T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/644 Esas - 2024/196
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/644 Esas
KARAR NO : 2024/196
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1- ... 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/11/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2023/15973 Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Sakarya 2. İcra Müdürülüğünün 2023/15973 esas sayılı dosyası ve arabuluculuk dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve incelenmiştir.
İcra dosyasında iki farklı tüzel kişi olan ... İle ...nin birlikte başlattıkları takip ile borçlu davalı şirketten faturalardan kaynaklı toplam 4.856.808,73 TL alacak talebinde bulundukları, bu alacaklardan 952.587,95 TL sinin ... tarafından düzenlenen 3 faturaya ilişkin olduğu, bakiye 3.901.220,78 TL alacağın ise diğer alacaklı şirket olan ... tarafından düzenlenen 14 faturaya dayandığı, her bir davacının alacağının farklı sebeplerden kaynaklandığı görülmektedir.
İcra takiplerinde mecburi takip arkadaşlığı öngören hükümler bulunmaktadır. Alacaklılar arasında mecburî takip arkadaşlığında birden fazla alacaklı, borçluya karşı birlikte (bir takip talebi ile) icra takibi yapmaya mecburdur. İhtiyarî takip arkadaşlığı ise İİK’da düzenlenmemiş olmasına rağmen müteselsil alacaklılık halinin bulunması ihtimalinde olduğu gibi icra takiplerinde ihtiyarî takip arkadaşlığı mümkündür. (Baki, Kuru: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 167).
Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda da alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişinin yer alması, yani takip arkadaşlığı mümkündür. Ancak, takip arkadaşlığı dava arkadaşlığına nazaran daha sınırlı hallerde söz konusu olur. Birden fazla alacaklının alacağı aynı sebepten doğsa bile borçluya karşı ayrı ayrı takip yapmaları gerekir. İhtiyari dava arkadaşlığının nedeni usul ekonomisidir. İcra hukukunda buna takip ekonomisi denebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının olduğu hallerde ihtiyari takip arkadaşlığı takip ekonomisine uygun düşmeyecektir. Örneğin, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan borçlulara karşı birlikte takip yapılması halinde her borçlu farklı şekilde takibe karşı koyabilecek ve bu takipleri birlikte yürütmek mümkün olmayacaktır. Keza birden fazla alacaklının birlikte takip yapması halinde, borçlunun her alacaklıya karşı ayrı itirazı söz konusu olabilir. Bu itirazların her biri ayrı sebeplere göre incelenip sonuca bağlanacağından, takiplerin birlikte yürütülmesinin hiçbir anlamı olmayacak, diğer anlatımla takip ekonomisinden söz edilemeyecektir. İcra hukukunda ihtiyari takip arkadaşlığının olumlu yönleri bulunmamaktadır. Çünkü, her bir takip arkadaşı diğerinden bağımsız hareket edebildiğinden her birinin takibe itirazı ve takibin daha sonraki aşaması birbirinden bağımsız yürüyecek ve çoğu kez ortak bir işlem olmayacaktır. (Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özkan Sungurtekin, Meral/ Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, 11. Baskı, Ankara, 2013, sf.163-164; Kuru/ Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, sf.167) (Yargıtay 23. HD 15.04.2014 tarih ve 2013/8713 E., 2014/2961 K. sayılı ilamı , Yargıtay 23. HD 05.02.2015 tarih ve 2014/8067 E., 2015/655 K. sayılı ilamı )
Usul ekonomisi ilkesi takip hukukunda da uygulanır. Anayasanın 141. maddesinin 4. fıkrasına göre mahkemelerin yargı faaliyetlerinde usul ekonomisini gözetme yükümlülüğü ile takip hukukunda icra organlarının usul ekonomisini gözetmesi aynı amaca hizmet eder. Usul ekonomisi ilkesine göre takibin ve icra faaliyetlerinin mümkün olduğunca kısa sürede, basit ve ucuz şekilde sonuçlandırılması gerekir. Bu ilkenin unsurları, takip hukukundaki görünümüne göre takibin makul sürede tamamlanması, takibin makul giderle tamamlanması ve takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi olarak ifade edilebilir. Usul ekonomisi ilkesi takibin her aşamasında gözetilmesi gereken bir ilkedir. Takibin makul sürede ve makul giderle tamamlanabilmesi için, takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi gerekir. Takibin düzenli bir şekilde yürütülmemesi karmaşaya ve gereksiz gider yapılmasına sebep olacağı için aynı zamanda takibin makul sürede tamamlanması ve takibin makul giderle tamamlanması unsurlarının da ihlâl edilmesi sonucunu doğurur. İhtiyarî dava arkadaşlığı hâllerinde zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlayacağı, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştıracağından mahkemece davaların birleştirilerek görülmesi HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. Ancak İİK, HMK’ya göre özel kanun olup, HMK takip hukukunda İİK’da açıkça gönderme olduğunda ya da işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. İhtiyarî takip arkadaşlığında alacaklı sayısı kadar takip bulunduğundan, ilamda ihtiyarî dava arkadaşları için ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin birlikte takibe konulması hâlinde haciz ve ödenen paraların paylaştırılmasında sorunlara yol açacağından, takibin daha az masrafla ve daha kısa sürede sonuçlandıracağı düşünülemez. Bu nedenle ilamda her bir davacı için hükmedilen alacak kalemlerinin birleştirilerek takibe konu edilmesi icra usul ekonomisine aykırıdır. (Yargıtay HGK T.15.06.2022 E.2019/319 K. 2022/924)
Eldeki dosyada davacı alacaklılar arasında icra takibini birlikte yapmayı gerektirecek zorunlu takip arkadaşlığı ya da ihtiyari takip arkadaşlığı bulunmamaktadır. Alacaklı davacılar vekilinden bu hususta açıklama istenmiş, duruşmadaki beyanında alacaklı şirketlerin grup şirketleri olması sebebiyle birlikte takip yapıldığını belirtmiştir. Her bir alacaklının talep ettiği alacağın ve dayanaklarının diğerinden farklı olduğu açıktır. Bu haliyle tek ortak noktası borçlusu olan iki farklı alacağın tek bir icra takibine konu edilmesi icra takibini çözümsüz bir hale sokacak nitelikte usule aykırılık teşkil etmektedir. Her bir alacaklı ayrı tüzel kişiliği sahiptir ve alacaklarının dayanakları farklı sebeplere -faturalara- dayanmaktadır. Bu haliyle usule uygun ve geçerli bir icra takibinden söz etmek mümkün görünmemektedir.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı).
Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). (Yargıtay HKG, T.15.11.2023, E.2022/3-1269, K.2023/1106 )
Somut olayda yapılmış olan icra takibinin açıkça usul ekonomisine aykırı olması itibariyle itirazın iptali davası açısından zorunlu olan geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceğinden davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın usulüne uygun icra takibi bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Maktu harcın mahsubu ile fazla yatan 58.179,32-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL giderin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Talep halinde gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine,
6-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yüzünde, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!