T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/278 Esas - 2024/126
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/278 Esas
KARAR NO : 2024/126
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında ticari işlerden kaynaklı cari hesaba konu alacak doğmuş ve bu alacağın Sakarya 4. İcra Dairesi 2023/3620 E.. No'lu takibine konu edildiğini, davalı borçlu kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa müracaat edildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, Sakarya 4. İcra Dairesi 2023/3620 E. Sayılı dosyasında takibe itiraz etmeleri sebebiyle takibin durduğunu, Sakarya 4. İcra Dairesinin 2023/3620 Esas sayılı takibini devamını, mal varlığının alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligatların yapıldığı görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu borcu kabul etmediklerini, davacının ayıplı "fren kaliper tamir kitlerinden" ilki üçüncü kişi aracına müvekkili tarafından takıldığında, araç servisinden çıkar çıkmaz ayıplı fren kliper tamir kiti takıldığı TIR dorsesinin tekerini kilitLediğini ve TIRın servisten çıkar çıkmaz yolda kaldığını ve müvekkilinin avacının ayıplı ürünlerini üçüncü kişi aracından sökmek zorunda kaldığını, TIR Dorsesinin lastik yüzeyinin bu olay sonucu deforme olup düzleştiğini, müvekkilinin üçüncü kişi aracına yeni iki teker almak zorunda kaldığını ve davacının ayıplı ürünlerini sökerek başka marka fren kaliper kitleri takmak zorunda kaldığını, davacının gönderdiği ürünlerin ayıplı olduğunu ve ürünlerde üretim hatası oldğunu, arızalı ürünlerin davacı şirket çalışanı ...'a derhal bildirildiğini, davacı şirketin arızalı ürünlerin tamamının iadesini istediğini ve müvekkilinin tüm ürünleri geri gönderdiğini, müvekkil tarafından ayıplı ürünlere ilişkin iade faturası kesildiğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak işbu davaya dayanak icra takibini başlattığını, icra takibine itiraz edildiğini ve itirazlarında haklı olduklarından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık;Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2023/3620 esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan cari hesap ekstresi kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne kadar olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Sakarya 4. İcra Dairesinin 2023/3620 Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden ilgili dosya olarak eklenmiş ve incelenmiştir.
Mahkememiz 13.07.2023 tarihli celsesi 4 nolu ara kararı gereğince dosyamızın muhasebeci bilirkişiye tevdiine karar verilerek, Davalı tarafın ticari defterlerinin CD içerisinde dosyaya sunulduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin bulunduğu yeri dava dilekçesinde bildirdiği anlaşılmakla dosyanın bir muhasebeci bilirkişiye tevdii edilerek davacı ve davalının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterleri incelenerek Sakarya 4. İcra Dairesinin 2023/3620 Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan cari hesap ekstresinden kaynaklı faturalardan kaynaklı alacağa ilişkin sınırlı inceleme yapılarak ticari defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, açılış kapanış tasdiklerin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, faturaların davalının ve davacının ticari defterlerine, BA-BS formlarına kayıtlı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu hususlarını içerecek şekilde taraf iddiaları da göz önüne alınarak rapor tanzim edilmesinin istendiği, bilirkişinin raporunu dosyamıza sunmuş olduğu anlaşıldı.
Bilirkişi ... 02.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının kendi ticari defterlerine göre 57.627,20 TL alacaklı olduğu, Davalının kendi ticari defterlerine göre 57.884,88 TL borçlu olduğu, Davalı ve davacı ticari defterleri arasındaki 257,68 TL farkın ... nolu faturanın davacı ticari defterlerinde 1.519,32 TL, davalı ticari defterinde ise 1.776,,99 TL olarak kaydedilmesinden kaynaklandığı, bunun dışında bütün kayıtların karşılıklı olarak birbirini doğrular şekilde olduğu, beyan edildiği görüş ve kanaatine varılmıştır.'' şeklinde rapor sunduğu görüldü.
Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, rapora karşı süresinde itiraz ve beyan dilekçelerinin sunulduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle; Davacının kendi ticari defterlerine göre 57.627,20 TL alacaklı olduğu, Davalının kendi ticari defterlerine göre 57.884,88 TL borçlu olduğu, Davalı ve davacı ticari defterleri arasındaki 257,68 TL farkın ... nolu faturanın davacı ticari defterlerinde 1.519,32 TL, davalı ticari defterinde ise 1.776,,99 TL olarak kaydedilmesinden kaynaklandığı, bunun dışında bütün kayıtların karşılıklı olarak birbirini doğrular şekilde olduğu '' şeklinde görüş ve kanaatlerini belirtildiği, bilirkişi raporuna karşı bir diyecekleri olmadığını, bilirkişi raporunun tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığını, raporun davalı tarafın kötüniyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini kanıtladığını, davalı tarafın icra takibine kötüniyetli bir şekilde itiraz etmesi sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından 02.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna sunulan itiraz dilekçesinde özetle; Davacı taraf ticari ilişkilerden kaynaklı cari hesaba konu alacak olduğundan bahisle icra takibi yaptığını ve itirazın iptali davası açıldığını, ancak taraflar arasında akdedilen bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, cari hesap sözleşmesinin geçerlilik kazanması için yazılı olmasının gerektiğini, cari hesap sözleşmesini kabul anlamına gelmemekle birlikte; hesap devresinin her takvim yılı için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davacının 02.02.2022-31.12.2022 tarihlerine ilişkin hesap devresine göre işlem yapıp hesap devresini müvekkil şirkete bildirmesi gerekirken haksız ve hukuki dayanağı olmadan 02.02.2022-28.02.2023 tarihlerini hesap devresi olarak kabul edip icra takibi yapması 6102 sayılı TTK'ya aykırı olduğunu, bu sebeple takibe dayanak belgede 31.12.2022 tarihinden sonraki alacak kalemleri hesap devresi henüz sonlanmadığı için de muaccel olmadığını, tüm bu sebeplerle bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalının bildirdiği tanıkların dinlenilmesi için Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, tanıklar ... ve ...'nün ifadeleri alınarak talimat evrakı mahkememize görderilmiştir.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen cari hesap ekstresi başlıklı belgeye dayanarak Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün 2023/3620 esas sayılı takip dosyası ile 57.627,20 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı,başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 31.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 31.03.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 16.05.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Davalı tarafından Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün yetkisine itiraz edildiğinden, öncelikle yetki sorununun çözülmesi gerekmiştir. Davalı tarafından Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazın, icra takibinin cari hesap ekstresine konu faturalardan kaynaklanması, dava konusunun para borcu olması 6100 sayılı HMK'nın 10. Maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesi gereği para borçlarının götürülmesi gereken borçlardan olup alacaklının yerleşim yerinin mahkemesinin icra takibinde yetkili olduğu, davacının adresinin Sakarya ili sınırları içerisinde bulunduğu anlaşılmakla Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün yetkisine yapılan itiraz yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek mahkememizin yetkisine itiraz etmiş ise de, davalı vekilinin yapmış olduğu itirazın dava konusunun para borcu olması 6100 sayılı HMK'nın 10. Maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesi gereği para borçlarının götürülmesi gereken borçlardan olup alacaklının yerleşim yerinin mahkemesinin yetkili olduğu, davacının adresinin Sakarya ili sınırları içerisinde bulunduğu anlaşılmakla yetkiye yapılan itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacının takibe dayanak ettiği belgenin cari hesap ekstresi olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; cari hesap sözleşmesi hükümlerinin uygulanabilmesi için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi uyarınca taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi anlaşmasının bulunmasının gerektiği, somut olayda taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dosya kapsamı ve 10.paragraftaki ilkeler nazara alındığında önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu şeklinde bir ilişki olduğu anlaşılarak taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu (benzer yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Daresinin 2020/387 esas 2021/914 Karar) anlaşılmış ve yargılama açık hesap ilişkisine göre yürütülmüştür.
Taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi incelendiğinde; taraflar arasında faturaya dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların tüzel kişi tacir olduğu, faturaların tarafların ticari işletmelerini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 02.08.2023 tarihli rapora göre, anılan cari hesap ekstresine konu faturaların davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, taraflar arasında faturaya dayalı bir ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin olduğu, her iki tarafın ticari defterlerine göre davaya konu edilen faturaların her iki tarafın defterlerine de işlendiği, davalının ticari defterlerinde davacıya 57.884,88 TL borçlu olduğunun, davacının ticari defterlerinde davalıdan 57.627,20 TL alacaklı olduğunun, ticari defterler arasında ki 257,68 TL tutarındaki farkın ... nolu faturanın davacı ticari defterlerinde 1.519,32-TL, davalı ticari defterlerinde ise 1.776,99 TL olarak kaydedilmesinden kaynaklandığı, bunun dışında davacı ve davalının ticari defter kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini doğrular şekilde olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Davaya konu faturaların davacının ve davalının ticari defterlerine kayıtlı bulunduğu, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriklerine itiraz edilmemesi dolayısıyla davalının fatura içeriğini kabul ettiği anlaşılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 02.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının ticari defterlerinde davacıya 57.884,88 TL borçlu olduğu, davacının ticari defterlerinde davalıdan 57.627,20 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının talebi doğrultusunda davacının taraflar arasındaki cari hesap ekstresine konu faturalar nedeniyle davalıdan 57.627,20-TL alacaklı olduğu, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının bu yönüyle birbirlerini doğruladığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 57.627,20-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğu, defter kayıtlarına ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturalara ilişkin davalı tarafından talep edilen bedeller için bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu anlaşılmış, davalının likit olan bu bedel yönünden itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu da nazara alındığında 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde davacının gönderdiği ürünlerin ayıplı olduğunu belirtmiş ve talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenen tanık beyanlarında davalı tarafa ayıp ihbarının yapıldığı anlaşılmış ise de; cevap dilekçesinde arızalı ürünlerin geri gönderildiği ve ayıplı ürünlere ilişkin iade faturasının kesildiği belirtilmiş, ayıplı olduğu iddia edilen malların iade faturası kesilerek davacıya iade edildiği anlaşılmış, kesilen iade faturalarının davacı defterlerinde de kayıtlı olduğu görülmüş, bilirkişi raporu ile davacı ve davalının ticari defter kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini doğrular şekilde olduğu tespit edilmiş, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacıya iadesi sonrasında davacının icra takibinine ve davaya konu yapılan cari hesap ekstresine konu faturalar nedeniyle davalıdan 57.627,20 TL alacaklı olduğuna kanaat getirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
G.D: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanmak üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; Davalı borçlunun Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2023/3620 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Asıl alacak miktarı olan 57.627,20-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.936,51-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 695,99-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.240,52-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 695,99-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.000,00-TL-TL Bilirkişi ücreti, 650,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.525,89-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerine bırakılmasına,
9-Gerekçeli kararın HMK 321. Maddesi uyarınca talep aranmaksızın taraf vekillerine tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi. 22/02/2024
Katip ...
E-imza.
Hakim ...
E-imza.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!