WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2022/9284 E.  ,  2024/1424 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1910 E., 2021/497 K.
SUÇ : Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2019/406 Esas, 2020/163 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kardeşi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 63 üncü maddesi
uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/1910 Esas, 2021/497 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri; öldürme kastı olmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiğine, eksik araştırmaya ve meşru savunma hükümlerinin uygulanmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanıkla katılanın kardeş oldukları, aralarında önceye dayalı araziden kaynaklı anlaşmazlık bulunduğu, bu sebeple kardeşlerin birbirleriyle konuşmadıkları, olay günü katılanın kendisine sanık tarafından gelen telefon çağrısını fark etmeyip sonradan sanığı aradığı, bu arama sırasında miras konusu arazi hissesinin satılması konusunda görüştükleri ancak tartışarak telefonu kapattıkları, ertesi gün katılanın ... ilçesinde işi olduğu için hazır gelmiş iken sanık ile arasındaki sorunları düzeltmek için sanıkla görüşmek istediği ve sanığı aradığı ancak sanığın telefona cevap vermediği, bu sefer katılanın ortak tanıdıkları tanık ...'u arayarak durumu sanığa iletmesini iş yerine geleceğini söylediği, yaklaşık 10 dakika sonra sanığın kendisini aradığı ve biraz sonra katılanın yanına geldiği, taraflar arasında başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanığın üzerinde taşıdığı bıçak ile katılanı göğüs sol yan karın boşluğundan, sol uyluk dış bölgesinden, sol uyluk alt arka bölgesinden ve sol bacak dış yan bölgesinden yaraladığı, katılanın kendisini kurtarmak amacıyla yola çıkarak durdurduğu yoldan geçen bir araç sürücüsünden yardım istediği, bu şekilde olay yerinden ayrıldığı, sanığın da katılanı kendi aracı ile bir süre takip ettiği, ancak katılanın jandarmaya gitmesi üzerine takibine devam etmediği, katılanın alınan adli muayene raporunda göğüs bölgesindeki yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu, vücudunda kemik kırığı meydana getirdiği, kemik kırığının hayat fonksiyonuna etkisinin ikinci derecede olduğu, diğer yaralanmalarının ise yaşamını tehlikeye sokan bir duruma sebep olmadığı, her ne kadar sanık gerek soruşturma aşamasındaki beyanlarında gerek ise kovuşturma aşamasındaki beyanlarında üzerine atılı bulunan kardeşine yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlamasını kabul etmemiş ise de; sanığın inkar içeren savunmalarına dosya kapsamında mevcut bulunan katılanın aşamalardaki beyanları nazara alındığında mahkemesince itibar edilmediği, sanığın söz konusu savunmalarının tamamıyla suçtan kurtulmaya matuf ve hayatın olağan akışına aykırı mahiyette olduğu kanaatine varıldığı, katılanın aşamalardaki iddia ve beyanlarının dosyada mevcut adli tıp kurumu raporuyla doğrulandığı buna rağmen, sanığın aşamalardaki beyanlarının ise dosyada mevcut tanık beyanları ile ve olayın oluşu ile örtüşmediği ve farklı nitelikte olduğu, sanığın savunmasının aksine,

dosyanın oluşu ile örtüşür mahiyetteki katılanın aşamalardaki beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın başlayan tartışma neticesinde katılanın öldürücü bölgelerine ve diğer bölgelerine birden fazla kez bıçak darbesi vurduğu, sanığın aşamalardaki ifadeleri ve savunmalarının tamamen tutarsız, hayatın olağan akışına aykırı ve dosyanın oluşuna ve delil durumuna aykırı mahiyette olduğu, bu suretle alınan sanık savunması, katılan beyanı, doktor raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın arasında arazi nedeniyle husumet bulunan katılanı birden fazla bıçak darbesi ile yaralayarak olay yerinden kaçtığı katılanın oradan geçenlerden yardım istemesi üzerine bir süre daha katılanı takip ettiği şeklinde gerçekleşen somut olayda sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, darbe sayısı, yara yerleri ve yaralanmanın öldürücü nitelikte olması, kullanılan silahın elverişliliği ile sanıkla katılan arasında önceye dayalı husumetin varlığı birlikte dikkate alındığında, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu kabul edilmekle sanığın sübut bulan eylemine uyan kardeşini kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerektiği değerlendirilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunması, tanık beyanı, katılan hakkında Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 24/01/2020 tarihli raporu, yazı cevapları, nüfus ve adlî sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın ele geçirilemeyen bıçakla arasında arazi nedeniyle husumet bulunan katılanın öldürücü bölgesine ve diğer bölgelerine toplam dört kez bıçak darbesi vurduğu, katılanın oradan geçenlerden yardım istemesi üzerine bir süre daha katılanı takip ettiği, katılanın göğüs sol yan karın boşluğunda tanımlanan yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu, vücudunda kemik kırığı meydana getirdiği, kemik kırığının hayat fonksiyonuna etkisinin ikinci derecede olduğu, sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, darbe sayısı, yara yerleri ve yaralanmanın öldürücü nitelikte olması, kullanılan silahın elverişliliği ile sanıkla katılan arasında önceye dayalı husumetin varlığı birlikte dikkate alındığında suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, meşru savunma koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/1910 Esas, 2021/497 Karar sayılı kararında sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, eleştiriye ilişkin karşı oy dışında, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık ...'in katılan ...'ı bıçakla yaraladığı iddiasıyla hakkında açılan Kamu davasında yerel mahkeme tarafından sanığın katılana karşı eyleminin kasten adam öldürmeye teşebbüs olduğu kabul edilmiş bu karar BAM Ceza Dairesi tarafından da onanmıştır, dosya kapsamına göre sanığın katılana toplam 4 adet bıçak darbesi vurduğu, bu darbelerden bir tanesinin batın sol yanında batına nafiz ve açık kosto kırığı oluşturan, hayati tehlike geçirmesine ve ikinci derecede kemik kırığı oluşmasına neden olduğu, bunun dışında yine sanığın katılana sol ön kol, sol uyluk, sol bacaktan 3 ayrı bıçak darbesi daha vurduğu, olaydan sonra sanığın olay mahallinden ayrıldığı sabit olup, yerel mahkemenin kabulüne göre sanık katılanı bıçaklamasından sonra katılanın kendisini kurtarmak amacıyla yoldan geçen bir aracı durdurup sürücüsünden yardım istediği ve bu araca binerek olay yerinden ayrıldığı, sanığında katılanı kendi aracıyla bir süre takip ettiği ve ancak katılanın bulunduğu aracın jandarmaya gitmesi üzerine takibine devam etmediği olayda katılana vurulan bıçak darbesi sayısı sanığın eylemine devam etmesine çalışmasına rağmen katılanın olay yerinden geçen bir araca binerek olay yerinden uzaklaşmasına rağmen sanığın aracıyla katılanın peşinden takip edip katılanın aracının jandarmaya gitmesi nedeniyle bulunduğu aracın peşini bıraktığı dikkate alındığında Türk Ceza Kanunu 35 maddesinde zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte düzenlendiğinden sanıktan katılana yönelen zararın ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu 35 inci maddesinde öngörülen 13 ile 20 yıl arasında bir ceza makasında belirlenmesi gerekeceği Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre hayati tehlikeye geçirilmesi halinde makul seviye olan 16 yıl 6 aylık bir ceza verilmesi gerekirken sanığın eylemine devam etmesine engel hali olup
katılanın kaçması üzerine sanığın eylemlerine son vermeyip takibe devam ettiği gözetilerek asgari bu seviyeden bir ceza (16 yıl 6 ay) verilmesi gerekirken 14 yıl gibi daire uygulamalarımıza aykırı bir cezanın Dairemizce yerleşik içtihatları doğrultusunda eleştirilerek onanması gerekirken 14 yıllık cezanın doğru olduğu anlamına gelecek şekilde doğrudan onanması yönündeki Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı çoğunluk görüşüne katılmıyorum.