T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/602 Esas - 2024/124
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/602 Esas
KARAR NO : 2024/124
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 24/06/2022
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Mahkememizce verilen 28/03/2023 tarihli kararının İstanaf dairesince kaldırılması üzerine duruşma açılarak yeniden yapılan yargılama üzerine dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ihyası istenen ...’den olan alacağına istinaden İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/29371 E., İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/31905 E., İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/4483 E., İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2020/2828 Esas sayılı icra dosyalarında takip başlattığını ve takiplerin derdest olduğunu belirterek şirketin ihyasına ve terkin kaydının iptali ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; terkin işleminin hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İcra dosyaları Uyaptan ilgili dosya olarak eklenerek incelenmiş; İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/29371 E. Sayılı dosyasının ve İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/4483 E. Sayılı dosyasının ve İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2020/2828 Esas ve İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/31905 E. Sayılı dosyalarının terkin tarihi itibariyle ve halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğünden şirketin terkinine ve geçici 7. Madde gereği yapılan ilan ve tebliğlere ilişkin kayıtlar getirtilmiş, şirketin 09/10/2014 tarihinde TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen sicilden silindiği, şirkete ve temsilcisine bildirilen kayıtlı adresleri itibariyle çıkan tebligatların ise iade olduğu, bu açıdan tebliğ ve sonrasında ilan işleminde bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava sicilden TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen terkin edilen şirketin ihyası/terkin işleminin iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektirler. Geçici 7. maddenin 2. fıkrası gereğince davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere anılan madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Buna göre davacı sıfatıyla açılmış bir davası bulunan yahut aleyhine açılan bir davada davalı sıfatıyla yer alan şirket hakkında anılan geçici madde kapsamında re’sen terkin işlemi yapılamaz.
Derdest davanın bulunması dışında şirket hakkında derdest icra takibinin bulunması da resen terkin işlemine engel niteliktedir. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7/2. Maddesinin amaçsal bakımdan yorumlanması ve derdest icra takibinin varlığına rağmen yapılan resen terkin işleminin kanuna aykırı sayılması gereklidir Madde ile getirilen düzenlemenin amacı faal olmayan, münfesih olan ya da münfesih sayılan şirketlerin şekli varlıklarının sonlandırılmasıdır. Şirketin borçlu olması ya da malvarlığının bulunması yasal düzenlemeye göre terkin işlemine engel oluşturmamakla birlikte yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların varlığı maddenin ikinci fıkrasında resen terkine engel olarak öngörülmüştür. Burada amaçlanan şirketin nizalı olan hak ve yükümlülüklerinin yargısal sürecinin tamamlanmasının beklenmesidir. İcra takibi bir dava olarak kabul edilmese de alacaklı ve borçlu arasında borcun ifası hususunda bir uyuşmazlık doğduğu ve devletin otoritesi ile ifanın amaçlandığı dolayısıyla taraflar arasında bir niza bulunduğu açıktır. Bu haliyle madde metninin lafzi yorumlanması amaca uygun düşmeyecektir.
Somut olayda olduğu gibi; terkin tarihinden önce kesinleşmiş bir derdest icra takibi olduğu halde, yasa metninde icra takibi sayılmadığından bahisle, terkin işleminin yapılması ve geçerli kabul edilmesi hukuki olmayacaktır. Aksini kabul idari bir işlem olan resen terkin ile kesinleşmiş icra takiplerinin ve icra dairelerinin kamu gücünü kullanma yetkisinin etkisiz kılınması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca mevcut bir icra takibi sürecinde ortaya çıkması muhtemel (itirazın iptali, menfi tespit, ihalenin feshi, icra takibinin iptali, icra memurunun şikayeti, tasarrufun iptali gibi) dava ihtimallerinin göz ardı edilmesi de hak ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda Geçici 7. Madde kapsamında yapılan resen terkin tarihinde derdest olan bir icra takibinin varlığı maddenin ikinci fıkrasının amaçsal yorumu ile terkine engel oluşturacaktır.
Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Ticaret sicilinden silinmenin açıklayıcı nitelikte olduğu öğreti (...), Ortaklıklar Hukuku I, N. 360a; ..., ..., 2. Bası, İstanbul 1960, s. 560, dn. 87; Ansay, Tuğrul: Anonim Şirketler Hukuku, Ankara 1982, s. 303, dn. 21. ) ve Yargıtay ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/11-118 esas 2022/47 Karar) tarafından kabul edilmektedir. Derdest icra takibinin varlığına rağmen şirketin sicilden silinmiş olması şirketin tüzel kişiliğini sonlandıracak mahiyette kabul edilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/929 E. 2023/1717 K. Sayılı 15.03.2023 tarihli kararında "... şirket hakkında 2007 yılında başlayan ve terkinden sonra da devam eden dava ve icra takipleri bulunduğundan davalı Müdürlük tarafından şirketin terkini TTK geçici 7 nci maddesi hükümlerine aykırıdır." denilmekle icra takiplerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2712 Esas 2023/3167 Karar sayılı 23.05.2023 tarihli güncel kararında da resen terkin tarihinde şirket hakkında -derdest dava dışında- derdest icra takibinin de bulunmasının terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hale getireceği belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.09.2021 tarihli 2021/810 esas 2021/322 karar sayılı kararında Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7/2. Fıkrasında yer alan “davacı, davalı ve dava" ifadelerinin lafzi değil gayi yoruma tabi tutmak gerektiği, kanunun geçici 7/2. fıkrasının amacının sicilden silinecek şirket veya kooperatifin üçüncü kişilerle nizasının bulunmaması halinde maddede yazılı şekilde hızlı ve pratik şekilde tasfiyesinin yapılarak sicilden silinmesi olduğu, hakkında terkinden önce açılmış ve derdest bir icra takibi bulunan şirketin sicilden silinmesine karar verilmesinin TTK'nın geçici 7/2. fıkrasının gayesine aykırı olacağı ifade edilmiştir.
Geçici 7. maddenin 2. fıkrasının uygulanması için şirketin davacı veya davalı sıfatıyla yer aldığı davaların ve icra takibinin, şirketin terkin tarihinden önce açılmış ve derdest nitelikte olmaları zorunludur. Bu çerçevede geçici 7. madde kapsamında terkini amaçlanan şirketin taraf olarak yer aldığı bir davanın ya da aleyhindeki icra takibinin bulunmasına rağmen yapılacak re’sen terkin işlemi, aynı maddeye aykırılık teşkil edecek olup hukuka uygun bir terkin olarak nitelendirilemez. Bu tür sebeplere dayalı olarak açılan davada şirketin ihyasını talep eden davacı, ticaret sicil müdürlüğünce münfesih kabul edilerek terkin edilen şirketin varlığını devam ettirdiğini veya re’sen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini ileri sürerek bir nevi gerçekleştirilen terkin işleminin iptalini istemekte olup davanın kabulü hâlinde verilecek olan ihya kararı da şirketin terkin işleminin iptali niteliğinde olacaktır. Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez. Zira hukuka aykırı şekilde geçici 7. madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasıdır. Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır. Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez. (Yargıtay HGK 2017/11-3184 E. 2021/1107 K.)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ek tasfiye talepli davada HMK m.320 vd. düzenlenen basit yargılama usulü uygulanacaktır. Ek tasfiye HMK m.382 b.2’de sayılmamış olsa da, maddedeki sayımın sınırlı bir sayım olmadığı, örnek olarak bir kısım çekişmesiz yargı işlerinin gösterilmesinden ibaret olduğu, HMK m.382’de bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklindeki ölçütler dikkate alındığında, ek tasfiyenin bir çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır. Buradan hareketle, davada işlemi yapan Ticaret Sicil Müdürlüğünün ve tasfiye memurunun davalı gösterilmesi işi çekişmeli yargı haline getirmemektedir. Zira burada davalı konumunda olan kişiler karardan etkilenecek olan ve dosyada yer alması gereken kişilerdir. HMK’nun 382’nci maddesinde ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller ve ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için ölçüt olarak belirtilmiştir. Ek tasfiye talepli davada davacı ile davalılar arasında uyuşmazlık konusu olan bir husus ve ileri sürülen bir hak bulunmamaktadır. Bu kişilerin davalı olarak değil de ilgili olarak tanımlanmaları işin niteliğine daha uygun düşecektir Davanın bu niteliği gereği resen araştırma ilkesi geçerlidir. İhya davası açılması için 5 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin yasal düzenleme Anayasa mahkemesince iptal edilmiştir. Bu kapsamda ihyası istenen şirketin terkin tarihinde derdest dava ve icra takibinin bulunup bulunmadığı resen gözetilmiştir.
Somut olay incelendiğinde; ihyası istenenşirket aleyhinde 6102 sayılı TTK nun geçici 7 maddesi gereğince resen terkin tarihi 09/10/2014 itibariyle ve halen derdest olan ayrıntısı yukarıda belirtilen icra dosyalarının bulunduğu, bu haliyle anılan şirketin Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünce 09/10/2014 tarihinde TTK geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden resen terkin işleminin o tarihte devam eden icra takiplerinin varlığına rağmen gerçekleştirilmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve usulsüz olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, anılan şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasına, bu kapsamda 09/10/2014 tarihli resen terkin işleminin iptaline karar verilmiş, TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye söz konusu olmayıp şirket terkinden önceki statüsüne kavuşacağından ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanmamıştır.
Davanın çekişmesiz yargı işi niteliğinde bulunması ve ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve ayrıca icra dosyalarının varlığı hususunda ticaret sicil müdürlüğünün şirket yada yetkilisi tarafından bilgilendirilmemiş olması nazara alınarak ticaret sicil müdürlüğü aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE, Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasında kayıtlı ...'nin 6102 sayılı TTK nun geçici 7 maddesi gereğince 09/10/2014 tarihinde yapılan resen terkin işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle İPTALİ ile şirketin İHYASINA,
2-Terkin işleminin iptal edilmiş olması itibariyle şirket usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşacağından tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,
3-Kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına,
4-Alınması gereken 346,90-TL bakiye harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra karar kesinleştiğinde yatıran davacı tarafa iadesine,
8-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
Dair; davacı vekilinin yüzünde davalı vekilinin yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(İki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024
Başkan ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Katip ...
e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!