WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

SAKARYA ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/580 Esas - 2024/359
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/580 Esas
KARAR NO : 2024/359

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/10/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... karşı taraf ... bir dönem işçisi olan dava dışı ...'a asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini, dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiğini ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap vermediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalı ... İle davacı şirket arasında 2012/142150 İhale Kayıt Nolu 03/12/2012 Sözleşme Tarihli T 18713 İş Makinaları Sürücülüğü ve Ambar Faaliyetleri Hizmetleri Konulu sözleşme akdedilmiş olup dava dışı işçi ... bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalıştığını, Sözleşme hükümleri incelendiğinde davacı şirketin işçi alacaklarından sorumluluğu sadece ücret alacağıyla sınırlı olup, ücret alacağında da azami 3 aylık ücret nezdinde sorumlu olduğu sözleşmeyle kabul edildiğini, İş bu nedenle dava dışı işçiye davacının şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsili talebi olduğunu, Zira iç ilişkide ücret alacağı dışındaki diğer tüm işçi alacaklarının ödenmesindeki sorumluluk davalı şirkete ait olduğunu, Bunun üzerine davacı şirket adına Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2023/12455 Esasına kayıtla ilamsız icra takibi başlatılmış olup davalı şirket tarafından takibe itiraz edilmiş ve takip durduğunu, bu nedenlerle davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını, Asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesini sunmadığı, münkir sayıldığı anlaşıldı.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/13146 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: dava dışı ...'a ödenen kıdem tazminatından dolayı yürütülen Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/13146 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, takip dosyası üzerinden rücu imkanının olup olmadığı yönündedir.
Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/13146 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, takibe konu asıl alacağın 43.868,73 TL, işlemiş faizin 2.154,68 TL olduğu ve toplamda 46.023,41 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "...a ödenen kıdem tazminatının rücu hk. ...TL” olarak gösterildiği, davalı borçlunun süresi içerisinde 03.08.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durmasına karar verildiği görüldü. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının gerçekleştiği ve davanın süresinde açıldığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 03.12.2012 tarihli Hizmet Alımına ilişkin sözleşmenin imzalandığı görüldü.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanmış 03.12.2012 tarihli hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan özleşmesinin 22.1. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla takibe ve davaya konu ödemeden yüklenicinin sorumlu olduğu, davalı yüklenicinin takip konusu işçilik alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin 19.04.2024 tarihli celsesinde dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde işçilik alacaklarından sorumluluğa ilişkin herhangi bir düzenleme olup olmadığı varsa bu sorumluluğun kime ait olduğunun tespiti, dava dışı ...'ın davalı işyerindeki son aylık giydirilmiş brüt ücretin ne olduğu, belirlenen bu ücret üzerinden çalıştığı süreyle sınırlı olarak talep edilebilecek kıdem tazminatı miktarının ne olduğu, talep edilebilecek miktarın tespit edilmesi sonrası bu miktarın davalıdan talep edilip edilemeyeceği, takip dosyasında faiz ileri sürüldüğünden faiz hesaplaması yapılması hususları ile taraf iddia ve savunmaları da göz önüne alınarak rapor tanzimi istenmiştir.
Bilirkişi ...'ün 13.05.2024 tarama raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bu raporda dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve davacı tarafça ödenen tazminat miktarınca alternatif hesaplama ve ayrıca faize yönelik değerlendirme yapılmıştır.
Tüm dosya ve kapsamına göre, dava dışı ...'ın farklı işverenler sigortalısı olarak davacı asıl işveren nezdinde 01.01.2011-30.01.2023 tarihleri arasında çalıştığı, davalı işyerinde 01.01.2011-31.12.2013 tarihleri arasında çalıştığı, iş yeri devri usulü ile başka işverenler nezdinde çalışmaya devam ettiği, 31.01.2023 tarihinde kıdem tazminatını hak edecek şekilde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği, asıl işveren olan davacıdan toplamda 190.070,70 TL kıdem tazminatı ödemesi aldığı, en son giydirilmiş brüt ücretinin ... TL olduğu, buna göre hizmet süresine göre ... TL toplam kıdem tazminatını alması gerektiği, toplam kıdem tazminatı miktarı dikkate alınarak sorumluluk oranına göre davalının ... TL'den sorumlu olduğu, davalının tespit edilen miktarca asıl alacaktan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bilirkişi raporunda 1. alternatifli hesaplamaya itibar edilmiştir.
Davalının dava dışı işçinin işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen avans faizi ile sorumludur (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 09/06/2022 tarih, 2021/1593 Esas ve 2022/1236 Karar sayılı kararı). Bu kapsamda davaya konu takipte asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bilirkişi raporunda 1. alternatifli hesaplamaya itibar edilerek asıl alacağa avans faizi işletilmesi neticesinde talep edilebilir faiz miktarının ... TL olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak takipte ileri sürülen talep düşük olduğundan taleple bağlı kalınmıştır.
Ödeme emrinde "Alacağın tahsili tarihine kadar %...... faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili" şeklinde talepte bulunulduğu ve faizin nevi belirtilmediğinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm tesis edilmiştir.
Açıklanan tüm gerekçelerle takibe yönelik itirazın kısmen iptaline karar verilmiş olup takibe yapılan itirazın kabul edilen miktarca haksız olması ve takip konusu alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2023/13146 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 43.792,90 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 2.154,68 TL faiz olmak üzere toplam ...TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davalının takibe yapılan itirazın kabuk edilen miktarca haksız olması nedeniyle asıl alacak miktarı olan 45.947,58 TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.138,68-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 785,97-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.352,71-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 785,97-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 68,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.068,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı (%99 kabul) dikkate alınarak 4.027,81-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise talep halinde karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL'nin kabul red oranına (%99 kabul) göre 3.088,80-TL'sinin davalıdan alınarak, bakiyesinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı taraf yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2024

Katip ...
e-imzalı

Hakim ...
e-imzalı