T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/117 Esas - 2024/220
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/117 Esas
KARAR NO : 2024/220
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.05.2024
Mahkememizden verilen 18/07/2023 tarih ve 2023/325 Esas 2023/437 sayılı karar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2023 tarih ve 2023/1912 Esas 2023/2202 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla mahkememizce duruşmalı olarak tekrar yapılan yargılama neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğünün 7182 sicil numarasında kayıtlı ...'nin 09/10/2014 tarihinde tasfiye edilmeksizin ticari sicilden resen terkin edildiğini, terkin işleminin şirkete ve ortaklara tebliğ edilmediğini, ticari sicilden terkin sonucu ortaklar ve yönetim kurulunca şirket borçlarının şirketin mal varlığından ödenmesine yönelik tasarruflarda bulunulamadığını, şirketin bir kısım mal varlığında haciz ve tedbir şerhleri bulunduğunu belirterek; tapu sicilinden haciz ve tedbir şerhlerinin kaldırılarak alacaklılara borçların ödenebilmesi için şireket ait taşınmazın ve araçların tasfiyesi satılabilmesi şirketin ihyası ile şirket ortağı olan ...'e yetki verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; terkin işleminin hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı ihyası istenen şirketin dairelerine olan borçlarından dolayı derdest icra takiplerinin bulunduğunu bildirmiştir.
Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi ihyası istenen şirket adına kayıtlı bir kısım araçlara 14/12/2016 tarihinden itibaren devam eden hacizlerin ve icra takibinin olduğunu bildirmiştir.
SGK ihyası istenen şirketin terkin tarihi itibariyle ve halen derdest icra dosyalarına ilişkin bilgileri göndermiştir.
İhyası talep edilen şirketin terkin tarihi itibariyle ve halen derdest görünen icra dosyalarına ilişkin bilgiler celp edilmiştir. (İstanbul 8. İcra Dairesi 2010/28212 Esas , İstanbul 13. İcra Dairesi 2014/4422 Esas)
Şirketin adına kayıtlı olan araç bilgileri ve takbis bilgisi Uyaptan temin edilerek dosyaya eklenmiştir.
Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğünden şirketin terkinine ilişkin kayıtlar getirtilmiş, şirketin 09/10/2014 tarihinde TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen sicilden silindiği anlaşılmıştır.
Dava sicilden TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektirler. Geçici 7. maddenin 2. fıkrası gereğince davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere anılan madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Buna göre davacı sıfatıyla açılmış bir davası bulunan yahut aleyhine açılan bir davada davalı sıfatıyla yer alan şirket hakkında anılan geçici madde kapsamında re’sen terkin işlemi yapılamaz.
Derdest davanın bulunması dışında şirket hakkında derdest icra takibinin bulunması da resen terkin işlemine engel niteliktedir. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7/2. Maddesinin amaçsal bakımdan yorumlanması ve derdest icra takibinin varlığına rağmen yapılan resen terkin işleminin kanuna aykırı sayılması gereklidir Madde ile getirilen düzenlemenin amacı faal olmayan, münfesih olan ya da münfesih sayılan şirketlerin şekli varlıklarının sonlandırılmasıdır. Şirketin borçlu olması ya da malvarlığının bulunması yasal düzenlemeye göre terkin işlemine engel oluşturmamakla birlikte yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların varlığı maddenin ikinci fıkrasında resen terkine engel olarak öngörülmüştür. Burada amaçlanan şirketin nizalı olan hak ve yükümlülüklerinin yargısal sürecinin tamamlanmasının beklenmesidir. İcra takibi bir dava olarak kabul edilmese de alacaklı ve borçlu arasında borcun ifası hususunda bir uyuşmazlık doğduğu ve devletin otoritesi ile ifanın amaçlandığı dolayısıyla taraflar arasında bir niza bulunduğu açıktır. Bu haliyle madde metninin lafzi yorumlanması amaca uygun düşmeyecektir.
Somut olayda olduğu gibi; terkin tarihinden önce kesinleşmiş bir derdest icra takibi olduğu halde, yasa metninde icra takibi sayılmadığından bahisle, terkin işleminin yapılması ve geçerli kabul edilmesi hukuki olmayacaktır. Aksini kabul idari bir işlem olan resen terkin ile kesinleşmiş icra takiplerinin ve icra dairelerinin kamu gücünü kullanma yetkisinin etkisiz kılınması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca mevcut bir icra takibi sürecinde ortaya çıkması muhtemel (itirazın iptali, menfi tespit, ihalenin feshi, icra takibinin iptali, icra memurunun şikayeti, tasarrufun iptali gibi) dava ihtimallerinin göz ardı edilmesi de hak ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda Geçici 7. Madde kapsamında yapılan resen terkin tarihinde derdest olan bir icra takibinin varlığı maddenin ikinci fıkrasının amaçsal yorumu ile terkine engel oluşturacaktır.
Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Ticaret sicilinden silinmenin açıklayıcı nitelikte olduğu öğreti (Çamoğlu (Tekinalp/ Poroy), Ortaklıklar Hukuku I, N. 360a; Arslanlı, Halil: Kollektif ve Komandit Şirketler, 2. Bası, İstanbul 1960, s. 560, dn. 87; Ansay, Tuğrul: Anonim Şirketler Hukuku, Ankara 1982, s. 303, dn. 21. ) ve Yargıtay ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/11-118 esas 2022/47 Karar) tarafından kabul edilmektedir. Derdest icra takibinin varlığına rağmen şirketin sicilden silinmiş olması şirketin tüzel kişiliğini sonlandıracak mahiyette kabul edilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/929 E. 2023/1717 K. Sayılı 15.03.2023 tarihli kararında "... şirket hakkında 2007 yılında başlayan ve terkinden sonra da devam eden dava ve icra takipleri bulunduğundan davalı Müdürlük tarafından şirketin terkini TTK geçici 7 nci maddesi hükümlerine aykırıdır." denilmekle icra takiplerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2712 Esas 2023/3167 Karar sayılı 23.05.2023 tarihli güncel kararında da resen terkin tarihinde şirket hakkında -derdest dava dışında- derdest icra takibinin de bulunmasının terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hale getireceği belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.09.2021 tarihli 2021/810 esas 2021/322 karar sayılı kararında Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7/2. Fıkrasında yer alan “davacı, davalı ve dava" ifadelerinin lafzi değil gayi yoruma tabi tutmak gerektiği, kanunun geçici 7/2. fıkrasının amacının sicilden silinecek şirket veya kooperatifin üçüncü kişilerle nizasının bulunmaması halinde maddede yazılı şekilde hızlı ve pratik şekilde tasfiyesinin yapılarak sicilden silinmesi olduğu, hakkında terkinden önce açılmış ve derdest bir icra takibi bulunan şirketin sicilden silinmesine karar verilmesinin TTK'nın geçici 7/2. fıkrasının gayesine aykırı olacağı ifade edilmiştir.
Geçici 7. maddenin 2. fıkrasının uygulanması için şirketin davacı veya davalı sıfatıyla yer aldığı davaların ve icra takibinin, şirketin terkin tarihinden önce açılmış ve derdest nitelikte olmaları zorunludur. Bu çerçevede geçici 7. madde kapsamında terkini amaçlanan şirketin taraf olarak yer aldığı bir davanın ya da aleyhindeki icra takibinin bulunmasına rağmen yapılacak re’sen terkin işlemi, aynı maddeye aykırılık teşkil edecek olup hukuka uygun bir terkin olarak nitelendirilemez. Bu tür sebeplere dayalı olarak açılan davada şirketin ihyasını talep eden davacı, ticaret sicil müdürlüğünce münfesih kabul edilerek terkin edilen şirketin varlığını devam ettirdiğini veya re’sen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini ileri sürerek bir nevi gerçekleştirilen terkin işleminin iptalini istemekte olup davanın kabulü hâlinde verilecek olan ihya kararı da şirketin terkin işleminin iptali niteliğinde olacaktır. Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez. Zira hukuka aykırı şekilde geçici 7. madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasıdır. Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır. Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez. (Yargıtay HGK 2017/11-3184 E. 2021/1107 K.)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ek tasfiye talepli davada HMK m.320 vd. düzenlenen basit yargılama usulü uygulanacaktır. Ek tasfiye HMK m.382 b.2’de sayılmamış olsa da, maddedeki sayımın sınırlı bir sayım olmadığı, örnek olarak bir kısım çekişmesiz yargı işlerinin gösterilmesinden ibaret olduğu, HMK m.382’de bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklindeki ölçütler dikkate alındığında, ek tasfiyenin bir çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır. Buradan hareketle, davada işlemi yapan Ticaret Sicil Müdürlüğünün ve tasfiye memurunun davalı gösterilmesi işi çekişmeli yargı haline getirmemektedir. Zira burada davalı konumunda olan kişiler karardan etkilenecek olan ve dosyada yer alması gereken kişilerdir. HMK’nun 382’nci maddesinde ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller ve ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için ölçüt olarak belirtilmiştir. Ek tasfiye talepli davada davacı ile davalılar arasında uyuşmazlık konusu olan bir husus ve ileri sürülen bir hak bulunmamaktadır. Bu kişilerin davalı olarak değil de ilgili olarak tanımlanmaları işin niteliğine daha uygun düşecektir Davanın bu niteliği gereği resen araştırma ilkesi geçerlidir. İhya davası açılması için 5 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin yasal düzenleme Anayasa mahkemesince iptal edilmiştir. Bu kapsamda ihyası istenen şirketin terkin tarihinde derdest dava ve icra takibinin bulunup bulunmadığı resen gözetilmiştir.
Somut olay incelendiğinde; ihyası istenen şirket aleyhinde 6102 sayılı TTK nun geçici 7 maddesi gereğince resen terkin tarihi 09/10/2014 itibariyle ve halen derdest olan ayrıntısı yukarıda belirtilen icra dosyalarının bulunduğu, bu haliyle anılan şirketin Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünce 09/10/2014 tarihinde TTK geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden resen terkin işleminin o tarihte devam eden icra takiplerinin varlığına rağmen gerçekleştirilmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve usulsüz olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, anılan şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasına, bu kapsamda 09/10/2014 tarihli resen terkin işleminin iptaline karar verilmiş, TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye söz konusu olmayıp şirket terkinden önceki statüsüne kavuşacağından ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanmamıştır.
Davanın çekişmesiz yargı işi niteliğinde bulunması ve ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olması, davacının şirketin ortağı ve en son yetkilisi olması ve ayrıca terkin öncesinde geçici 7. madde gereği yapılan tebliğ ve ilana rağmen icra dosyalarının varlığı hususunda ticaret sicil müdürlüğünün şirket ya da yetkilisi tarafından bilgilendirilmemiş olması nazara alınarak ticaret sicil müdürlüğü aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE, Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin - (Vergi Kimlik No:...) 6102 sayılı TTK nun geçici 7. maddesi gereğince 09/10/2014 tarihinde yapılan resen terkin işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle İPTALİ ile şirketin İHYASINA,
2-Terkin işleminin iptal edilmiş olması itibariyle şirket usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşacağından tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,
3-Kararın kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına,
4-Davalı yasal hasım olduğundan davacı lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra artan gider avansının yatıran davacıya iadesine,
5-Alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 247,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
6-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince tebliğine,
Dair; davacı vekilinin yüzünde, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2(İki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/04/2024
Başkan ...
E-imza.
Üye ...
E-imza.
Üye ...
E-imza.
Katip ...
E-imza.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!