T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/693 Esas - 2024/259
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKELİ KARAR
ESAS NO : 2023/693 Esas
KARAR NO : 2024/259
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/12/2023
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :08/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ...'nin İstanbul ili, Sarıyer ilçesinde bulunan Baltalimanı Yaşam Vadisi projesi için çevre düzenlemesi yapılması konusunda müvekkil ile anlaştığını, müvekkilinin işi bitirip teslim ettikten sonra 24/08/2023 tarihinde GIB2023000000026 numaralı faturayı kestiğini, borcun davalı şirket tarafından ödenmediğini, borcu tahsil edebilmek için icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun icra takibine itiraz ettiğini belirterek, davalının Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/16691 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı taraf; Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, alacaklı tarafa borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık; Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/16691 Esas sayılı dosyasına takip dayanağı yapılan fatura nedeniyle davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/16691 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/16691 esas sayılı icra takip dosyası Uyap'tan eklenerek incelenmiştir. Davacı vekili arabuluculuk son oturum tutanağını dosyaya ibraz etmiştir.
Mahkememizce Sakarya Vergi Dairesi Müdürlüğünden ve Sarıyer Vergi Dairesi Müdürlüğünden davacı ve davalıya a ait BA (Beyyaname Alış) ve BS (Beyyanname Satış) formlarının mahkememize gönderilmesi için müzekkere yazılmış ve müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi mahkememize biraz etmiş olduğu 20/03/2024 tarihli raporlarında ".... Davacının ve davalının incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, TTK hükümlerine uygun olarak tutulduğu, Davacının ve davalının incelenen ticari defterlerine göre; takip tarihi olan 31/10/2023 tarihi itibariyle birbirlerini doğruladığı, davacının davalı yandan 81.600,00 TL cari hesap alacağı olduğu, Dava konusu uyuşmazlığa konu olan faturanın davacı ve davalının ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, Takip konusu olan alacağın bu faturalardan kaynaklandığı, Yapılan hesaplamalara göre davacının 1.368,22 TL faiz alacağı olduğu, Toplam alacağın 81.600+1368,22 TL=82.968,22 TL olduğu ... " yönünde raporlarını Mahkememize ibraz etmişlerdir.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen fatura ile ilgili olarak Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/16691 esas sayılı takip dosyası ile 81.600,00-TL asıl alacak ve 1.368,20-TL takip öncesi faiz alacağı olmak üzere toplam 82.968,20-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 05.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine tebliğ tarihinden önce 02.11.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 11.12.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Davalı vekili Sulh Hukuk Mahkemelerinin davada görevli olduğunu belirtmiş ise de fatura içeriğinden ve davacı vekilinin 03.01.2024 tarihli beyan dilekçesi içeriğinden davacıya ait iş makinelerinin davalıya ait alanda çalıştıkları, operatör temininin davacı tarafından yapıldığı, iş makinelerinin davacı tarafından çalıştırıldığı ve çalıştırılan süre ve yevmiye bedelleri dikkate alınarak fatura kesildiği, taraflar arasında kira ilişkisinin bulunmadığı, davacının celp edilen vergi kayıtlarından bilanço esasına göre defter tutmasının gerektiği ve tacir sıfatının bulunduğu anlaşılmış mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin görev itirazlarının reddine karar verilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hizmet sağlayan tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 20.03.2024 tarihli rapora göre, dava konusu faturanın davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, taraflar arasında faturaya dayalı bir ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin olduğu, her iki tarafın ticari defterlerine göre faturaların her iki tarafın defterlerine de işlendiği, davalının ticari defterlerinde davacıya 81.600,00-TL borçlu olduğunun, davacının ticari defterlerinde davalıdan 81.600,00-TL alacaklı olduğunun, davacı ve davalının ticari defter kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini doğrular şekilde olduğunun, davacının davalıdan 81.600,00-TL cari hesap alacağı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Davaya konu faturaların davacının ve davalının ticari defterlerine kayıtlı bulunduğu, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriklerine itiraz edilmemesi dolayısıyla davalının fatura içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 20.03.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının ticari defterlerinde davacıya 81.600,00-TL borçlu olduğu, davacının ticari defterlerinde davalıdan 81.600,00-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının taraflar arasındaki icra takibine konu fatura nedeniyle davalıdan 81.600,00-TL alacaklı olduğu, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının bu yönüyle birbirlerini doğruladığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 81.600,00-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2 ve 3 maddelerine göre davacının ticari defter kayıtları nedeniyle; taraflar arasında takibe konu 24.08.2023 tarihli GIB2023000000026 nolu 81.600,00-TL tutarlı fatura nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 81.600,00-TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın asıl alacak yönünden haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturaya ilişkin davalı tarafından bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu, davalının likit olan bu bedel yönünden itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu da nazara alındığında 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra takibinde takipten önceki dönem için de faiz talep ettiği, 6098 sayılı yasanın 117.maddesi gereği muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinin düzenlendiği, icra takibinden önce davalının temerrüte düşürülmediği, dolayısıyla temerrütün icra takibi ile gerçekleştiği, takip öncesi işlemiş faizi davacının talep edemeyeceği, davacının dava açarken dava değerini 81.600,00-TL olarak gösterdiği, faiz yönünden talebinin bulunmadığı anlaşılmış davalının icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/16691 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 81.600,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davalı itirazında asıl alacak yönünden haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 81.600,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 5.574,10-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 978,69-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.595,41-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5--Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 978,69-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.248,54TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
6-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 121,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.121,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Ara buluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
9-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
10-HMK 321/2. Maddesi gereğince gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde (E - Duruşma Vasıtasıyla), davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi. 02/05/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!