T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/705 Esas - 2024/123
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/705 Esas
KARAR NO : 2024/123
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Sözleşmenin İptali ve Tazminat (Gabin)
DAVA TARİHİ : 21/03/2022
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024
Mahkememizin 2022/366 esas 2023/35 karar sayılı 18/01/2023 tarihli kararı Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2023/867 esas 2023/1997 karar sayılı 04/12/2023 tarihli kararı ile kaldırılmakla dosya mahkememizin yukarıda belirtilen yeni esas sırasına kaydedilmiş olmakla kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf; Dava dışı ... ile davalı ... arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davacının ipotek veren sıfatıyla yer aldığını, ipotek verilen Sakarya ili Arifiye ilçesi ... Mahallesinde kain ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kredi borcunun teminatı olduğunu, ...'nin kredi borcunu ödeyememesi üzerine davalı banka İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünde 2016/23824 E. Numaralı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, davacının taşınmazın satışını engellemek için icra tehdidi altında davalı banka ile protokol imzaladığını ve dava konusu taşınmazın Banka tarafından alacaklarına mahsuben en geç 28.07.2017 tarihine kadar toplam 1.993.497,14 TL bedel ile devralınması yoluyla tasfiyesi ve söz konusu taşınmazda Banka tarafından devralındığı tarihten itibaren devir bedeline tapu devir tarihinden itibaren ilk 12 ay için faizsiz tapu devir tarihinden itibaren 12-24 ay arasındaki süre için işleyecek yıllık %15 faiz ile kredi borçlusu veya onun göstereceği 3. kişiye toplam devir tarihinden itibaren 24 ay süreyle vefa hakkı tesis edilmesi hususunda anlaşıldığını, davalı bankanın davacının icra tehdidi altındaki zor durumundan yararlanarak dava konusu taşınmazı değerinin çok altında bir meblağ ile devraldığını, bunun TBK 28 maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma teşkil ettiğini, davalı bankanın bütün şartların gerçekleşmesine karşılık davacının vefa hakkını kullanmasına da engel olduğunu ve taşınmazı dava dışı ...'ne devrettiğini, belirtilen anlaşmanın lex commissoria yasağı nedeniyle geçersiz olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 873. Maddesine göre rehinli alacaklının borç ödenmediği takdirde, rehin konusu malvarlığı değerini temellük etmesinin mümkün olmadığını, davalı bankanın işleminin lex commissoria yasağını dolanmaya yönelik kanuna karşı hile olduğunu, taşınmazın 2014 yılı itibariyle rayiç değeri 1.750.000 TL olarak belirlenmesine rağmen davalı bankanın taşınmazı alacağa karşılık 24.07.2017 tarihinde 1.993.497,14 TL'ye devraldığını, taşınmazın (taşınmazdan %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılacağı nazara alınarak) 30.09.2021 tarihi itibariyle rayiç değerinin 2.515.000 TL olarak belirlendiğini ve banka tarafından 23.12.2021 tarihi itibariyle 2.500.000 TL'den satılığa çıkarıldığını, davalı bankanın aşırı yararlanması sebebiyle davacının tapu kaydının iptalini veya bedel farkını talep etme hususunda seçimlik hakkının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın gerçek değeri ile devralınan bedeli arasındaki farkın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespit edilmesi ve devir bedeli ile arasındaki farkın davacıya ödenmesini , terditli olarak dava konusu taşınmazın 24.07.2017 protokol tarihi itibariyle rayiç değeri ile devir bedeli arasındaki farkın protokol tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya ödenmesini talep etmiş, davasını 10.000 TL olarak belirsiz dava şeklinde açmıştır.
Davalı banka; TBK nun 28 maddesinde düzenlenen gabin iddiasına dayanan davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, Davacı ... adına kayıtlı Sakarya İli, ..., ..., ..., ... Parselde bulunan taşınmazın kaydına müvekkil banka lehine dava dışı şirketin kredi borcu sebebiyle ...TL bedelli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, yapılan müzakereler sonucu davacı ile 24.07.2017 tarihli protokol akdedildiğini, bu sözleşmeye göre İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün 2016/23824 E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra dosyasından yaptırılan kapak hesabına göre 14.07.2017 tarihi itibarı ile 2.379.587,06.-TL Nakit, 31.680.-TL gayrinakit borçları bulunduğunu şartsız, kesin ve gayrikabili rücu olarak kabul ve ikrar edilerek borcun en geç 28.07.2017 tarihine kadar ödenmesi koşulu ile indirimli olarak (nakit ve gayrinakit alacak ve vekalet ücreti dahil, icra harç ve masrafları, tapu masrafları ile sair masraflar hariç) 1.993.497,14.-TL ödenerek tasfiyesi ve taşınmazda davacı lehine vefa hakkı tesisi ve ayrıca sözleşme yürürlükte kaldığı sürece taşınmazın bedelsiz olarak ve kiracılık sıfatı tanınmaksızın davacının kullanımına bırakılması hususunda anlaşıldığını, bu çerçevede taşınmazın 27.07.2017 tarihinde davacı tarafından 1.993.497,14.-TL bedel ile bankaya borçlu ...'ın kredi borcuna mahsup edilmek üzere vefa hakkı ile birlikte devredildiğini, bu işlemlerde SPK lisanslı uzmanlar tarafından hazırlanan ekspertiz değerlerinin dikkate alındığını, gabin bulunmadığını, Davacının herhangi bir zararı söz konusu olmayıp aksine taşınmazı kullanmaya devam ederek fayda sağladığını, protokolde belirtilen süre içerisinde protokol ile kararlaştırılan bedel bankaya ödenmediğinden vefa süresi dolduktan sonra bankanın maliki olduğu taşınmazı 3. Bir şahsa devrettiğini, somut olayda Lex Comissoria yasağından bahsetmenin mümkün olmadığını zira belirtilen sözleşmenin borcun muaccel olmasından sonra yapıldığını, bankanın kredinin teminatını oluşturan varlıkları alacaklarına mahsuben devir alabileceği yönünde mevzuatta düzenlemelerin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı taraf davacının ileri sürdüğü gabin iddiası yönünden hak düşürücü süre itirazında bulunmuştur. Ön inceleme duruşmasında hak düşürücü süre itirazı mahkememizce belirlenen hukuki sebebe nazaran reddedilmiş ise de istinaf kararı doğrultusunda talep gabin iddiası ve hak düşürücü süre açısından tekrar incelenmiştir.
İpoteğin paraya çevrilmesi talepli icra dosyası (İstanbul Anadolu 1 İcra Müdürlüğünün 2016/23824 esas sayılı dosyası) uyap ortamında getirtilmiş incelenmiştir.
Dava konusu ... ilçesi Hanlıköy Mah. ...ada ... parsel sayılı taşınmazın ipotek verilemesine ve davalıya devrine ilişkin kayıtlar, dava dışı ...'nin kullandığı kredilere ilişkin kayıtlar ve davacı ile davalı arasındaki 24/07/2017 tarihli protokol sureti dosyaya getirtilmiştir.
İpotek verilen taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti amacı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı banka tarafından sunulan kayıtların üzerinde yapılan inceleme ile bankanın kullanılan krediler sebebiyle dava tarihi itibariyle olan alacağı hesaplanmıştır.
İlk bankacı bilirkişi raporu yetersiz görülmüş ve yeni bir bankacı bilirkişi görevlendirilerek ikinci bir rapor alınmıştır.
Taşınmaz değerlemeye ilişkin bilirkişiler 02/08/2022 tarihli raporunda; dava tarihi olan 21/03/2022 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın, üzerinde bulunan yapılar 1.695.215,62 TL ve zemin bedeli de 9.149.960,00TL olmak üzere, toplam 10.845.175,60 TL değerde olduğunu tespit etmişlerdir. Taşınmaz üzerinde bulunan yapıların (27/07/2017) tasarruf tarihinde de bulunması sebebiyle hesaplamada nazara alınması gerekmiştir. Sakarya ili ... ilçesi ... ... parsel sayılı taşınmaz 07/03/2018 tarihli yenileme işlemi ile ... ada ... parsel numarasını almış, bilirkişilerce yapılan değerlemeden sonra taşınmazın 14/12/2022 tarihli imar uygulaması neticesinde ... ada ... parsel sayılı imar parseli içinde kaldığı görülmüştür.
Bankacı bilirkişi 21/10/2022 tarihli raporunda; davalı bankanın dava dışı ... Firması'ndan dava konusu kredilerden kaynaklı olarak dava tarihi itibariyle toplam ... TL nakit kredi alacağının olduğunu bildirmiştir.
Alınan 02/08/2022 tarihli ve 21/10/2022 tarihli bilirkişi raporları denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunmuş, yapılan itirazlar kabul görmemiştir.
Davacı vekili davasını ... TL olarak ıslah ederek dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ve talebini harçlandırmış, ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiş, dava değeri itibariyle yargılamaya heyet olarak devam edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava dışı ... ile davalı ... Şubesi arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davacının ipotek veren sıfatıyla yer aldığı, ipotek verilen Sakarya ili Arifiye ilçesi ... Mahallesinde kain ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kredi borcunun ...TL limitle teminatı olduğu, borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla takip başlattığı, davacının taşınmazın satışını engellemek için davalı banka ile borç tasfiye protokolü imzaladığı ve dava konusu taşınmazın Banka tarafından alacaklarına mahsuben ... TL bedel ile devralınması yoluyla borcun tasfiyesi ve söz konusu taşınmazda Banka tarafından devralındığı tarihten itibaren devir bedeline tapu devir tarihinden itibaren ilk 12 ay için faizsiz tapu devir tarihinden itibaren 12-24 ay arasındaki süre için işleyecek yıllık %15 faiz ile kredi borçlusu veya onun göstereceği 3. kişiye toplam devir tarihinden itibaren 24 ay süreyle vefa hakkı tesis edilmesi hususunda anlaşıldığı, bu protokol çerçevesinde taşınmazın davacı tarafından davalı bankaya 27.07.2017 tarihinde satış yoluyla devredildiği, taşınmazın bedelsiz kullanımının yine protokol gereği davacıya bırakıldığı, protokolde belirtilen süre içerisinde protokol ile kararlaştırılan bedel bankaya ödenmediğinden vefa süresi dolduktan sonra bankanın maliki olduğu bu taşınmazı 15/12/2021 tarihinde 3. bir şahsa satış yoluyla devrettiği, eldeki davanın ise 21/03/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava aşırı yararlanma sebebiyle sözleşmenin iptali ve tazminat talebine ilişkindir.
Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. (HMK md. 28)
Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. (Yargıtay 1 HD 2023/2697 Esas 2023/3857 Karar)
Gabin sözlükte "Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma, edimler arasında açık oransızlık" olarak tarif edilmiştir (TDK Türkçe Sözlük – 2011). Borçlar Kanunu aşırı yararlanmayı bir irade bozukluğu hali olarak öngörmemiştir. Bu nedenle, aşırı yararlanma irade bozukluğu sebepleri arasında değil sözleşmenin kurulması (akdin inikadı) ile ilgili hükümler arasında düzenlenmiştir. Buna göre, aşırı yararlanma sözleşmenin kurucu unsurlarıyla ilgili bir kurumdur. Borçlar Hukukunda sözleşmeler alanında yer alan en önemli temel ilkelerden birisi de sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü, tarafların diledikleri koşullarda sözleşme yapabilme özgürlüğünü de kapsar. Bunun sonucu olarak, taraflar sözleşmenin koşullarını ve karşılıklı olarak edimlerini diledikleri gibi belirleyebilirler. Ancak tarafların bu koşulları ve karşılıklı edimleri tayin ederlerken, diğer tarafın içinde bulunduğu olumsuz koşullardan yararlanılmış, bu olumsuz koşullar nedeniyle bir taraf haksız yararlar temin etmişse, buna rağmen sözleşmenin geçerli olduğunu iddia etmek adalet duygularını sarsabilir. İşte aşırı yararlanma denilen kurum bu amaçla kabul edilmiştir. Aşırı yararlanma, taraflardan birinin içinde bulunduğu olumsuz koşulların, diğer tarafın sömürülmesini ve dolayısıyla aşırı yararlanılmasını engelleyen bir hukuksal koruma yoludur" (Ahmet Kılıçoğlu – Borçlar Hukuku Genel Hükümler – 2012 – Sayfa 215). Öğretide ve yargısal kararlardaki hakim görüş nazara alınarak yanılma, aldatma ve korkutma gibi iradenin fesada uğratıldığı hallerde olduğu gibi aşırı yararlanma (sömürme, gabin) halini de iradenin hükümsüzlüğü gibi değerlendirmek gerekmektedir. (Yargıtay 6. HD 2023/1628 Esas 2023/1438 Karar)
Somut olayda sözleşme 24/07/2017 tarihinde yapılmış ve tapuda bankaya devir işlemi ise 27/07/2017 tarihinde gerçekleşmiş, davalı banka tarafından davacıya borcu ödeyerek taşınmazı geri alabilmesi için 24 süre tanınmış, bu süre 27/07/2019 tarihi itibariyle dolmuştur. Davacının devir tarihinden itibaren ve hatta protokol ile tanınan 24 aylık süre bitiminden itibaren yasanın öngördüğü 1 yıllık hak düşürücü sürede bu sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açmamış, hareketsiz kalmış, eldeki davayı 21/03/2022 tarihinde açarak ilk kez bu tarihte sözleşme ile bağlı olmayacağını ileri sürmüştür. Bu haliyle davacının yasada belirlenen 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra aşırı yararlanma sebebiyle sözleşmenin iptali ve tazminat talepli bu davasının usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dava hak düşürücü sebebiyle usulden reddedildiğinden davalı yararına vekalet ücreti maktu olarak taktir edilmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine,
2-Alınması gereken maktu harcın mahsubu ile fazla yatan (peşin harç +tamamlama harcı) 150.566,17 TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Önceki kararın istinafı için davalı tarafça yatırılan 95.778,04 TL istinaf karar harcının istinaf ilamı doğrultusunda talep halinde davalı bankaya iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının ve 296,40 TL tehiri icra harcının (toplam 788,40 TL) davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
7-Davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
8-Yönetmelik gereği talep halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 21/02/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye 220677
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!