlangıç şekli ve gelişimine dair farklı anlatımlar bulunduğu, tarafsız tanık beyanı bulunmadığı, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tam olarak tespit edilemediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel
Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 367 Karar
sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Vekâlet ücreti yönünden;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Mağdur vekilinin temyiz isteği yönünden:
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle mağdur vekilinin temyiz isteminin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden;
Gerekçe bölümünde (B bendinin 2, 3, 4 numaralı kısımlarında) açıklanan " teşebbüste eksik ceza, asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği ve vekalet ücreti" nedenleriyle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2020 tarihli ve 2020/143 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!