WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

SAKARYA ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/562 Esas - 2024/323
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/562 Esas
KARAR NO : 2024/323

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/10/2023
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin bir dönem işçisi olan dava dışı ...'e asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini, davalı ile 28/12/2021 tarihli Fabrikalar Yardımcı İş ve İşlemler Hizmet Alımı konulu sözleşme akdedildiğini ve dava dışı işçi ...'ün bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalıştığını, davacı şirketin yalnızca, sadece ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, bunun dışında şirketin iç ilişkide davalıya karşı bir sorumluluğu olmadığını, dış ilişkide her ne kadar davalı şirketle birlikte kanun gereği işçilik alacaklarından müteselsil sorumluluk olsa dahi, iç ilişkide sözleşme hükümlerinin geçerli olacağını, sözleşme hükümleri incelendiğinde şirketin işçi alacaklarından sorumluluğunun sadece ücret alacağıyla sınırlı olduğunu ve ücret alacağında da azami 3 aylık ücret nezdinde sorumlu olduğunun sözleşmeyle kabul edildiğini, iş bu nedenle dava dışı işçiye şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsilinin gerektiğini, iç ilişkide ücret alacağı dışındaki diğer tüm işçi alacaklarının ödenmesindeki sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunu, davalı hakkında Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/12940 Esasına kayıtla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı şirket tarafından itiraz edildiğini belirterek, Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/12940 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili; İcra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, davaya konu uyuşmazlığın görevli İş Mahkemesinde çözülmesi gerektiğini, 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesinde, 4734 sayılı Kanun’un, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerine ilişkin olan 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine atıfta bulunularak, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin olarak muhatabın ilgili kamu kurum ve kuruluşları olduğunun belirtildiğini, bu maddeden de anlaşılacağı üzere,alt işveren konumunda olan yüklenici firmanın, doğrudan kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkil ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin 11/09/2014 tarihinden sonra olduğunu, sözleşmede açıkça alt işverenin sorumlu olacağına dair bir hüküm de bulunmadığı dikkate alındığında; kıdem tazminatının davacı tarafından dava dışı işçiye ödenmesi sonrasında bu ödemenin taraflarından rücuen alacak olarak talep edilemeyeceğini, davacı ile müvekkil arasındaki sözleşmelerin 36. maddesinde sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukların ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümlerine atıf yapıldığını, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinde davalı yüklenici şirketin dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığını, davalı yüklenicinin kendi sorumlu olduğu döneme ilişkin işçilik alacaklarının yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun kabulü gerekeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçi ...'e ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği, Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/12940 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Mahkememizce hesap bilirkişi ...'dan rapor alınmış, alınan rapordan özetle;"...Dosya kapsamına göre davacı kurumun , dava dışı sigortalı ...'e yaptığı ödeme nedeni ile davalının sorumlu olduğu miktarın, dava konusu icra takip dosyasında yazılı meblağ kadar olacağı, yersiz bir talebin tespit edilemediğine..." şeklinde raporu sunmuştur.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
1-4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
2-Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.
3- Kamu kurumlarının ihale yolu ile muhtelif işlerin yapılması konusunda taşeron şirketlerle yaptıkları hizmet sözleşmeleri nedeniyle çalışan işçilerin, işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda karara bağlanan miktarları 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesindeki düzenleme gereğince müşterek ve müteselsil sorumlu olarak ödemesi nedeniyle bu miktarları 6098 sayılı TBK nun 162. maddesindeki “ tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olur ve zarar görenin haklarına halef olur” hükmü uyarınca ödeyen taraf rücuen istemde bulunabilir. (Benzer yönde Yargıtay 13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
4- İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
5-Somut olaya ilişkin Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre “Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin eki mahiyetindeki Genel Şartname ve Teknik Şartname de işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğuna ilişkin açık hüküm bulunmaması karşısında alt işveren olan yüklenicilerin kendi hizmet dönemleri ile sınırlı olmak üzere tespit edilen miktarların yarısından İş Kanunu’nun 4.maddesi ve TBK’nun 167.maddesi uyarınca yarı yarıya sorumlu olacağının kabulü gerekir. Ayrıca, hükmedilen işçilik alacakları dışında, davacı kurum, icra sonucu dava dışı işçiye ödediği masraf ve vekalet ücreti kalemlerini de dönemleriyle sınırlı olmak üzere alt işverenlerden rücu edebilir.
6-Somut olayda Hizmet alım sözleşmesinin 22. Maddesinin atıf yaptığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6.Bölüm 38. maddesinde ise “...Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur...” hükmü mevcuttur. Kamu İhale Genel tebliğinin 78/30. maddesinde ise “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde isteklilerin teklif bedelleri varsa yüklenici karı ile aşağıdaki bileşenlerden oluşur:
a) Asgari İşçilik Maliyeti: İhale tarihinde yürürlükte bulunan brüt asgari ücret veya idari şartnamede brüt asgari ücretin yüzde (%) fazlası olarak belirlenen ücret (ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine ilişkin ücretler dahil), nakdi yemek ve yol bedeli gibi prime esas kazancın hesabında esas alınan işçiliğe bağlı diğer ödemeler ve işveren sigorta primlerinin toplam tutarı asgari işçilik maliyetini oluşturur...” yazılıdır. İki hüküm birlikte değerlendirildiğinde yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine ilişkin ücretleri ile kıdem tazminatı olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/33001 esas 2016/2063 karar sayılı ilamı)
Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
7- Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen alacak ile ilgili olarak Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/12940 esas sayılı takip dosyası ile 14.514,49-TL asıl alacak, 499,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.014,04-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalıya 07.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 09.08.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 17.10.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
8-Dava, rücuen tazminat nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Dava dışı işçi ..'ün davacıya ait iş yerinde, davalı nezdinde 01/01/2022-31/12/2022 tarihleri arasında çalıştığı, ...'ün emeklilik nedeniyle iş akdinin sonlanması nedeniyle davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının davalıdan tahsili talep edilmiştir. Tarafların tacir olduğu, dava konusunun ticari işletmeleriyle ilgili olduğu, dolayısıyla ticari dava olduğu, bu nedenle mahkememizin görevli olduğu, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılarak esasa geçilmiştir.
9-Somut olaya ilişkin Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre; Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında imzalanmış olan 28/12/2021 tarihli hizmet alım sözleşmesinin 22.1.maddesi ile Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10 ve 38. maddelerinde davalı yüklenicinin işçilere ödenecek ücretlerden davalı yüklenicinin sorumlu olacağının yazılı olduğu ve bu şekilde davalının sorumluluğuna ilişkin sözleşmede açık hükmün bulunduğu, bu nedenle davalı yüklenicinin sorumlu olduğuna ilişkin açık hüküm bulunması nedeniyle alt işveren olan yüklenicinin çalıştırdığı işçiye ödenmesi gereken ücretlerden sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
10-Davacının dava dışı işçi ...'ün ödediği kıdem tazminatının 18.04.2023 tarihli banka dekontuna göre 84.525,55-TL olduğu, dosyaya gelen SGK kayıtlarına göre dava dışı işçi ...'ün davalı nezdinde 01/01/2022-31/12/2022 tarihleri arasında 365 gün çalıştığı, yukarıda detaylandırıldığı üzere, alt işveren olan davalının kıdem tazminatından sorumlu olduğu anlaşıldığından, dosya bir bütün halinde hesap yapılması için bilirkişiye gönderilmiş, dosyaya 31/03/2024 tarihli bilirkişi raporu sunulmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı tarafça bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmiş, bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülmekle rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.
11-Dosyaya sunulan 31.03.2024 tarihli bilirkişi raporuna ve dosya kapsamındaki diğer delillere göre; davacı kurumca, dava dışı sigortalı ...'ün 11/05/2017-31/03/2023 tarihleri arasında, 5 yıl 9 ay 9 gün (toplam 2.104) gün çalışmasına karşılık, emeklilik(yaşlılık) nedeni ile 31/01/2023 tarihinde işten ayrılması ile hesaplanan brüt 84.525,55-TL brüt kıdem tazminatı alacağının 18/04/2023 tarihinde banka hesabına ödendiği, dava dışı adı geçen sigortalı ...'ün SGK Hizmet dökümüne göre davalı şirket nezdinde 01/01/2022-31/12/2022 tarihleri arasında 365 gün çalışmasının olduğu, yapılan ödemeden davalı şirketin sorumlu olacağı miktarın 84.525,55 TL/2104 gün x 365 gün=14.663,41-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça ise 14.514,49-TL talep edildiğinden, talep ile bağlılık ilkesi gereği davalı şirketin çalıştırdığı süreye göre 14.514,49-TL talep edilebileceği, sigortalı ...'e davalının çalıştırdığı döneme ait ödenen 14.514,49-TL'nin 18/04/2023 - 26/07/2023 tarihleri arası işlemiş reeskont avans faizinin 499,56-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça icra takibinde 499,55-TL faiz talep edildiğinden faiz talebinin yerinde olduğu, dava dışı işçi ...'ün emekli olması nedeniyle dava dışı işçiye ödenen tazminat miktarından davalının sorumlu olduğu miktarın taleple bağlılık ilkesi gereği 14.514,49-TL olduğu, yukarıda detaylandırıldığı üzere taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 22.1.maddesi ile Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10 ve 38. maddelerinde davalının işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olacağına dair düzenleme olduğundan davalının 14.514,49-TL'den sorumlu olduğu, ödeme tarihi olan 18.04.2023 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin 499,55-TL olduğu, davacının icra takibinde 14.514,49-TL asıl alacak, 499,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.014,04-TL üzerinden takip başlattığı anlaşılmakla, davacının talebi ile bağlı kalınarak davanın kabulüne ve takibin aynen devamına karar vermek gerekmiş, davalı itirazında haksız olduğundan asıl alacak miktarı olan 14.514,49-TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
12-Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasında ki sözleşmenin 37. Maddesine göre yetkili icra dairesi ve mahkemenin Sakarya Mahkemeleri olarak düzenlendiği göz önüne alınarak 6100 sayılı yasanın 17. Maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisine yapılan itirazının reddine karar verilmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/12940 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Davalı asıl alacak yönünden talebinde haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 14.514,49-TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.025,60-TL'nin peşin olarak alınan 269,85-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 755,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 15.014,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL başvuru harcı, 269,85-TL peşin/nisbi harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masrafların 2.695,75-TL olmak üzere toplam 3.235,10‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde MİKTAR itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 30/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır.

Hakim ...
e-imzalıdır.