WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2022/14760 E.  ,  2024/2713 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1332 E. 2022/1866 K.
SUÇ : Olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği kesin nitelikte olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmış ise de katılan vekilinin suç vasfına yönelik aleyhe temyiz isteminde bulunması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararı uyarınca hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle temyiz incelemesi aleyhe temyiz edilen suç vasfı ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ve 2021/380 Esas, 2022/116 Karar sayılı kararı ile; Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve son bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/1332 Esas, 2022/1866 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; sanık hakkında olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve son bentleri, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eylemin taksirle gerçekleştiğinden bahisle suç vasfına, haksız tahrikin derecesine, sanığın eylemi ile görme kaybı arasında illiyet bağının kesildiğine,

B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri: 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası yönünden değerlendirme yapılması gerektiğine, haksız tahrik indirimi uygulanmaması gerektiğine, olası kast hükümlerinin uygulanamayacağına, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücreti miktarına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü müşteki Abtulkadir, sanık, tanık ... ve tanık ...'in ... Çarşısı içerisinde bulunan ... kahvesi olarak bilinen yerde iskambil oyunu oynadıkları, oyun esnasında müşteki ile sanık arasında müştekinin yanlış oynaması veya hile yapması nedeniyle anlaşmazlık yaşandığı ve aralarında tartışma çıktığı, bunun üzerine sanığın oynamak istemediğini söyleyerek masadan kalktığı, aralarındaki oyunun hesabına oynanmasından ötürü müştekinin davranışına öfkelenen sanığın "bunun için mi böyle yapıyorsun, ben öderim" diyerek cebindeki bozuk paraları eline aldığı ve kasaya doğru yöneldiği sırada

müştekinin sanığa "oynamazsan oynama, ş..., d...., g...." şeklinde sözler sarf ettiği, bunun üzerine sanığın o an elinde bulunan bir avuç bozuk parayı müştekiye fırlattığı, paralardan birinin müştekiye isabet etmesi sonucu sol gözünden yaralandığı ve görme yetisini kaybettiği şeklinde olayın geliştiği değerlendirilerek sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmaları, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, Yozgat Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.11.2019, 02.11.2020 tarihli raporları, Ulucanlar Göz Hastanesi Raporları, tutanaklar, nüfûs ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ..., müteveffa katılan ..., tanıklar ... ve ...'ün Yozgat ilinde bulunan ... çarşısı içindeki ... Kahvesi olarak bilinen yerde iskambil kağıdı oynadıkları sırada katılanın hile yapması ve yanlış oynaması sonucu taraflar arasında anlaşmazlık olduğu ve bu anlaşmazlığın tartışmaya dönüştüğü, tartışma sırasında katılanın sanığa yönelik ağır hakaretler ettiği, bunun üzerine sanığın oynamak istemediğini söyleyerek oyun masasından kalktığı, bu sırada katılanın ''oynamazsan oynama ş...., d..., g...'' şeklinde küfretmeye devam etmesi üzerine, sanığın katılana dönerek ''bunun için mi böyle yapıyorsun ben öderim'' dediği, katılanın sinkaflı sözlerine devam ettiği, hiddetlenen sanığın cebindeki 4 adet 1-TL'den oluşan madeni paraları oyun masasının üzerine doğru sert bir şekilde fırlattığı, masanın yüzeyinden seken madeni paralardan bir tanesinin o esnada masada oturan ve oyun çizelgesini yazan katılanın sol gözüne isabet ederek sol gözünde görme kaybı oluşacak şekilde yaralanmasına sebep olduğu değerlendirilerek sanık hakkında olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Suç vasfı ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
1. Sanığın katılanın sol gözünde görme kaybına sebebiyet verdiği olayda; sanığın eylemini doğrudan kastla gerçekleştirdiği değerlendiriliğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak etmek mümkün olmamıştır.

2. Katılan ..., sanık ve tanıklar ... ile ...'in ... kahvesi diye bilinen yerde iskambil oyunu oynadıkları sırada katılan ile sanık arasında çıkan tartışmada katılanın küfretmesine öfkelenen sanığın cebindeki bozuk paraları katılana fırlatması sonucu paralardan birinin katılanın sol gözüne isabet etmesi nedeniyle gözünün görme yetisini kaybettiği olayda; sanığın hazırlık aşamasındaki ilk beyanında elinde bulunan paraları katılana fırlattığını beyan etmesi, katılanın sanığın avucunda bulunan paralarla gözüne yumruk attığını söylemesi, olaydaki görgü tanıklarından ...'nin olayı görmediğine, ...'ın da yerden seken paranın katılanın gözüne isabet ettiğine ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin doğrudan kasıtla işlendiği anlaşıldığından sanık ve tanıkların kovuşturma aşamasında sanığın paraları masaya attığı ve masadan seken paranın katılanın gözüne isabet ettiği şeklindeki değişen beyanlarına itibar edilerek olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz sebepleri suç vasfı yönünden yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/1332 Esas, 2022/1866 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak farklı gerekçe ve oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.04.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'i nitelikli yaralama suçundan TCK'nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b ve son, 29, 62, 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi anılan kararı CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca kaldırarak sanığın TCK'nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b ve son, 21/2, 29, 62, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-b maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları kesin niteliktedir bu yüzden temyiz edilemezler ancak kesin nitelikteki bu tip kararlarda suç vasfına yönelik aleyhe temyiz varsa Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararı uyarınca suç vasfı ile sınırlı olarak temyiz davasına konu edilebilir.

Sanık vekilinin aleyhe suç vasfı içermeyen temyiz isteminin reddi kararı verilmelidir.

Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği üzere sanığın TCK'nun 87/4 maddesi uyarınca kasten yaralama sonucunda ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Temyiz incelemesi

sadece bu sebebe münhasır olarak suç vasfıyla sınırlı olarak yapılabilir. Temyiz incelemesinin konusu sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu mu yoksa katılan vekilinin iddia ettiği gibi kasten yaralama sonucunda ölüme neden olmak suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesidir.

Suçun olası kasıtla mı yada doğrudan kasıtla mı işlenmiş olması suç vasfıyla ilgili bir husus değildir. Vasıfla ilgili olmayan bu hususun bozma nedeni yapılması suç vasfıyla sınırlı incelemenin ihlali niteliğindedir. Katılan vekilinin suç vasfına yönelik temyiz nedenleri kabul edilseydi ancak o halde suçun olası kasıtla mı yoksa doğrudan kasıtla mı işlendiği temyiz incelemesinin konusu olabileceği nazara alınmamıştır.

Sanık vekilinin doğası gereği aleyhe suç vasfı içermeyen temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi, katılan vekilinin temyiz istemlerinin ise suç vasfıyla sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde katılanın ölümünün sanığın yargılamaya konu yaralama eylemiyle illiyet bağının bulunmadığı dolayısıyla sanığın eyleminin yaralama suçunu oluşturduğu nazara alındığında katılan vekilinin suç vasfına yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayım.

K A R Ş I O Y

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik olası kastla nitelikli yaralama suçundan verdiği mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesi sonucunda sanık hakkındaki hükmün doğrudan kast altında nitelikli kasten yaralama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
Sanık hakkında istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmış, bu bağlamda ilk derece mahkemesince neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden kurulan hükümde sanığın bu kez olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son, 21/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesindeki "ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları kesin niteliktedir" biçimindeki düzenleme nazara alındığında, kural olarak temyize konu edilen bu kararın kesin nitelikte olduğu düşünülebilirse de, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz nedenleri arasında -olayımızda uygulama yeri bulunmamakla beraber- 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin tatbiki gerektiğine yönelik somut talebinin bulunduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararında belirtilen, suç vasfına yönelik aleyhe bir temyiz varsa kesin nitelikteki

hükümlerin de suç vasfıyla sınırlı olarak incelenebileceğine dair Dairemizce de benimsenen içtihadı nazara alındığında vasıfla sınırlı temyiz incelemesine engel bir durum bulunmamaktadır.
Ancak burada üzerinde durulması gereken husus, katılan vekilinin vasıf temyizi olarak ileri sürdüğü 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin uygulama koşullarının somut olayda bulunmadığı durumda temyiz incelemesinin ne şekilde yapılacağının belirlenmesidir. Dosyanın incelemesi sırasında vasıf temyizine esas olan 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin uygulanamayacağı konusunda oy birliği sağlandığı halde vasıf temyizinin kapsamı dışına çıkılarak istinaf mercii tarafından olası kastla yaralama niteliğinde olduğu değerlendirilen eylemin doğrudan kastla yaralama suçunu oluşturduğu düşüncesiyle işin esasına yönelik bozma kararı verilmesi isabetli olmadığı gibi temyiz incelemesinin amacına, istinaf konusundaki yasal mevzuata ve özellikle de bu konudaki 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesine aykırı olmuştur. Zira, 5237 sayılı Kanun 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast, kastın bir türü olup suçun vasfına ilişkin bir kavramı ifade etmemektedir. Bu bağlamda Dairemizin pek çok uygulamasında görüleceği üzere bir eylemin olası kastla öldürme veya yaralama olarak tanımlanması ancak Dairemizce doğrudan kastla işlenmiş olduğu sonucuna varılması gibi durumlarda aleyhe temyiz başvurusu bulunmadıkça sadece eleştiri yapmakla yetinilip vasıf bozması yoluna gidilmemektedir. Bu noktadan hareketle temyiz incelemesinin kapısını açan anahtarın suç vasfına ilişkin ve üst sınırı itibariyle 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesi olduğu ve incelemenin salt bununla sınırlı yapılması gerektiği gözetilmeden bu maddenin somut olayda tatbiki imkanı bulunmayan durumda sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde işin esasına girilip vasıfla ilgisi olmayan olası kast-doğrudan kast ilişkisinden hareketle bozma kararı verilmesinin isabetli olmadığı, bu yönüyle vasıfla sınırlı yapılan incelemede 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin koşulları oluşmadığına göre başka bir yöne bakılmaksızın temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.