1. Ceza Dairesi 2022/15352 E. , 2024/4096 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2282 E., 2020/1305 K.
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği kanûnen reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.09.2019 tarihli ve 2017/105 Esas, 2019/395 Karar sayılı ilamı ile; sanığın katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/1-2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 18.11.2020 tarihli ve 2019/2282 Esas, 2020/1305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun, mağdurdaki yaralanmanın niteliğine göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uygulanırken alt sınırın makul oranda aşılması gerekirken hiç isabet kaydedilmeyen olaylarda uygulama olanağı bulunan alt sınırdan ceza tayini eleştirilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık müdafii hazır olmadığı halde karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına, eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat etmesi gerektiğine, eylemin kasten yaralama olduğu gerekçesi ile suç vasfına, meşru savunmaya, lehe hükümlerin uygulanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Katılan ...'in arkadaşları Metehan, Tolgahan ve Fatih ile birlikte çay içmek için Tuzla Sahiline indikleri, çay içtikten sonra arkadaşlarından birinin getireceği araca binmek için kalkıp sahil yoluna çıktıkları, o esnada katılanın araca seslendiği, bu sırada tanımadığı sanığın bıçakla katılanın önüne çıkarak "kime sesleniyorsun" diye sorduğu, katılanın sanığa arkadaşına seslendiğini söylemesine rağmen sanığın katılanı bıçakla iki yerinden hayat tehlike geçirecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamına göre olayın bizzat görgü tanığı olan ... ve ...'ın aşamalarda değişmeyen sanığı teşhis ettiklerine yönelik beyanları, canlı teşhis tutanağı ile kovuşturma aşamasındaki mahkeme huzurundaki teşhisleri dikkate alındığında sanığın atılı suçu işlediği anlaşıldığından tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
3. 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca alt sınırı en az 5 yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan yargılanma halinde, sanık müdafiinin duruşmada hazır bulundurulması zorunluluğunun bulunduğu, buna göre sanık müdafiinin duruşmaya katılmasının sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde başka bir müdafii görevlendirilmesinin sağlanması ve yine müdafiinin hazır olduğu duruşmada karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; sanık müdafiinin yokluğunda yargılama yapılarak sanığın mahkumiyetine verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Colozza et Rubinat/İtalya, 12.02.1985 A. 89, Is-30; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, A.80 28.06.1984) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 150/3 ve 188/1. maddelerine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Kabule göre de, katılanda sol ön aksiller hatta 2 cm'lik, sağ gloteöste 1 cm'lik kesici delici alet yarası bulunduğu, solda pnömotoraks saptanarak göğüs tüpü takıldığı, pnömotoraksa neden olan göğüse nafiz yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu anlaşılan olayda, katılandaki yaralanmanın niteliği dolayısıyla meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında makul oranda ceza tayin edilmesi gerekirken hiç isabet bulunmayan hallerde takdir edilen asgari hadden ceza belirlenerek eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün (3.) ve (4.) paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi müdafii zorunluluğu ve teşebbüsün derecesi yönlerinden yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.11.2020 tarihli ve 2019/2282 Esas, 2020/1305 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca KAZANILMIŞ HAKKININ KORUNMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a bendi uyarınca İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!