WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2022/8148 E.  ,  2024/2430 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/349 değişik iş
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Nitelikli dolandırıcılık suçundan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/536 Esas, 2019/406 Karar sayılı kararıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükümlü ...'un, bu cezasının infazı sırasında Nizip Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.06.2021 tarihli ve 2021/7-1719 sayılı müddetnameye karşı sanık müdafii tarafından, hükümlü hakkında örgüt üyeliğine ilişkin kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığından müddetnamenin örgüt suçlarına ilişkin infaz hükümlerine göre düzenlenemeyeceğinden bahisle yapılan itirazın kabulüne dair Nizip İnfaz Hakimliğinin 03.09.2021 tarihli ve 2021/1442 dosya, 2021/1564 sayılı kararına karşı infaz savcılığı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/349 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2022 tarihli ve 94660652-105-27-19611-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve 2022/88910 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve 2022/88910 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre; Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/536 Esas, 2019/406 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olmak (FETÖ PDY) suçlarından mahkumiyetine karar verildikten sonra, anılan mahkumiyet hükümlerine karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2019/991 Esas, 2020/1530 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun, dolandırıcılık suçu yönünden kesin olmak üzere, terör örgütüne üye olmak suçu bakımından ise temyiz yolu açık olmak üzere esastan reddedilmesini müteakip, dolandırıcılık suçu yönünden kesinleşen ilamın infazı için itiraza konu müddetname düzenlendiği anlaşılmakla;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, " Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler" şeklindeki düzenleme nazara alındığında,
Dolandırıcılık suçu yönünden mahkumiyet kararının incelenmesinde, FETÖ tarafından sızdırılan 2010 KPSS sorularını önceden alarak sınavda yüksek başarı elde eden sanığın FETÖ/PDY üyesi olduğu, örgütün 2010 yılında aldığı kararla hem kendi okullarında maaşlı olarak çalıştırdığı üyelerini kamuya aktarıp maaş yükünden kurtulmak, yeni gelenlere yer açmak, bu şekilde himmet adı altında topladığı aidatları artırmak ve hem de mahrem hizmetlerdeki örgüt mensuplarının eşlerinin ve mahrem imamların kamuya atanması için sınav sorularını sızdırdığı, sanığın sınav öncesi örgüt tarafından kendisine verilen sorulara çalışarak sınavda gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, tekrar edilen Eğitim Bilimleri testinden aldığı puan ve iptal edilmeyen ancak kopya çekildiği mahkememizce kabul edilen Genel Kültür-Genel Yetenek testlerinden aldığı puanla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına memur olarak atandığı ve iddianame tanzim tarihine kadar maaş, fazla çalışma vs olmak üzere gelir elde ettiği, sınav sorularını önceden alarak hileli hareketlerle sınavda gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, hileli bu hareketiyle haksız şekilde kamu görevine atandığı ve birden fazla kez maaş aldığı için sanığın eyleminin zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla, esas mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere müddetnameye konu olan dolandırıcılık suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği ve dolayısıyla anılan cezanın infazının 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince düzenlenecek müddetnameye göre yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi;
(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
(j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.

3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası;
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.

4. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1 inci maddesi;
(1) (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.

5. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 üncü maddesi;
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.

6. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4 üncü maddesi;
(1) (Değişik: 29/6/2006-5532/3 md.) Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.

e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.

7. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17 nci maddesinin (1) ve (2) nci fıkrası;
(Değişik: 29/6/2006-5532/12 md.) Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır.
Ancak, süreli hapis cezalan bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.(Ek cümle: 14.04.2020 - 7242 S.K./65. md)

8. 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107 nci maddesinin (4) üncü fıkrasının konu ile ilgili bölümü;
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

9. 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi;
(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;
(d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.

10. 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının konu ile ilgili bölümü;
(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.
Şeklinde düzenlenmiştir.

11. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre yapılması gerekmektedir.

12. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılması gerekmektedir.

13. Hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan ilk derece mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 nci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hükmolunan cezanın aynı kanunun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ayrıca zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 62 nci maddesi gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmaması yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi karar da verilmediği görülmektedir.

14. İlk Derece Mahkemesi tarafından her iki suçtan dolayı verilen karara karşı lehe ve aleyhe davanın tarafları ve Cumhuriyet Savcısı tarafından İstinaf kanun yoluna müracaat edildiği ve yapılan inceleme sonunda 24.12.2020 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesince ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kesin, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu yönünden ise temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır.

15. Hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen karara karşı temyiz yoluna gidilmesi nedeniyle kesinleşmediği görülmektedir.

16. Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleşen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının infazı amacıyla mahkemesince kararın infaz savcılığına gönderilmesi üzerine düzenlenen 30.06.2021 tarihli ve 2021/7-1719 sayılı müddetnamede 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin 9 uncu fıkrası hükmü esas alınarak ¾ oranı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle şartla tahliye ve bihakkın tahliye tarihinin belirlendiği, müddetnameye hükümlü vekilinin itiraz etmesi üzerine, İnfaz Hakimliğince “hükümlü hakkında kesinleşmiş örgüt üyeliği suçundan verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmaması ve nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kesinleşen hükümde 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına karar verilmemesi ve mahkemesince bu suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği yönünde de bir belirleme yapılmadığı, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediği yönünde mahkemesine müzekkere yazılmasına rağmen henüz müzekkereye cevap verilmeden suçun örgüt kapsamında olduğundan bahisle müddetnamenin düzenlendiği ” gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.

17. Nitelikli dolandırıcılık suçunun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde tek tek sayılan suçlar arasında yer almaması nedeniyle terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, hükümlü hakkında infaza konu bu suçu ile ilgili olarak şartla tahliyesine karar verilebilmesi için iyi halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinin ve 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkra hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edildiği takdirde hükümlünün şartla tahliyesine karar verilebilmesi için iyi

halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 2/3 oranı esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

18. Somut olayda, Cumhuriyet savcılığınca hükümlünün nitelikli dolandırıcılık suçundan almış olduğu cezasının 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmüne göre ¾ oranı üzerinden şartla tahliye süresinin belirlenmesi doğru olmadığından, yapılan şikayetin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak şartla tahliye süresinin belirlenmesi için uygulanması gereken infaz rejimi konusunda herhangi bir değerlendirme ve açıklama yapılmaması nedeniyle bu karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan bu sebeple yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Nizip Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.09.2021 tarihli ve 2021/349 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2024 tarihinde karar verildi.