1. Ceza Dairesi 2022/11329 E. , 2023/7854 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/487 E., 2021/1049 K.
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/341 Esas, 2019/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2020/487 Esas, 2021/1049 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan Tebliğname ile karar tarihinde başka suçtan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın yokluğunda karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği ve kabule göre de; hesap hatası yapılarak fazla ceza tayin edildiği gerekçeleriyle hükmün bozulması görüşü ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan vekilinin temyiz sebepleri; delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiğinden bahisle suç vasfına, haksız tahrik ve takdîri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri; eksik incelemeye, meşru savunmaya, haksız tahrik indiriminin en üst sınırdan uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ...'un katılandan kiraladığı aracın muayenesi olmadığından trafikte yakalanarak bağlanması üzerine bu hususu konuşmak amacıyla dava dışı sanıklar ile birlikte katılanın işyerine gittiği, sanık ...'un katılanı dışarı çağırdığı ancak; katılanın dışarı çıkmadığı ve sanığı işyerine çağırdığı, sanık ... ile ...'ın katılanın işyerine girdikleri, Uğur ve ...'ın işyerine girmelerine müteakip katılanın kumanda ile işyerinin kepengini indirdiği, sanık ... ile katılan arasında tartışma başladığı, aralarında itiş kakış yaşandığı, katılanın elini Uğur'a doğru uzattığı, sanık ...'un belindeki silahı çıkartarak katılanın bulunduğu tezgahın arkasına geçtiği, itiş kakış devam ederken sanık ...'un önce yere doğru bir el ateş ettiği, sonrasında katılanın bacaklarına doğru iki el ateş ederek katılanı ayağından ve bacağından yaraladığı, sonrasında tekrar aralarında boğuşma yaşandığı ve bu sırada tabancanın tekrar ateş aldığı ve çıkan merminin katılanın göğsüne isabet ettiği, katılanın kepengi açmasıyla sanığın işyerinden çıkıp olay yerinden ayrıldığı, katılanın bu olay nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını müştereken ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırıklarına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, katılanın beyanları, dava dışı sanıkların ve tanıkların anlatımları, kamera kayıtları, CD izleme tutanağı, bilirkişi raporları, olay yeri inceleme raporu, uzmanlık raporları, nüfus ve adlî sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
3. Katılan hakkında İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen adlî muayene raporunda; yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını müştereken ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırıklarına neden olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan incelemede, olayın gelişimi ve vasıflandırılması aynı kabul edilmekle birlikte, birden fazla nitelikli hal nedeniyle sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak ve tahrik indirim oranının değiştirilmesi suretiyle asgarî oranda indirim uygulanarak yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık ... ile katılan arasında öldürmeyi gerektiren bir husumetin bulunmadığı, sanığın katılan ile yaşadıkları tartışma esnasında öncelikle yere, tartışmanın devamı sırasında ise katılanın bacaklarını hedef alarak ateş ettiği, tarafsız tanıkların soruşturma aşamasında alınan beyanları ile de sabit olduğu üzere aralarındaki boğuşmanın devam ettiği sırada son atışın katılanın göğsüne geldiği, olayın başlangıcında sanık ...'un katılanı konuşmak amacı ile dışarıya çağırdığı, katılanın ise sanığın içeriye gelmesini söylediği ve akabinde kepengi indirdiği, sanık ... ve diğer dava dışı sanık ...'ın dükkanın içerisinde kaldıkları, sanık ...'un katılanı öldürme kastı ile olay yerine gelmiş olması halinde katılana doğrudan ateş edebileceği, bir başka deyişle bu kastını gerçekleştirmek adına doğrudan icrai hareketlere başlayabilecekken katılanı dışarıya çağırdığı, katılanın içeri çağırıp kepengi indirmesinden sonra da çıkan tartışmada sanığın önce yere, sonrasında katılanın bacaklarına doğru ateş ettiği, son olarak yaşanan boğuşma sırasında tabancanın ateş alması nedeniyle merminin katılanın göğsüne isabet ettiği, bu bağlamda doğrudan öldürmeye yönelik bir eylemde bulunmadığı, tanık beyanları ve kamera kayıtları ile de bu hususun sabit olduğu, sanık ...'ın kepengi açmaya çalıştığı ancak açamaması üzerine katılanın açtığı, sanıkların da kepengin altından çıkmak suretiyle olay yerinden uzaklaştıkları, sanığın katılanı öldürme kastında olması halinde elinde öldürmeye elverişli olan silahın varlığı da düşünüldüğünde kepengi açmak suretiyle hareket eden katılanı görmesiyle söz konusu silah ile ateş etmeye devam etmesi gerektiği, oysa sanığın katılanın yaralanması ve kepengi açması üzerine hemen olay yerinden ayrıldığı, yine sanığın katılanın yaşamsal bölgelerini hedef almak suretiyle birden fazla kez ateş edebilme imkanı olduğu halde böyle bir durumun gerçekleşmediği, dolayısıyla sanık ...'un katılana yönelik eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu değil neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki (2) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
1. Katılan vekili ve sanık müdafilerinin diğer temyiz sebepleri yönünden
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı, mevcut delillerin isabetli şekilde
değerlendirildiği, taraf ve tanık beyanları ile kamera kayıtlarına göre sanık lehine meşru savunma şartlarının oluşmadığı, katılandan kaynaklanan haksız söz ve davranışlar nedeniyle asgarî oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdîri indirim hükümlerinin uygulanması Mahkeme takdîrinde olup yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek uygulandığı anlaşıldığından, bozma nedenleri dışında katılan vekili ve sanık müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Bağışık tutulma ve hesap hatası yönünden
a) Karar tarihinde başka suçtan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık duruşmaya getirtilmeden ya da Segbis sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin yokluğunda karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince belirlenen 6 yıl hapis cezası üzerinden, aynı Kanun'un 29 ve 62 nci maddelerinin uygulanması sonucunda netice cezanın 3 yıl 9 ay yerine 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası olarak hatalı hesaplanması suretiyle fazla ceza tayini, hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık müdafilerinin temyiz sebepleri bağışık tutulma ve hesap hatası yönünden yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2020/487 Esas, 2021/1049 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!