WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

SAKARYA ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/328 Esas - 2024/109
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/328 Esas
KARAR NO : 2024/109

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/06/2022
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Sakarya/Hendek'te nalbur işletmeciliği ile geçimini sağlayan bir esnaf olduğunu, birçok nalburiyelik ürün satışı yaptığını, davalı taraf da kendisinden malzeme satın aldığını, alınan malzemeye karşılık da müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini, davalı tarafın müvekkilinden malzeme almasına rağmen malzeme bedelini kendisine ödemediğini alacağını almak amacıyla müvekkilinin Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1233 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ve ilgili takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali amacıyla zorunlu ticari dava şartı arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, yapılan görüşme neticesinde de anlaşma sağlanamadığını, davalının müvekkili ile aralarında yapmış oldukları satıştan kaynaklı borcu ödemediğinden dolayı taraflar arasında uzlaşının sağlanması ve borcun ödenmesi amacıyla zorunlu arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, yapılan görüşme neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını bu husus da 04.02.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile kayıt altına alındığını, işbu nedenlerle Hendek İcra Dairesi'nin 2021/1233 Esas sayılı takibini devamını, mal varlığının alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligatların yapıldığı görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı tarafın icra takibine dayanak olarak göstermiş olduğu faturalarda alınan ürünlerin ödemesinin büyük kısmının müvekkili tarafından yapıldığını, Müvekkilinin, alacaklı firmanın yetkilisi ile whatsapp üzerinden 05.09.2021 tarihli mesajlaşma yoluyla yaptığı görüşmede, kendisinin ne kadar borcu olduğuna dair ekstre istediğini, alacaklı firmanın yetkilisi ...'un ise bu istek üzerine müvekkile borç ekstresini gönderdiğini, alacaklı tarafından gönderilen ekstrede müvekkilinin 15.679 TL borcu olduğunun gözüktüğünü, müvekkil bu durum üzerine 24.09.2021 tarihinde alacaklı firmaya 7.500 TL ödeme yaptığını ve ödeme karşılığında tahsilat makbuzunu da aldığını, ayrıca müvekkilinin bilgisi haricinde 02.09.2021 tarihinde ünvanlı şirketin 2.717 TL borcu müvekkilin ekstresine virman olarak işlendiğini, bu suretle müvekkilinin almadığı, başka bir şirketin almış olduğu ürünün borcu da müvekkiline yüklendiğini, alacaklının takibinde kötü niyetli ve haksız olduğunu, davacı taraf, müvekkilinin borcunun o miktarda olmadığını bildiği halde gerçeği yansıtmayan bir bedel üzerinden icra takibi başlattığını, ayrıca müvekkiline ait olmayan bir borç müvekkilinin ekstresine virman olarak işlenmek suretiyle kendisine ait olmayan bir borcu ödemesi istendiğini, müvekkilinin alacaklı firmaya yapmış olduğu 7500 TL'lik ödeme ise ticari defterlere işlenmediğini, tüm bu sebeplerle davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1233 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra takibine konu faturalar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığını, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Davacı vekili 18.08.2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili şirketin arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını, ... ile davalının aralarında geçen konuşmalar iş bu dosya kapsamında hiçbir hukuki anlam ifade etmediğini, davalı tarafın müvekkili şirketin ne sahibi ne de yetkilisi olan bir kişiyle söz konusu konuşmayı gerçekleştirmediğini, davanın tarafları ile ...'un hiçbir hukuki bağı, ilişkisi bulunmadığını, bu bakımdan davalının ... ile olan konuşmaları iş bu dosya borcuna ilişkin delil olarak sunmaları haksız ve hukuka aykırı olduğunu, işbu nedenlerle Hendek İcra Dairesi'nin 2021/1233 Esas sayılı takibini devamına, Davalının alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 01.09.2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı şirketten malzeme aldığını inkar etmediğin, alınan malzeme karşılığında müvekkili tarafından davacı şirkete belirli bir miktarda ödeme yapılmış olup bu ödeme karşılığında cevap dilekçesi eklerinde sundukları tahsilat makbuzu verildiğini, müvekkilinin ödeme yaptığı halde bu ödemesi şirket tarafından yok sayıldığı gibi müvekkilinin bilgisi haricinde 02.09.2021 tarihinde ... ünvanlı şirketin 2.717 TL borcu müvekkilinin ekstresine virman olarak işlendiğnii, bu suretle müvekkilinin almadığı, başka bir şirketin almış olduğu ürünün borcu da müvekkiline yüklendiğini, kişinin kendisine ait olmayan borcu ödemesinin beklenemeyeceğini, aksi durumun hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmayan bir sonucun ortaya çıkmasına neden olacağını, davacı şirketin, müvekkilinin borçlu olduğu miktarın çok üzerinde bir değerle haksız bir takip başlattığını, müvekkili tarafından itiraz edilen husus borçlu olmadığının değil, borcunun belirtilen miktarda olmadığı olduğunu, ... her ne kadar resmi anlamda şirketin yetkilisi olarak görünmese de Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 6 Kasım 2018 tarihinde yayımlanan ve EK-1'de sunmuş oldukları 80.sayfasında da ilan edildiği üzere ... Şirketİ tarafından ...'a pay devri gerçekleştirdiğini, Davacı şirketin yetkilisinin ...olduğunu, müvekkilinin şirket yetkilisi sandığı ve Whatsapp üzerinden iletişim kurduğu kişinin ise ...olduğunu, şirketin her bilgisine sahip olan, İban bilgilerine ulaşabilen, müşterilerle iletişim kurabilen, hesap ekstresi gönderebilen ve takip başlatılacak borç miktarını dahi bilen ...'un şirket çalışanları veya şirketle hiç bir bağının olmadığı hususunun ileri sürülmesi abesle iştigal olduğunu, sayılan sebepler doğrultusunda şirket ortağı olan ... ile aynı soy ismini taşıyan ...'un şirketle bağlantılı olduğunun aşikar olduğunu, şirkette yetkisi olduğu hususunun karine olarak kabulü gerektiğini, bu nedenle sunmuş oldukları Whatsapp konuşma kayıtlarının iş bu davada delil olarak kullanılması gerektiğini, aksi durumun açıkça hukuka aykırı bir sonuca varılmasına ve müvekkilinin hak kaybına uğratılarak borçlu olmadığı miktar üzerinden bir ödeme yapmasına neden olacağını, davacı tarafın, müvekkilinin yapmış olduğu ödemeleri ticari defterlerine işlemeyerek usulsüzlük yaptığını ve bu defterleri ilgili alacağa delil olarak sunmak suretiyle mahkemeyi yanıltma amacıyla hareket ettiğini, müvekkilinin ilgili firmaya 7500 TL ödeme yapmış olduğu ve bu ödeme karşılığında aldığı tahsilat makbuzunu cevap dilekçelerinin ekinde sunduklarını, yapılan bu ödeme ile ilgili olarak ticari defterlerde herhangi bir kayıt bulunamadığını, işbu nedenlerle İtirazın iptali davasının reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise icra inkar tazminatı talebinin reddini, Davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir.
Hendek İcra Dairesinin 2021/1233 Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden ilgili dosya olarak eklenmiş ve incelenmiştir.
Mahkememiz 19.10.2023 tarihli celsesi 8 nolu ara kararı gereğince dosyamızın muhasebeci bilirkişiye tevdiine karar verilerek, davacı ve davalının 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterleri incelenerek Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2021/1233 Esas sayılı takip dosyasına dayanak faturalardan kaynaklı alacağa ilişkin sınırlı inceleme yapılarak ticari defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, ticari defterlerin açılış kapanış tasdiklerin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, faturaların davalının ve davacının ticari defterlerine, BA-BS formlarına kayıtlı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu hususlarını içerecek şekilde taraf iddiaları da göz önüne alınarak rapor tanzim edilmesinin istendiği, bilirkişinin raporunu dosyamıza sunmuş olduğu anlaşıldı.
Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabından davalının tacir olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi ... 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının yasal deftelerinin usulune uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacının davalı ile cari hesap ilişkisinde bulunduğu ve kendi ticari defterlerinde davalıdan 36.139,58 TL alacaklı olduğu, davacının icra takip talebinde bulunduğu alacak tutarının 26.579,03 TL olduğu, bu tutar ile yasal defter kayıtlarında yer alan alacak tutarı farkının sadece belli bir tutarın üzerindeki faturalar için icra takibine başlanmasından kaynaklandığı, davalı tarafından verilen dilekçede ve whatsup görüşmelerinde bahsedilen 24.09.2021 tarihli 7.500,00 TL ödemenin davacının yasal defter kayıtlarında yer almadığı, buna karşılık 30.07.2021 tarihli 2.500,00 TL ödemenin ise kayıtlarda yer aldığı, ... isimli firmaya ait borç tutarının davalı cari hesabına virman edildiği şeklinde yasal defterlerde kayıt bulunmadığı, 7.500,00 TL ödemenin dikkate alınması durumunda alacak tutarının 28.639,58 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, beyan edildiği görüş ve kanaatine varılmıştır.'' şeklinde rapor sunduğu görüldü.
Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, rapora karşı itiraz sunulmadığı anlaşılmıştır.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra takibine itiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen 10 adet fatura ile ilgili olarak Hendek İcra Müdürlüğü’nün 2021/1233 esas sayılı takip dosyası ile 26.579,04-TL asıl alacak, 1.545,44 işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.124,48-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 08.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 09.12.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 24.06.2022 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki 10 adet faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hizmet sağlayan tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla davacının delil olarak dayandığı ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, bu hususta dosyamıza sunulan 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 2021 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, dava ve takip konusu yapılan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalı ile cari hesap ilişkisinde bulunduğu ve davacının ticari defterlerinde davalıdan 36.139,58-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından verilen dilekçede ve whatsap görüşmelerinde bahsedilen 24.09.2021 tarihli 7.500,00 TL ödemenin davacının yasal defter kayıtlarında yer almadığı, buna karşılık 30.07.2021 tarihli 2.500,00 TL ödemenin ise kayıtlarda yer aldığı, Aden Star isimli firmaya ait borç tutarının davalı cari hesabına virman edildiği şeklinde yasal defterlerde kayıt bulunmadığı, 7.500,00 TL ödemenin dikkate alınması durumunda alacak tutarının 28.639,58 TL olarak kabul edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Cevap dilekçesi ekinde sunulan ve davacı tarafından düzenlenen 24.09.2021 tarihli malzeme teslim fişi üzerinde "7500 TL ödeme alındı" açıklaması yer almaktadır. Davacı tarafından düzenlenen malzeme teslim fişi üzerinde "7500 TL ödeme alındı" ibaresinin yer aldığı dikkate alındığında davalı tarafından davacıya 7.500,00-TL ödeme yapıldığı ispat edilmiştir. Davacı tarafından davalıdan tahsil edilen 7.500,00-TL ticari defterlere kayıt edilmemiştir. Yapılan ödemenin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dikkate alınması gerekir. Davalı tarafından yapılan bu ödeme ile davacının davalıdan alacağı 28.639,58 TL'dir. Davalı tarafından ticari defterlerin süresinde ibraz edilmediği, davaya konu faturalar ile ilgili taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu ve davacının davalıdan ticari defterlerine göre 28.639,58-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinin usulüne uygun tutulması ve davalıya tutulması zorunlu, uyuşmazlığın niteliğine göre 2020 ve2021 yıllarına ait ticari defterleri sunması veya bulundukları yeri bildirmesi için 19.10.2023 tarihli celsede iki haftalık kesin süre verilmesi, davacı vekiline ticari defterlerin sunulmasının 19.10.2023 tarihli celsede ihtar edilmesine rağmen verilen yasal sürede ticari defterlerin sunulmadığı gibi yerlerinin de bildirilmemesi nazara alındığında 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının usulüne uygun defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiş, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, davalının TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriklerine itiraz etmediği, dolayısıyla davalının fatura içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2 ve 3 maddelerine göre davacının ticari defter kayıtları nedeniyle; taraflar arasında takibe konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 28.639,58 TL alacaklı olduğu, ancak davacının takip talebinde 26.574,09-TL asıl alacak üzerinden talepte bulunduğu anlaşılarak, davacının talebi doğrultusunda 26.574,09-TL asıl alacak üzerinden davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturalara ilişkin davalı tarafın yukarıda belirtilen 7.500,00 TL dışında başka bir ödeme de yapmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşılarak, davacının talebi doğrultusunda 26.574,09-TL asıl alacak yönünden davacının haklı olduğu, davalının likit olan bu bedel yönünden itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu da nazara alındığında 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Davacının icra takibine dayanak yapılan 10 adet faturadan dolayı taleple bağlılık kuralı gereği davalıdan 26.574,09-TL takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu kanaatine varılmış, faturalar üzerinde vade tarihlerinin de yer aldığı, davacının faturalarda yer alan vade tarihlerinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar takip öncesi işlemiş faiz talep edebileceği anlaşılmış, yapılan hesaplamada;
-12.11.2020 tarihli 4.150,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 12.11.2020 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 386,80-TL yasal faiz,
-21.11.2020 tarihli 4.942,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 21.11.2020 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 449,65-TL yasal faiz,
-27.11.2020 tarihli 1.890,01-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 27.11.2020 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 169,17-TL yasal faiz,
-10.12.2020 tarihli 1.655,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 10.12.2020 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 142,83-TL yasal faiz,
-24.02.2021 tarihli 1.000,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 24.02.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 67,56-TL yasal faiz,
-26.07.2021 tarihli 3.200,01-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 26.07.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 96,26-TL yasal faiz,
-06.08.2021 tarihli 2.075,01-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 06.08.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 56,79-TL yasal faiz,
-16.08.2021 tarihli 4.865,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 16.08.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 121,16-TL yasal faiz,
-31.08.2021 tarihli 1.800,00-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 31.08.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 38,17-TL yasal faiz,
-17.09.2021 tarihli 1.002,01-TL bedelli faturanın vade tarihi olan 17.09.2021 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 25.11.2021 tarihine kadar 17,05-TL yasal faiz olmak üzere toplam 1.545,44-TL faiz talep edebileceği anlaşılmış, talep edilen faiz tutarının yerinde olduğu tespit edilmiş, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğu ve itirazın iptali gerekmiş olup davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
G.D: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanmak üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; Davalı borçlunun Hendek İcra Müdürlüğünün 2021/1233 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Asıl alacak miktarı olan 26.579,04-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.921,18-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 339,68-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.581,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 339,68-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 490,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.410,38-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.560,00-TL ücretin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerine bırakılmasına,
9-Gerekçeli kararın HMK 321. Maddesi uyarınca talep aranmaksızın taraf vekillerine tebliğine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) yüzünde ve davalı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 15/02/2024

Katip ...
E-imza.

Hakim ...
E-imza.