WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

SAKARYA ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/629 Esas - 2024/84
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/629 Esas
KARAR NO : 2024/84

BAŞKAN : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...

VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...

DAVALI : 1- ...

VEKİLLERİ : Av. ...

DAVALI : 2- ...

VEKİLLERİ : Av. ...

DAVALI : 3- ...
VEKİLİ : Av....

İHBAR OLUNAN (1) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İHBAR OLUNAN (2) : ...
İHBAR OLUNAN (3) : ...

DAVA : Tazminat (Yangın sigortası, elektrik dağıtımı kaynaklı yangın)
DAVA TARİHİ : 08/10/2018
KARAR TARİHİ : 07/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024

Davacı vekilinin 08/10/2018 tarihli dava dilekçesi ile Tazminat talepli olarak açtığı davasının Sakarya 5. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesinin 2018/368 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılaması sırasında -Hakimler ve Savcılar Kurulu 1.Dairesi'nin 08/07/2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile 01/09/2021 tarihi itibariyle Sakarya ilinde müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi faaliyete geçtiği ve yargı çevresinin ilin mülki sınırları olarak belirlendiği gerekçesiyle- mahkemece 2021/263 Karar sayılı 14/09/2021 tarihli kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş, bu kararın istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesinin 2021/1314 E, 2021/1243 K sayılı kararı ile istinaf talebi esastan reddedilmiş, mahkememizce 21/03/2022 tarihli 2021/1182 Esas 2022/923 Karar sayılı karar ile "Sakarya 5 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/368 esas 2021/263 karar sayılı kararı görevsizlik kararı olmayıp gönderme kararıdır. Gönderme kararı verildiği anda kesin kararlardan olup, yalnız başına istinaf edilemez. (24.04.1967 gün 12/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 11.10.1976 gün 5/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Bu kararın istinafa tabi olduğunun belirtilmesi ve istinaf incelemesine konu edilmesi kararı görevsizlik kararına dönüştürmemektedir. Verildiği anda kesin olan gönderme kararının istinafı üzerine istinaf dairesince esastan red kararı verilmesi halinde kanun yolundan geçerek kesinleşmiş ve mahkememiz açısından bağlayıcı olan bir görevsizlik kararından bahsetmek mümkün değildir. Bu sebeple mahkememizce görevsizlik kararı verilmesinde usuli bir engel görülmemiştir. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce asliye hukuk mahkemelerinde açılmış olan ticari davaların yargılamasına davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince ticaret mahkemesi sıfatıyla devam edilmesi gereklidir" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararımızın istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesinin 2022/712 esas 2022/731 karar sayılı kararı ile mahkememizin görevsizlik kararı kaldırılarak yargılama yapılmak üzere dosya mahkememize tekrar gönderilmiştir.
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce asliye hukuk mahkemelerinde açılmış olan ticari davaların yargılamasına davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince ticaret mahkemesi sıfatıyla devam edileceği mahkememizin direnme kararı üzerine verilmiş olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/6-151 Esas 2023/367 Karar sayılı 26.04.2023 tarihli kararında açıkça belirtilmiştir. Yargıtay 5 ve 11. Hukuk Dairelerinin ve tüm istinaf dairelerinin de uygulaması bu yöndedir. Yukarıda açıklandığı üzere eldeki dava açısından mahkememiz görevli görülmemekle birlikte Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesinin 2021/1314 E, 2021/1243 K sayılı kararı ve 2022/712 esas 2022/731 karar sayılı kararı doğrultusunda yargılamaya mahkememizce devam edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/10/2017 tarihinde davacıya ait ...Sanayi Sitesi ...Nolu Sokak No: ... ...Mahallesindeki iş yerinin bulunduğu bölgede ...'ın anlaşmalı olduğu taşeron firma ... ve onun alt taşeronu ...Elektrik tarafından elektrik hattı bakım tamirat yenileme çalışması yapıldığını, yapılan çalışmada kabloların ters bağlandığını, ...'ın denetim yükümlülüğünü ihlal ederek kontrolde bulunmadan elektrik akımı verdiğini, bu hatalı işlem sonucu elektrik verilen hatta bağlı olan 10-12-13-14-15-16-17-18 nolu dükkanlarda yangın çıktığını, 4 adet dükkanı bulunan davacının zarar tespiti için Sakarya 1 Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/61 D.İş dosyasın ile 25/10/2017 tarihinde yapılan keşif sonucu bilirkişilerden alınan raporda maddi zararın büyüklüğünün görüldüğünü, yangın sebebiyle zarar gören davacıya ait işyerim sigorta poliçesi ile 23/12/2016 başlangıç tarihli ...poliçe no ile ...Sigorta A.Ş. (...Sigorta AŞ) tarafından yatırılan 360.428,86 TL'nin davacının zararını karşılamadığını belirterek açmış olduğu kısmi alacak davasında 50.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuştur.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde toplam 50.000 TL maddi tazminat talep ettiği, dava dilekçesinde işyerinde (yapıda, emtiada ve teçhizatta) meydana gelen maddi zarar ile işyerinin çalışamaması sebebiyle meydana gelen kar kaybını ve bu süreçte masrafların karşılanabilmesi için kredi kullanılarak doğan ekstra yükümlülükleri zarar kalemleri olarak gösterdiği, dava dilekçesinin 4. sayfasının koyu harflerle yazılan son paragrafında (işyerinde emtiada ve techizatta yangın sebebiyle oluşan zarar dışındaki) zarar kalemlerine değinildiği ancak talebin açık olarak yazılmadığı ve belirsiz olduğu, davacının hangi alacak kalemi için hangi miktarda talepte bulunduğunu açık olarak bildirmediği, bu haliyle netice talebinin açık olmadığı, her bir zarar kaleminin ayrı dava konusu oluşturması ve ayrı ayrı hüküm kurulacak olması itibariyle maddi tazminat talebinin HMK 31 maddesi gereğince açıklattırılmasının gerektiği değerlendirilmekle; davacı vekiline 50.000 TL olarak bildirilen toplam alacak talebinin hangi maddi zararlara ilişkin olduğu ve her bir zarar kalemi için ayrı ayrı ne kadar talep edildiği hususunda yazılı açıklamada bulunması için HMK nun 119/2 maddesi uyarınca mahkememizce kesin süre verilmiştir.
Davacı vekili süresinde verdiği 05.07.2022 tarihli açıklama dilekçesi ile 50.000,00 TL olarak belirttiği toplam kısmi talebi kapsamında; emtia hasarı için 13.000,00 TL, makine ve ekipman hasarı için 11.000,00 TL, bina hasarı için 11.000,00 TL, işyerinin çalışamadığı dönem için uğradığı gelir ve kar kaybı için 10.000,00 TL, mevcut yangın nedeniyle işyerinin iş yapamaması nedeniyle işyerinin devamlılığını sağlamak amacı ile işçi maliyetleri ve enkaz kaldırma gibi maliyetleri karşılamak amacı ile uğranılan maddi zarar için (kredi kullanımı ve taşınmaz satılması) 5.000,00 TL talep ettiklerini bildirmiş ve talebini açıklamıştır.
Davacı vekili 18/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini davalılar ... ve ... şirketi yönünden ıslah etmiştir.
Davalılardan ...'nin dava açıldıktan sonra Ankara 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/86 esas sayılı dosyası kapsamında 16/06/2022 günü saat 16.25 itibariyle iflasına karar verildiği ve böylelikle İİK 194 maddesi gereğince bu şirket hakkındaki davanın durduğu anlaşılmakla; müflis davalı şirket hakkındaki dava bu dosyadan tefrik edilerek mahkememizin 2022/658 esas sırasına kaydedilmiştir.
Davalı ... vekili; Bahse konu elektrik hatları bakım işinin davalı idare tarafından ... Firmasına ihale edildiğini, dolayısıyla ihale makamı olan davalı İdareye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının zararını sigorta şirketinden tahsil etmesi itibariyle bu dava yönünden aktif ehliyetinin bulunmadığını, yangının ...'a saat 18.54’te ihbar edildiğini, itfaiyeye ihbarda yada itfaiyenin müdahalede gecikmesi halinde TBK 52. Maddesinin gözetilmesi gerektiğini, yangının çıkışında kabloların ters bağlandığı iddiasının ispatının gerektiğini, kabloların ters bağlandığı kabul edilse dahi davacının iş yerinde yangın önleyici kaçak akım rölesi bulunmadığından davacının ağır kusurlu olduğunu, yangının başladığı 16 numaralı binanın aboneliğinin ... kayıtlarında belirtildiği üzere 24.09.2012 tarihinde feshedildiğini, yangının başladığı binanın elektrik aboneliği bulunmadığından elektrik kullanımının olmaması gerektiğini, davacının yan binadaki abonelikten 16 numaralı binaya kablo çekerek usulsüz elektrik kullandığını, bir sayaca dört bağımsız bölümün elektriğinin yüklendiğini, yangının çıkış yeri olarak belirtilen Freze makinesinin yüksek Watt değerlerinde çalıştığını ve davacının kullanmakta olduğu kaçak elektriği çekmek için bağladığı kablonun ince olmasından dolayı ısınmasının ve ateş almasının yangında etkili olduğunu, davacının hiçbir güvenlik önlemini almadığını, itfaiye’nin geç gelmesi nedeniyle yangının büyüdüğünü, ...’ın yenileme- tamirat çalışmalarını ve elektrik kesinti vakitlerini internet sitesinden düzenli olarak duyurduğunu, bu duyuruların davacı tarafça dikkate alınmadığını, davalı idarenin olayda kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının hasar gördüğünü iddia ettiği emtialara ilişkin tespitinin de gerçeğe uymadığını belirterek davanın reddini istemiş, Davanın olay yerine geç gelerek davaya konu yangının büyümesine neden olan Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’na ve ayrıca yüklenici şirket tarafından ... lehine yaptırılan ... Numaralı Montaj All Risks Sigorta Poliçesini düzenleyen ...’ye ihbarını istemiştir.
Davalı ... vekilinin talebi doğrultusunda dava ...na ve ...’ye ihbar edilmiş, ihbar olunan şirketler vekilleri davaya müdahele talebinde bulunmamışlar ancak sundukları dilekçelerde davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ... vekili 09/12/2020 tarihli dilekçesi ile davanın ayrıca ...'ne ihbarını istemiş, talebi doğrultusunda dava ...'ne ihbar edilmiştir, sigorta şirketi vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; Davalı şirketin diğer davalı ... isimli firma ile imzalamış olduğu yapım sözleşmesi ile ...Anonim Şirketinin sevk, idare ve kontrolünde anılan işi gerçekleştirdiğini ve kontrol aşamasına kadar getirerek işi gerekli kontrollerin yapılması ve ardından elektrik akımının faal hale getirilmesi için asıl işveren olan ... yetkililerine teslim ettiğini, davalı ... tarafından gerekli kontroller gerçekleştirilmeden verilen akım nihayetinde elektrik enerjisi bulunmaması gereken 16 numaralı işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine aykırı olarak elektriğe bağlı freze makinasının aşırı ısınması nedeniyle yangının meydana geldiğini, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında alınan raporlarla davacının kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Yangının başladığı işyerinin elektrik aboneliğinin bulunmadığını ve gayrifaal göründüğünü ancak abonesiz şekilde uzatma kablo ile usulsüz elektrik kullanıldığını ve elektrik dağıtım panosunda kaçak akım rölesinin bulunmadığını, iş yerinin elektrik tesisatının eski ve yıpranmış olduğunu, davacıya ait işyerlerinde kaçak akım rölesi bulunmuş olması ihtimalinde elektrik akımının durarak yangının engellenmiş olacağını, davacının ağır kusurlu olduğunu, bağlantının olması gerektiğinden farklı şekilde hatalı bağlandığı durumda dahi yangının meydana gelmesinde davacı tarafın yanında davalı ...’nin de kusurlu kabul edilebileceğini, yangın ihbarının ve yangına müdahalenin zamanında yapılmamasının da zararın artmasına sebep olduğunu, Davacı tarafından bildirilen emtia ve inşaat hasarına ilişkin zarar miktarının fahiş ve gerçek dışı olduğunu, yangının ortaya çıkmasında ve zarar oluşumunda davalı şirketin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı (...) ... vekili davacının ..-...-... ve ... numaralı işyerinde 08/10/2017 tarihinde meydana gelen yangın ve zarar sebebiyle yapılan inceleme sonucunda 28923097 sayılı işyerim Sigorta Poliçesi kapsamında davacıya dekorasyon hasarı için 22.250,00 TL emtia hasarı için 326.900,89 TL makine ve tesisat hasarı için 11.277,97 TL olmak üzere toplam 372.228,86 TL ödeme yapıldığını, davacının taşınmazın sahibi olmaması ve kiracı konumunda olması ve teminat dışı kalması sebebiyle bina hasarı tazminatı ödenmediğini, emtia hasarı yönünden ise eksik sigorta bulunduğunu, poliçede emtia sigorta beledinin 1.000.000,00 TL olmasına rağmen işyerinde bulunan toplam emtianın 2.409.904,71 TL değerde tespit edildiğini, işyerinde yapılan sayım ve tespitler neticesinde davacı ile varılan mutabakatta emtea hasarının 730.000,00 TL olarak belirlendiğini, eksik sigorta hükümlerine göre sigorta şirketinin emtia hasar sorumluluğunun 326.900,89 TL olarak belirlendiğini ve bu doğrultuda sigortalı davacıya ödeme yapıldığını, davacının zararının sigorta poliçesi doğrultusunda tazmin edildiğini, sigorta şirketinden olay tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık; davacının işyerinde 08/10/2017 tarihinde meydana gelen yangın sebebiyle oluşan zarar miktarının ne olduğu, davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları ve varsa sorumluluk miktarı hususlarındadır.
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/26435 soruşturma sayılı dosyası, Sakarya 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/61 D.iş sayılı dosyası, Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/60 D.iş sayılı dosyası incelenmiştir.
Bildirilen tanıklar Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama aşamasında dinlenmiştir.
... 'den hasar dosyası sureti getirtilmiştir.
Davacının 2014 yılı ve öncesine ait defterleri ile 2015 yılı ve öncesine ait fatura ile belgelerinin yangında zayi olduğuna dair Sakarya 2 Asliye Hukuk mahkemesinin 2017/502 esas 2017/686 karar sayılı kararı görülmüştür.
Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama aşamasında mahallinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin keşif sonrasında sunduğu 26/04/2021 tarihli teknik rapor yeterli görülmemiş, mahkememizce ayrıca (elektrik mühendisi, makine mühendisi, sigortacı, mali müşavir ve inşaat mühendisinden) bilirkişi heyeti oluşturularak rapor ve ek raporlar alınmıştır.
Davacının 2014 2015 2016 ve 2017 yıllarına ait vergi beyannameleri vergi dairesinden getirtilmiş, bilirkişi ...'nun ön raporu doğrultusunda 2017 yılına ait ticari kayıtlar davacı tarafından sunulmuş, tüm ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi ... tarafından inceleme yapılmıştır.
Heyetçe hazırlanan rapordaki sigorta bilirkişisinin tespitleri yeterli görülmemiş, sigorta bilirkişisi ...'dan ayrıca bir rapor alınmıştır.
Davacının işyerinin bulunduğu taşınmazlara ait tapu kayıtları dosyaya eklenmiştir. Asliye Hukuk mahkemesinde yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda taşınmazların Sakarya Erenler ilçesi Erenler Mahallesi ..., ..., ... ve ... parseller olduğunu belirtmiş ise de sigorta ekspertiz raporundaki taşınmaz malik bilgileri ve tapu kayıtları nazara alındığında ... parselin hatalı gösterildiği, işyerlerinin bulunduğu parsellerin ..., ..., ... ve ... parseller olduğu anlaşılmıştır. Sigorta poliçesinde dain mürtehin olarak ...yazılmış ise de belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarında ... lehine tesis edilmiş bir ipotek bulunmadığından dain mürtehin kaydının davacının sıfatına etki etmediği değerlendirilmiştir.
Davacı vekili 18/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebine davalılar ... ve ... şirketi yönünden ıslah etmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre;
Davacının kiracı olarak bulunduğu ... Sitesi ... Sokak No ...-...-... ve ... numaralı birleştirilmiş işyerinde 08/10/2017 tarihinde meydana gelen yangında davacının işyerinin ve içindeki emtianın zarar gördüğü, yapılan teknik incelemelere ve tespitlere göre yangının davalı ...'ın (hakkındaki dava tefrik edilen) ... elektrik şirketine ihale ettiği ve davalı ... şirketinin alt taşeron olduğu enerji hatları bakım ve yenileme çalışmaları sırasında trafoda ters bağlantı yapılması sonrasında hatta enerji verilmesiyle oluşan dengesiz elektrik yükü sebebiyle freze makinesinin bağlı olduğu kablonun ısınarak alev alması ile 16 numaralı işyerinde başladığı ve diğer işyerlerine sirayet ettiği, davalının işyerinin birbiriyle bağlantı kurulmuş dört ayrı bağımsız bölümden oluştuğu ve 12 numarada mevcut tek elektrik sayacından (40719857 AEL numaralı sayaç ve ... numaralı abonelik) elektrik temin ettiği, yangının başladığı 16 numaralı işyerinin ayrı bir aboneliğinin bulunmadığı, 16 numaralı işyerindeki ... ... sayaç numaralı ... abonelik numaralı aboneliğin 24/09/2012 tarihinde feshedilmiş olduğu ve faal olmayan koduna alındığı, yangının başlangıç noktası olan freze makinesine elektrik enerjisinin 12 numaralı işyerindeki sayaçtan kablo uzatılmak suretiyle sağlandığı, davacının işyerindeki elektrik dağıtım panosunda yangını önlemeye yarayan kaçak akım rölesinin bulunmadığı, elektrik tesisatının eski ve bakımsız olduğu, kaçak akım rölesinin bulunması ihtimalinde yangının ve zararın önlenebilir olduğu,
Oluşan hasar sonrasında davacının sigorta şirketine başvurması ile hasar dosyasının açıldığı, sigorta şirketi ekspertiz çalışmalarının ve hasarlı emtia tespitlerinin beş gün sürdüğü, sigorta şirketi tarafından yapılan kapsamlı tespit ve incelemelerin davacının ticari kayıtları ve faturaları ile işyerindeki hasarlı mallar temelinde yürütüldüğü, davacı ve sigorta şirketi arasında emtia hasar miktarı açısından mutabakat sağlandığı, bu tespitlerin bilirkişi ... tarafından da isabetli kabul edildiği, buna göre emtia zararının 730.000,00 TL +KDV (866.570,12 TL) olduğu,
Sakarya 2 Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/60 d.iş dosyasında ve aynı mahiyetteki Sakarya 1 Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/61 d.iş dosyasında yapılan tespit işleminde emtia hasarı toplam 1.018.483,27 TL olarak belirtilmiş ise de bu tespitin fiziki bir sayıma dayanmayıp işletmenin sunduğu fatura ve envanter kayıtlarından yola çıkılarak yapıldığı, bu açıdan sigorta şirketi eksperinin beş kişi ile beş gün süren fiziki sayıma dayanan ve sağlam ürünler ile sovtaj değerini nazara aldığı ve kayıtlar ile desteklenen ve özellikle davacının mutabık kaldığı emtia hasar miktarının daha doğru ve güvenilir olduğu, bu yönüyle ekspertiz raporundaki tespitlerin nazara alınmasının gerektiği,
Sakarya 2 Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/60 d.iş dosyasında ve aynı mahiyetteki Sakarya 1 Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/61 d.iş dosyasında yapılan tespit işleminde; bina hasarının 75.729,00 TL makine ve ekipman hasarının 17.200,00 TL olarak belirlendiği, bu tespitlerin mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da benimsendiği, yargılama sırasında yapılan keşif tarihi ve bu gün itibariyle hasarın izleri kalmadığından sulh hukuk mahkemesince olaydan sonra yapılan ve fiziki incelemeye dayanan tespit ve değerlendirmelerin esas alınmasının ve uygunluğunun denetlenmesinin yeterli olacağı,
Bilirkişi ... tarafından davacının işletmesinin olay öncesi ve sonrasına ait ticari kayıtları esas alınarak 22.05.2023 tarihli rapor kapsamında yapılan değerlendirmeye göre; davacının yangın sebebiyle olay sonrasında kazanç kaybının oluşmadığı, aksine karında artış gözlendiği, sektördeki pazarını muhafaza ettiği, çalışma verimlilğinin artarak devam ettiği, davacının Envanter Defterini usulüne uygun tutmadığından fiyat artışı olup olmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletmenin finansman sağlamak için olay önesinde de 2015 yılından bu yana sıklıkla kredi kullandığı, yangından 5 gün sonra sonra 100.000,00 TL ve 2 ay sonra 192.000,00 TL uzun vadeli kredi kullandığı ancak bu kredilerin yangın sonrasında işçi maaşlarının ödenmesi ile ilişkilendirilemeyeceği, dolayısıyla bu yönlerden davacının zararının bulunmadığı,
Sonuç olarak davacının yangın sebebiyle olay tarihi itibariyle emtia zararının KDV hariç 730.000,00 TL, bina zararının 75.729,00 TL, makine ve ekipman hasarının 17.200,00 TL olduğu, kar kaybı ya da kredi kullanılması vs. Kaynaklı maddi zararının ise oluşmadığı,
Anlaşılmıştır.
Davalıların sorumlulukları açısından yapılan değerlendirme;
Davalı sigorta şirketi poliçe kapsamında belirlenen limitler ve koşullarla davacıya karşı sorumludur. Davalı Sedaş'ın sorumluluğunun Elektrik tesisleri imal olunan eser niteliğinde olduğundan bina/yapı sahibinin kusursuz sorumluluğu temelinde değerlendirilmesi gereklidir. Yangına sebep olarak gösterilen elektrik çalışmasını alt taşeron olarak yürüten ... şirketi ise haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilecektir.
Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." denmektedir. Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir imal olunan eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden olağan sebep sorumluluğudur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur.
Hukuki sorumluluğu doğuran unsurlar arasında illiyet bağı büyük bir önem taşır. İlliyet bağı, sorumluluğun asli şartı, tazminat hukukunun temel ilkesidir. Bu şart olmaksızın bir kişinin sorumluluğu düşünülemez. İnsan düşüncesinin bir kanunu olan illiyet kavramı, zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep-sonuç bağının bulunmasını gerektirir. Hukukta, gerçekleşen zararla sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasındaki sebep- sonuç ilişkisine, genel anlamda illiyet bağı denir (Eren F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s.558).
İlliyet bağı, temel ve niteliği ne olursa olsun, her türlü sorumlulukta büyük bir önem taşır. Bu yönden illiyet bağı, hukuki sorumluluğun olduğu kadar cezai sorumluluğun da temel şartlarından birini oluşturur. Hukuki sorumlulukta sorumluluk; ister sözleşme dışı sorumluluğa, ister sözleşme sorumluluğuna, ister kusur sorumluluğuna, ister kusursuz sorumluluğa, hatta tehlike sorumluluğuna dayansın, illiyet bağının varlığı mutlaka aranır. Bunlardan sadece kusursuz sorumlulukta illiyet bağı, kusur sorumluluğuna oranla daha fazla önem taşımaktadır. Zira burada illiyet bağı öne geçmekte, sorumluluk kusura değil, belirli bir olay veya tehlike ile gerçekleşen zarar arasındaki sebep-sonuç bağına dayanmaktadır (Eren,s.559).
Sözü edilen illiyet bağı, uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Ancak bazı durumlarda, sebep, niteliği itibariyle gerçekleşen türde bir sonucu doğurmaya elverişli olmakla birlikte, ortaya çıkan ikinci bir sebep ilkini arkaya atmakta ve onu gerçekleşen olayda elverişsiz hâle getirmektedir. İlliyet bağının kesildiği bu gibi durumlardan birinin varlığı hâlinde yapı malikinin sorumluluğuna gidilemez.
İlliyet bağını kesen bu sebepler ise mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu düşünülemez. TBK'nın 69. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. (Yarg. HGK, T. 29.11.2017, E. 2017/439, K. 2017/1463)
Gerek davalı ...'ın gerekse davalı ... şirketinin sorumluluklarının uygun illiyet bağı açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı işletmesini ...-...-... ve ... dört ayrı işyerini birleştirerek kurmuş, bu işyerlerinin tamamına tek bir elektrik sayacından elektrik sağlamıştır. Yangının çıktığı 16 numaralı bölümde faal bir elektrik aboneliğinin bulunmadığı, burada daha önce mevcut aboneliğin uzun süre önce iptal edildiği sabittir. Davacı 16. numaralı işyerinde kurulu olan ve yüksek elektrik enerjisi çeken freze makinesini bahsedildiği üzere dört işyerine elektrik dağıtan sayaçtan gelen hatta bağlamış ve bağlantıyı da makineye uygun olmayan ince bir kablo ile yapmıştır. İşyerinin içindeki elektrik hatlarının bakımı ve güvenliği ve usulüne uygun şekilde kullanımı davacının sorumluluğundadır. Bu elektrik tesisatının eski ve bakımsız olduğu ve güvenlik önlemlerini taşımadığı açıktır. İşyerinde enerji dalgalanmaları ihtimalinde güvenlik önlemi olarak devreye girecek kaçak akım rölesinin olmadığı da sabittir. Yine davacının işyerinde elektrik kaynaklı yangın çıkışını engelleyecek ya da muhtemel yangının etkilerini azaltacak hiçbir güvenlik önlemi de bulunmamaktadır. Elektrik mühendisi bilirkişiler tarafından da belirtildiği üzere kaçak akım rölesinin bulunması ihtimalinde dengesiz akım sebebiyle yangının çıkmayacağı anlaşılmaktadır. Davacının işyerinde çıkan yangın -...'ın sorumlu tutulabileceği- faal aboneliğin bulunduğu 12 numaralı bölümde başlamamış, davacının usulsüz olarak elektrik hattı çektiği 16. numaralı bölümde gerçekleşmiştir. Bu haliyle elektrik aboneliği bulunmayan işyerinde davacının ağır kusur ve ihmali sonucunda çıkan yangın sebebiyle davalılar ... ve ... elektrik şirketini (enerji hatlarının bakımındaki kusuru ya da TBK 69 maddesinde düzenlenen eser sahibinin tehlike sorumluluğu gerekçesiyle) sorumlu tutmaya elverişli uygun bir illiyet bağı kurulamamaktadır. Yangının çıkışında temel sebep enerji hattındaki güç dengesizliği olmakla birlikte davacının yukarıda açıklanan ağır kusurlu eylemleri ters bağlantı sebebiyle enerji dalgalanması ile netice arasındaki bağı kesmektedir. Aksini kabul etmek usulsüz şekilde abonesiz olarak elektrik kullanan ve tehlikeyi kendisi oluşturan davacının, yasanın korumadığı eylemi sebebiyle, mahkeme nezdinde haklı bulunması sonucunu doğuracaktır ki bu hakkaniyete de uygun değildir. Bu itibarla davalılar ... ve ... yönünden açılan tazminat talepli davaların reddine karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ise poliçe kapsamında belirlenen limitler ve koşullarla sınırlıdır.
Sigorta bilirkişisi ... 18/09/2023 tarihli raporunda;
a)Sigortalının (davacının) kiracı olması nedeni ile ekspertiz raporunda 62.750-TL. olarak hesaplanan bina hasarının sigorta şirketi tarafından teminat kapsamı dışında değerlendirildiğini, ancak poliçede bina teminatının bulunduğunu ve davalıdan primin alındığını, poliçede dain mürtehin kaydının bulunduğunu,
b)... yönünden poliçede eksik sigorta bulunduğunu, Poliçede yer alan emtea sigorta bedelinin 1.000.000-TL (enflasyon ile birlikte 1.079.178-TL) olduğunu, rizikoda bulunan emtea sigorta değerinin 2.409.904,71-TL olarak hesaplandığını, ekspertiz raporunda emtia hasarının 730.000-TL olarak belirlendiğini, bu rakamlar üzerinde davacı ve sigorta şirketi arasında mutabakat sağlandığını ve yapılan hesaplamaya göre sigorta şirketinin emtia hasarı ödemesini poliçe gereği tam ve eksiksiz yaptığını, ekspertiz çalışmasının ve tespitlerinin titizlikle yapılarak hasar miktarında mutabakat sağlandığını, ekspertiz raporunda yer alan rakamların dikkate alınmasının daha doğru olacağını,
c)Kazanç Kaybı açısından poliçede açık bir teminat bulunmadığını ancak bu kapsamda değerlendirilebilecek İş Durması Teminatının 5.000-TL limitli olduğunu, belirtmiştir.
Davacı taraf 18/01/2024 tarihli ıslah dilekçesinde sigorta şirketine yönelik taleplerini ıslah etmediğinden dava dilekçesindeki ve açıklama mahiyetindeki 05.07.2022 tarihli dilekçesindeki talepleri ile sınırlı kalınarak sigorta şirketi açısından değerlendirme yapılmıştır.
Bu kapsamda davacı sigorta şirketinden emtia hasarı için 13.000,00 TL, makine ve ekipman hasarı için 11.000,00 TL, bina hasarı için 11.000,00 TL, işyerinin çalışamadığı dönem için uğradığı gelir ve kar kaybı için 10.000,00 TL, mevcut yangın nedeniyle işyerinin iş yapamaması nedeniyle işyerinin devamlılığını sağlamak amacı ile işçi maliyetleri ve enkaz kaldırma gibi maliyetleri karşılamak amacı ile uğranılan maddi zarar için (kredi kullanımı ve taşınmaz satılması) 5.000,00 TL talep etmektedir.
Yukarıdaki paragraflarda da değinildiği üzere davacının yangın sebebiyle olay tarihi itibariyle; emtia zararı KDV hariç 730.000,00 TL, bina zararı 75.729,00 TL, makine ve ekipman hasarı 17.200,00 TL dir. Davacının kar kaybı ya da kredi kullanılması vs. kaynaklı maddi zararı ise bulunmamaktadır. Emtia hasarının tazmininde KDV hesaba katılmayacaktır. Bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV'nin konusuna girmemektedir.
Sigorta poliçesinde sigortalı emtia bedeli 1.000.000-TL (enflasyon ile birlikte 1.079.178-TL) gösterilmiş olmasına rağmen risk altında bulunan emtia bedeli 2.409.904,71-TL dir. Bu haliyle eksik sigorta bulunmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu Sigorta tazminatı = Zarar X (Sigorta Bedeli / Sigorta Değeri) formülü ile hesaplanacaktır. Buna göre davalı sigorta şirketi poliçe kapsamında teminat altına alınmış olan emtia hasarını tamamen ödemiş bulunmaktadır.
Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan tespit işleminde makine ve ekipman zararı 17.200,00-TL olarak belirlenmiş ve bu tespit yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da benimsenmiştir. Sigorta şirketi tarafından yapılan makine ve ekipman zarar ödemesi ise 11.277,97 TL dir. Sigorta şirketi eksperi bu zarar tespitini davacı ile birlikte hem miktar hemde tutar açısından mutabık kalarak yapmıştır. Rakamlar arasında fahiş fark bulunmaması ve gabin teşkil edecek bir yön görülmemesi sebebiyle davacı ile sigorta şirketi arasındaki bu mutabakata itibar edilmesi gereklidir. Davalı sigorta şirketi yapmış olduğu ödeme ile davacıya karşı olan makine ve teçhizat zarar tazmin edimini yerine getirmiştir. Bu haliyle davacının sigorta şirketinden talep edebileceği karşılanmamış makine ve teçhizat zararının bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sigorta şirketi bina hasarını davacının kiracı olması sebebiyle teminat dışında bırakmış ve ödememiştir. Poliçede sigortalı olarak yer alan davacı kiracı, zilyed olarak kira sonunda taşınmazı sağlam olarak teslim etmek zorunda olduğu için sigorta ettirmekte yararı bulunmaktadır. Dava dışı malikler, poliçede dain ve mürtehin olarak da yer almadığına göre, davalı sigortacı bina aksamına ilişkin tazminatı kiracıya ödemek zorundadır. Kiracı ile malik arasındaki hukuki ilişkinin tarafı olmayan davalı sigortacının bu ilişki ile ilgili nedenlere dayalı savunmasına itibar edilemez. Davacı, kiraya verenden ibra almamış ve kiraya verene sağlam olarak taşınmazı teslim etmemiş olsa dahi davalı ödemeden kaçınamaz. Malikin muvafakatinin aranmasının hukuki hiçbir dayanağı da bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/8109 Esas 2009/12486 Karar) Bu sebeple davalı sigorta şirketinin davacıya karşı bina hasarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davacı sigorta şirketine karşı talebini sadece dava dilekçesindeki ve açıklama mahiyetindeki dilekçesindeki 11.000,00 TL ile sınırlamıştır. Davacı bu talebini sigorta şirketine karşı ıslah etmemiştir. Dolayısıyla taleple bağlı kalınarak bina hasar tazminatına hükmolunmalıdır. Sigorta poliçesinde dain mürtehin olarak ... şubesi yazılıdır. Davacının işyerinin bulunduğu taşınmazlara ait güncel tapu kayıtları dosyaya eklenmiştir. Asliye Hukuk mahkemesinde yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda işyerinin bulunduğu taşınmazların Sakarya Erenler ilçesi Erenler Mahallesi ..., ..., ... ve ... parseller olduğunu belirtmiş ise de sigorta ekspertiz raporundaki taşınmaz malik bilgileri ile muvafakat belgeleri ve alınan tapu kayıtları nazara alındığında ... parselin hatalı gösterildiği, işyerlerinin bulunduğu parsellerin ..., ..., ... ve ... parseller olduğu anlaşılmıştır. Sigorta poliçesinde dain mürtehin olarak ... yazılmış ise de belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarında Halk Bankası lehine tesis edilmiş bir ipotek bulunmadığından bu dain mürtehin kaydının davacının sıfatına etki etmediği ve bina hasarına ilişkin tazminatın davacıya ödenmesine engel oluşturmadığı değerlendirilmiştir.
Yangın Sigortası Genel Şartları B.8 maddesi uyarınca sigortacının kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içinde sigorta ettirene/sigortalıya ödemek zorunda olduğu, eldeki davada kesin ekspertiz raporu 18.12.2017 tarihli olup bu tarihte tazminat miktarı kesinleştiği ve sigorta şirketinin ödemeyi 28/12/2017 tarihinde yaptığı dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı 28/12/2017 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş ve bu tarihten itibaren ticari faiz işletilmesi öngörülmüştür. Davacı sadece ticari faiz istemiş avans yada reeskont belirtmemiştir. Bu durumda işleyecek faiz türü Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı reeskont faizidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/4-1704 E. 2020/534 K.)
Mahkememizce atanan bilirkişi ...'nun incelemesinin kapsamına ve sunduğu raporun niteliğine göre taktir edilmiş olan ücretin az olduğu değerlendirilmiş, bu sebeple dosyada mevcut gider avanslarından ek ödemeler yapılarak hüküm kısmında yargılama giderlerin hesabında nazara alınmıştır.
Yapılan yargılama sürecinde tüm deliller toplanmış, değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhinde adavalılar ... ve ... aleyhinde açılan ve ıslah ile arttırılan maddi tazminat talepli davaların ayrı ayrı REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine açılmış olan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, bu kapsamda davacının bina hasarı tazminat talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 11.000,00-TL bina hasar tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrütün gerçekleştiği 28/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin sair tüm taleplerin reddine,
3-Alınması gereken maktu karar harcının peşin alınan ve ıslah ile yatırılan harçtan mahsubu ile bakiye 10.378,28 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 11.000,00 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı sigorta şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden (kısmen ret sebebinin farklı oluşu da gözetilerek) AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine,
6-Davalılar ... ve ... şirketi kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden red sebeplerinin ortak oluşu da nazara alınarak ıslahla arttırılan toplam dava değeri (50000 TL + 582.714,26 TL= 632.714,26 TL) üzerinden AAÜT uyarınca belirlenen 94.580,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...şirketine eşit olarak verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 23.950,00 TL bilirkişi ücreti, 200,00 TL araç ücreti, 448,00 TL posta gideri, 35,90 TL başvuru harcı, 427,60 TL karar harcı, 419,90 TL keşif harcı , 220,70 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 25.702,10 TL yargılama giderinin davalı sigorta şirketine karşı açılmış olan dava yönünden kabul oranına göre (11.000/50.000) hesaplanan 5.654,46 TL sinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
9-Davalı ... şirketi tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Gerekçeli kararın HMK 321/2 Maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzünde, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/02/2024

Katip ...
e-imzalı

Hakim ...
e-imzalı