T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/682 Esas - 2024/85
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/682 Esas
KARAR NO : 2024/85
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın iptali
DAVA TARİHİ : 07/12/2023
KARAR TARİHİ : 07/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'un dava konusu hukuki ihtilafın yaşandığı tarihte şirket tabela adının ... olduğunu ve Özel İstihdam Bürosuna sahibi olduğunu, diğer faaliyetlerin yanında özel hastanelere doktor bulma, hastane ruhsatı, kadro devirleri konularında aracılık ve danışmanlık hizmetleri gerçekleştirdiğini, özel istihdam bürosunun eksik kadroları için ilan veren, ruhsat devrini yapmak isteyen hastanelere telefon vb. elektronik bilgi iletişim araçları aracılığıyla ulaştığını, çalışma şartlarını yapılacak hizmet bedelini bildirdikten sonra talep olması halinde ilgilenilen doktorla hastane temsilcisi arasında ruhsat devri için hastanelerle iletişime geçerek aracılık faaliyetleri yürüttüğünü, davacının Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün Özel İstihdam Bürosu İzin Belgesi ile ... ünvanı ile faaliyet gösterdiğini, davacı ... (...) ile davalı ... arasında kadro devir işlemleri sürecini belirlemek ve davalı şirketin, davacıya ödeyeceği danışmanlık ücretine dair davalı ... tarafından "Plastik Cerrahi" branşı için imzalanan 15.11.2021 tarihli, "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" hükümleri gereğince, davacı tarafından Plastik Cerrahi Kadrosu sözleşme şartlarına uygun bir şekilde davalı ...'den kadro temin edildiğini, kadro devredecek ve kadro devralacak şirketlerin bilgilerinin her iki şirket yetkilileri ile paylaşılarak irtibat kurulması sağlandığını, akabinde ...'nin "Plastik Cerrahi" branşına ilişkin kadrosunun ...'ye devrine ilişkin Sağlık Bakanlığına gönderilen talep ve Sağlık Bakanlığınca uygun görülen devir işlemlerinin yapılabilmesi için davacı tarafından davalı şirket yetkililerine bilgi verildiğini, danışmanlık ücreti ödemesi için fatura düzenleneceğinin belirtildiğini, ancak davalı şirket tarafından işbu devir sürecine ilişkin olarak, 15.11.2021 tarihli "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" gereğince ödenmesi gereken 85.000,00-TL ve 15.300,00-TL KDV'nin davacı tarafa ödenmediğini, davalı şirket yetkililerince fatura kesilmesi istenmeyerek vergi ödememek için faturasız ödeme yapmayı davacıya teklif ettiğini ancak işbu teklifin davacı tarafından kabul edilmediğini, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelere son verildiğini, davacı tarafından Beyoğlu 20. Noterliğinin, 18.11.2022 tarih, 32155 yevmiye numaralı İhtarnamesi ile 15.11.2021 tarihli, "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" gereğince ödenmesi gereken alacağını talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından işbu ihtarnameye rağmen davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, olay üzerine davacı tarafından davalı şirket aleyhine 11.12.2023 tarihinde ikame edilen Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2022/16512 E. numaralı icra takip dosyası ile 85.000,00-TL danışmanlık ücreti ve 15.300,00-TL KDV olmak üzere toplam da 100.300,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 18.11.2022 tarihinden (Beyoğlu 20. Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı İhtarname Tarihi) takip tarihine kadar işlemiş 923,94-TL Ticari Temerrüt Faizi ile birlikte talep edildiğini, fakat davalı tarafca bu icra takibine itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, belirterek itirazın iptali talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde yetkili yer mahkemesinin Manisa mahkemeleri olduğunu, icra takibinin yetkisine de itiraz edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelere bakıldığında taraflar arasında karşılıklı olarak kabul edilip imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını, yine dava dilekçesinde ekinde sunulan 14/12/2021 tarihli uzman hekim kadrosu devri taahhütnamesi başlıklı belgenin bir sözleşme olduğunun kabul edilmesi durumunda, davacının üzerine düşen edimi yerine getirmediğini ve davacı tarafça, davalı sağlık kuruluşuna devrinin yapılmasına aracılık yapılmasının söz konusu olmadığını, işbu belgenin içeriğine bakıldığında, "...Bahse konu devir işlemleri için devreden ve devralanın anlaşması ve devrin Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülmesi durumunda bu taahhütname geçerli olacaktır." denilmek suretiyle taahhütnamenin geçerli olabilmesi şartına bağlandığını, şartın kadro devri için devir eden ile devir alanın anlaşmaya varması ve ayrıca bu devir işleminin Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülerek yapılabileceğini, davacının aracılık yaptığını iddia ettiği devir sözleşmesi ile ilgili Sağlık Bakanlığına müracaatta bulunup bulunulmadığının dahi davalı şirket tarafından bilinmediğini, haricen öğrenildiği kadarıyla davacının aracılık ederek davalı şirkete devrini sağlayacağını taahhüt ettiği kadro maksadıyla olduğunu, devir eden şirket tarafından Sağlık Bakanlığına bir başka şirkete devredilmek üzere taahhüt de edildiğini, taahhütname başlıklı belgenin imzalanmasının akabinde aradan bir yıl geçmesine rağmen devir işleminin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olup olmadığının davalı şirkete bildirilmediğini ve böylelikle taahhütün zaten geçerliliğini yitirdiğini, yine haricen alınan bilgiye göre davacının devrine aracılık ettiğini iddia ettiği kadronun müvekkil şirkete devrinin Bakanlık tarafından onaylanmadığını, davalı şirkete davacının devrini temin edeceğini taahhüt ettiği kadroyu aradan geçen bir yılın sonunda bir başka aracı firma ile yaptığı anlaşma sonucunda teslim alabildiğini, davacı kadro devrine ilişkin yaptığını iddia ettiği işlemler için davalı şirketi bilgilendirmediğini, netice itibariyle davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi üzerine bahsi geçen kadronun bir başka aracı şirket ile yapılan sözleşme uyarınca davalı şirkete devredildiğini, davacının yapması gereken işi yapmaması sonucunda ücret talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde Manisa mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle yetki itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini, aksi durumda delillerin toplanmasını, haksız icra takibi sebebiyle davalı şirket lehine alacağının % 20' si oranında tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/16512 sayılı dosyasının bir sureti Uyaptan ilgili dosya olarak dosya arasına alınmıştır. Davalı borçlu itirazında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiş ve Manise İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu belirtmiştir.
Dava Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/16512 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.
İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmayıp, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi kendiliğinden yetkisizliğini gözetemeyeceği için borçlunun itiraz yolu ile bunu ileri sürmesi gerekir. İtirazın iptali davalarında; icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda; İİK'nın 50. maddesi uyarınca; öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca; ön sorun olarak incelenmesi gerekir. İcra Dairesi'nin bu konuda re’sen inceleme yetkisi bulunmamaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13/02/2023 Tarih 2022/2646 Esas, 2023/161 Karar sayılı kararı)
İcra Dairesi'nin yetkisine yönelik itirazının incelemesi neticesi; mahkeme, icra dairesinin yetkili olduğuna karar verirse borçlunun, icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazı hakkında icra dairesinin yetkisine vaki itirazın kaldırılmasına karar verilecektir ve bu kararını da taraflara tefhim veya tebliğ edecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesi; takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilecektir (YHGK. 27/11/2013 Tarih ve E:2013/13-372 Esas - K:2013/1606 sayılı kararı).
Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/16512 esas sayılı dosyasının incelenmesinde borçlu vekilinin 13/12/2022 tarihli borca itiraz dilekçesinde Manisa İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirterek icra dairesinin yetkisine süresi içerisinde itiraz ettiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." denilerek genel yetkili mahkeme ve 10. maddesinde ise "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir denilerek sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda ifa yeri mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddede ise "(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" denilerek yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin de yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunup bulunmadığı hususu tensip ile davacı vekilinden sorulmuş, davacı vekili bu konuda bir açıklamada bulunmamış, dava dilekçesine ekli sunulan devir taahhütnamesi dışında bir sözleşme bulunmadığı ve tacir olan taraflar arasında bir yetki sözleşmesi olmadığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davalı borçlunun adresi Yunusemre Manisa'dır. Taraflar arasında olduğu belirtilen aracılık sözleşmesinin ifa yerinin de davalının hastanesinin bulunduğu Yunusemre Manisa olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davalı aleyhinde başlattığı icra takibi açısından yetkili icra dairesi Manisa İcra dairesidir. Davacı tarafından icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılmıştır. Borçlunun yetkiye itirazı haklıdır.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gereklidir. Davacı tarafça yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmadığından ve borçlu usulüne uygun şekilde yetkiye itiraz ettiğinden dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İcra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.285,28-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Arabuluculuk dosyasında yapılan 3.120,00-TL giderin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-HMK 321/2 Maddesi gereğince gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine,
7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!