WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

A- A A+

1. Ceza Dairesi         2022/12896 E.  ,  2024/2151 K.
"İçtihat Metni"İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1427 E., 2022/1734 K.
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafii, sanık ...
müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması,
kısmî bozma

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ... hakkında kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, sanık ... hakkında kurulan hükmün Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı kaldırılarak istinaf mercii tarafından mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle hüküm türü değiştirildiğinden kararın temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2018 Tarihli ve 2017/925 Esas, 2018/330 Karar Sayılı Kararıyla
1. Sanık ... hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
2. Sanık ... hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 Tarihli ve 2018/1427 Esas, 2022/1734 Karar Sayılı Kararıyla
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ve sanık ... ile müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanıkların, katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanıklar arasında iştirak iradesi bulunmadığından sanık ...’in kendi eyleminden sorumlu tutulması gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın eyleminde meşru savunma koşullarının oluştuğuna, katılanın olaydan önceki davranışlarının bacağının kesilmesi sonucunu doğurduğundan sanığın eylemi ile illiyet bağı bulunmadığına ilişkindir.

3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; katılanda meydana gelen yaralanmayı diğer sanığın gerçekleştirmiş olması ve sanık ...’ın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde sanıklar ve tanık Furkan B. ile katılanın bir süre birlikte alkol aldıkları, daha sonra evlerine gitmek üzere yolda yürüdükleri sırada sanık ... ile katılan arasında nedeni tam olarak tespit

edilemeyen bir tartışmanın yaşandığı, tartışmanın devamında kavgaya dönüştüğü, sanık ...'in bıçakla katılanı sağ bacağından yaşamsal tehlike geçirmesine ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı kabul edilerek sanık ...'in mahkumiyetine, sanık ...'ın ise atılı suçu işlediğine dair dosyaya yansıyan cezalandırılmasına yeter kesin, somut, kanuni, inandırıcı ve her türlü şüphenden uzak delil elde edilemediğinden delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiştir.

2. Sanıkların savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları, katılan hakkında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 22.11.2017 tarihli, Tekirdağ Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 01.11.2018 tarihli adlî muayene raporları ve İstanbul ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26.02.2019 tarihli adli muayene raporları, sanık ...'in ceza ehliyetinin tam olduğuna dair ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünce düzenlenen 13.11.2017 rapor, yazı cevapları, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; olay günü tarafların yanlarında tanık Furkan B. de olduğu halde birlikte alkol alıp gezdikleri, sanıkların daha önce olduğu gibi katılandan kullanmış olduğu uyuşturucu niteliği olan ilaçtan istedikleri, katılanın ilacı kendisinin tedavi amaçlı kullandığını, kendisinde ilaçtan kalmadığını beyanla vermeyeceğini söylemesi üzerine, aralarında çıkan tartışmada sanık ...'ın katılanın muşta olarak tarif ettiği kesici delici alet ile katılanın kulağının üst kısmına vurduğu, sanık ...'in ise, katılanın yüzüne taşla vurduğu ve sonrasında katılanı bacağından bıçakla yaraladığı olayda sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde katılanı yaraladıkları ve birden fazla nitelikli hal ihlali ile atılı suçu işleyen sanıklar hakkında temel cezada sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle sanıklar hakkında Hukuki Süreç başlığının (B) bendinde ayrıntısına yer verilen hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edilmediği, eylemin sanıklar tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde fiil üzerine hakimiyet kurmak suretiyle gerçekleştirildiğinin sanıkların tevilli ikrara yönelen savunmaları ve katılanın aşamalardaki beyanları ile saptandığı, somut olayda meşru savunma koşullarının oluşmadığı, sanıkların eylemi ile katılanda meydana gelen yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun katılanın yaralanmasına ilişkin adli muayene raporu içeriklerinden anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2018/1427 Esas, 2022/1734 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanık ..., sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Kanun’un 37. maddesindeki;
"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.

TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
Olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Suça iştiraki için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır.
Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir. Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar.
İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Sanıkların olaydan önce birbirlerini tanımadıkları, sanık ..., katılan ve tanığın birlikte alkol alıp katılana ait psikotik haplardan kullandıktan sonra birlikte sahile doğru yürüdükleri, yolda katılan ile tanık Furkan'ın tanıdığı sanık ... ile karşılaştıkları, katılanın iddiasına göre sanık ...'in

Furkan ve kendisi ile sanık ... için hap istemesi, katılanın da vermek istememesi üzerine tartışma çıktığı, aniden başlayan tartışma sırasında sanık ...'ın muşta denilen kesici bir aletle katılanın sol kulak bölgesine vurarak yaralamasının ardından yere düştüğü, 5 sn sonra da sanık ...'in de bıçakla katılanın sağ bacak arka kısmına vurarak yaşamsal tehlike geçirecek ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaraladığı, sanık ...'ın üzerindeki atletini çıkararak ...'in bacağına tampon yaptığı ve ambulans çağırdığı, gelen ambulans ile de ...'in hastaneye gitmesini sağladıkları, mağdurun Sol kulak kepçesinde tam kat kesiye neden olduğu bildirilen yaralanmasının ise basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı olayda, birbirlerini olay anına kadar tanımayan sanıklar ile katılan arasında ani gelişen olayda, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde fiil üzerinde hakimiyet kurarak hareket ettiklerinden söz edilemeyeceği, sanık ...'ın mağdur ...'in kulağını yaralamasından sonra mağdura yönelik başka bir davranışının olmadığı, gece vakti saat 04.00 sıralarında karanlık bir ortamda şarap fabrikası civarında olayın meydana geldiği, sanık ... ve sanık ...'in aynı anda mağduru yaralamaları veya sanık ...'in mağdura bıçak vuracağı sırada sanık ...'in mağdurun savunmasını zorlaştırmak için onu tutması veya başka bir darbe vurmaya kalkışması durumunda ancak neticesi sebebiyle ağırlaşan eylemden dolayı sorumlu tutulabileceği, ayrıca sanıkların ayrı ayrı saiklerle ve eş zamanlı olmayan şekilde hareket ettikleri, ayrıca sanık ...'in mağdurun kulağını kesmesi sonrasında sanık ...'in mağdura yönelik ağır eylemi olmadığı durumda mağdurun neticesi sebebiyle ağırlaşan yaralanmasınında söz konusu olmayacağı dikkate alınarak sanık ...'ın katılanın kulak arkasında oluşan kesiden sorumlu olacak şekilde mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.