WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

SAKARYA ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/73 Esas - 2024/90
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/73 Esas
KARAR NO : 2024/90

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/01/2022
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile davalı arasında 2016 – 2021 yılları arasında davacının projesini yürüttüğü inşaatlarda elektrik altyapı işlerinin yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, anlaşmanın kendisine yüklediği, işin bedelini ödeme edimini yerine getirdiğini, davalı tarafın yüklenen işi tamamlama edimini yerine getirmediğini, Davacının davalıdan söz konusu elektrik altyapı işlerini tamamlamasını müteaddit defalar istemesine rağmen işlerin yapılmadığını, davalı borçlu aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2021/7440Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, . Davalı borçlunun işbu icra takibine de yasal süresinde vaki itirazı sebebiyle icra müdürlüğü icra takibinin durdurulduğunu, davalı borçlu, borcunu ödemediğini, yapılan icra takibine kötü niyetli olarak haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiş ve davacının ileri sürmüş olduğu tüm hususları inkar etmiş sayılmıştır.
Mahkememizce Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/7440 esas sayılı icra dosyası UYAP sistemi üzerinden ilgili dosya olarak eklenmiş, bir sureti dosyamız arasına alınmıştır.
SEDAŞ tan dava konusu taşınmaza ilişkin elektrik projeleri celp edilmiş,SEDAŞ tan abonelik belgeleri istenmiş, Sapanca ve Serdivan Belediye Başkanlığından elektrik projesi ve proje başvuruları celp edilmiş, Ticaret Sicil Müdürlüğünden ticaret sicil kaydı, tarafların tacir araştırması yapılmış, tarafların ticari defterleri dosya arasına alınmıştır.
SMMM Bilirkişinden davacı ve davalı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış 23/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda;"... Davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan alacağı bulunmamadığı , Davalının işletme hesabı esasına göre defter tutuyor olması nedeni ile borç ya da alacak bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapılamadığı , 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin olarak davacı ve davalı ticari defterlerinde fatura kesildiği ya da ödeme yapıldığı şeklinde bir kayıt bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından avans niteliğinde yapılan ödemeleri takdir sayın mahkemenin olmakla birlikte mahkemeye ödeme belgesi sunması durumunda alacak tutarının bu ödemeler ile belirlenebileceği..." yönünde raporunu ibraz etmiştir.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) veya hukuksal durumun varlığı ya da yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen inandırma eylemine “ispat” denir. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ‘"İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatlamakla mükelleftir.
Borç doğuran sözleşmelerden birisi olan “Eser sözleşmesi’’, uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. TBK’nın 12/1. maddesine göre sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Bu düzenleme gereğince kural olarak sözleşmeler ve bu arada eser sözleşmeleri yasada aksi düzenlenmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmayıp, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Yalnız, sözlü olarak yapılan sözleşmelerin, ileride bir uyuşmazlık çıkması ve taraflardan birinin bu sözlü sözleşmeyi veya bazı hükümlerini yadsıması (inkâr etmesi) hâlinde, diğer taraf bu sözleşmeyi ispat zorluğu ile karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle hiçbir şekle bağlı olmayan eser sözleşmelerinin yazılı yapılması, kanıtlama kolaylığı sağlar. HMK’nın 200/1. maddesinde de; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret edilmiştir.
Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kural olarak yazılı veya kesin delillerle ispatlanmalıdır. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. Yazılı delille (senetle) ispat zorunluluğu bulunan bu durumda tanık dinlenebilmesi için HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, HMK 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bunlar yoksa ve somut olayda olduğu gibi dava, HMK’nın yürürlükte olduğu dönemde açıldıysa; dava dilekçesinde, HMK 136/2. maddesinde yapılan atıf gereğince cevaba cevap dilekçesinde veya süresi içinde dosyaya sunduğu delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldıysa, davacı akdi ilişkinin varlığını kanıtlamak için davalıya yemin teklif eder ya da mahkeme davacı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatır.

Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine "Yapılmayan elektrik işleri ile ilgili ödenen bedellerin iadesi" açıklaması ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2021/7440 Esas sayılı takip dosyası ile 229.897,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 09.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 10.09.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62. maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 12.01.2022 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının gerçekleştiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 2016-2021 yılları arasında davacı müvekkilin projesini yürüttüğü inşaatlarda elektrik altyapı işlerinin yapılması konusunda davalı ile anlaşma sağlandığını, davacı müvekkilin anlaşmanın kendisine yüklediği işin bedelini ödeme edimini yerine getirdiğini, ancak davalının kendisine yüklenen işi tamamlama edimini yerine getirmediğini, davalıdan söz konusu elektrik altyapı işlerinin tamamlanması istenmiş ise de işlerin yapılmadığını, ödemelerin çek ve banka kanalıyla gerçekleştirildiğini, yapılan ödemelerin ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, Adapazarı, Serdivan ve Sapanca ilçesinde bulunan inşaatlardaki elektrik altyapı işlerine ait proje başvurularının belediyelerde mevcut olduğunu belirterek Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2021/7440 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini istemiştir.
Davalı vekili süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemiş ve davacının ileri sürmüş olduğu bütün hususları inkar etmiş sayılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı ile Adapazarı, Serdivan ve Sapanca ilçesinde bulunan inşaatlardaki elektrik altyapı işlerinin yapılması konusunda sözleşme yapıldığını iddia etmiştir. Davacı tarafından sözleşmeye ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunulmamıştır. Ayrıca davacı tarafından talep edilen alacağın hangi inşaatlardaki elektrik alt yapı yapım işlerine ilişkin olduğu tam olarak açıklanmamıştır. İnşaat adresleri açık bir şekilde dava dilekçesinde belirtilmemiştir. Bu hususta davacı vekiline 01.12.2022 tarihli celsede ihtarat yapılmış davacı vekili tarafından 07.12.2022 tarihli beyan dilekçesi ile taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının mülkiyeti ...'e ait olan Sakarya ili Serdivan ilçesi Yazlık Mahallesi ... Parsel ve mülkiyeti ...'e ait olan Sakarya ili Serdivan ilçesi serdivan Mahallesi ... Parsel'de inşaat işlerini gerçekleştirdiği, davalının bu iki projeden Sakarya ili Serdivan ilçesi serdivan Mahallesi ... Ada ... Parsel'de yapılan inşaattaki elektrik yapım işlerini eksik bıraktığı, Sakarya ili Serdivan ilçesi serdivan Mahallesi ... Ada ...Parsel'deki inşaattaki elektrik yapım işlerinin ise hiçbirini yapmadığı, bu iki inşaata ilişkin olarak davacının alacağının 119.857,00-TL olduğu, yine mülkiyeti davacının eşine ait olan Sakarya İli Sapanca ilçesi Yeni Mahalle ... Ada ... Parsel'de bulunan inşaatta davalının elektrik yapım işlerini yapmadığı, davacının buradaki alacağının ise 110.040,00-TL olduğu, davacının Sakarya ili Adapazarı ilçesindeki inşaatları dolayısı ile davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı davalı ile aralarında eser sözleşmesi bulunduğunu iddia etmektedir. Davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmemiş ve davacının ileri sürdüğü bütün hususlar inkar edilmiştir. Davacı davalı ile aralarında eser sözleşmesinin bulunduğunu iddia etmektedir. Eser sözleşmesinin varlığının davacı tarafından yazılı delillerle ispat edilmesi gerekir. Bu hususta davacının ve davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş ve tarafların ticari defterleri incelenmesi neticesinde dosyamıza sunulan 23.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalının işletme hesabı esasına göre defter tutuyor olması nedeni ile borç yada alacak bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapılamadığı, davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan alacağı bulunmadığı, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin olarak davacı ve davalı ticari defterlerinde fatura kesildiği yada ödeme yapıldığı şeklinde bir kayıt bulunmadığı, davacı kayıtlarında dava dosyasında yer alan alacak tutarını destekleyecek herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının işletme defteri tutuyor olması nedeni ile sadece düzenlediği faturaların tespit edilebildiği, buna karşılık yapılan ödemelere ilişkin işletme hesabında defter tutuluyor olması gereği bir kayıt bulunmaması nedeni ile ödemelere ilişkin bir değerlendirme imkanı bulunmadığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda dava dosyasında konu edilen bir sözleşme olmamakla birlikte inşaat işlerinde birlikte iş yapıldığının görüldüğü, 2016 yılında çek vermek suretiyle avans niteliğinde ödeme yapıldığı, kalan tutarın faturalar kesildikten sonra ödendiği, 2020 ve 2021 yıllarında dava dosyasında belirtilen inşaatlarla ilgili avans niteliğinde bir ödeme yapıldı ise de bu ödemelerin defter kayıtlarına alınmadığı, davalı tarafından 2020-2021 yıllarında kesilen fatura olmaması, talep edilen tutarın avans niteliğinde bir ödeme olabileceğinin kabul edilebileceğini, bu durumun geçmiş yıllarda avans verilerek iş yapıldığı dikkate alındığında, banka ödemelerinin muhasebeye verilmemesinden kaynaklanmış olabileceğini, bu nedenle iddia edilen hususlar için banka ödemeleri dışında dikkate alınabilecek bir veri bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı tarafından 2016 yılında çek vermek suretiyle avans niteliğinde ödeme yapıldığı, ticari defterlerin incelenmesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda inşaat işlerinde birlikte iş yapıldığının görüldüğünün beyan edildiği, davacının davalı ile yapıldığı iddia edilen eser sözleşmesini ticari defterler kapsamı ile ispatladığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dekontlar ve banka hesap hareketleri incelendiğinde, havale işlemlerinde davalı ile yapıldığı belirtilen eser sözleşmesine ilişkin herhangi bir açıklamanın yer almadığı anlaşılmıştır.
03.04.2023 tarihli ve 24.01.2023 tarihli Sedaş cevabi yazısında Sapanca İlçesi Yeni mahalle ... ada ... parsel, Serdivan İlçesi Serdivan Mahallesi ... ada ... parsele ve Serdivan İlçesi Yazlık Mahallesine ilişkin elektrik abonelik bilgilerinin gönderildiği görülmüştür.
Davacı vekili 07.03.2023 tarihli dilekçe ile eksik bırakıldığı iddia edilen işlerin dava dışı üçüncü bir şahsa yaptırıldığını beyan etmiştir. Gerçekten de ...'ın 03.04.2023 tarihli ve 24.01.2023 tarihli cevabi yazısından davaya konu parsellere ilişkin proje onay başvurularının tamamlandığı, abonelik sürecinin ve abonelik işlemlerinin tamamlandığı mahkememize bildirilmiştir. Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi elektrik işlerinin eksik bırakılmadığı, elektrik işlerine ilişkin proje onay başvurularının ve abonelik işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmıştır. İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. (6100 sayılı HMK m.319) Dava açılmasıyla iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının başladığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ileri sürülmeyen eksik işlerin üçüncü bir kişiye tamamlatıldığı iddiasının iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına tabi olduğu, davalının davacı tarafından sonradan sunulan delillere muvafakatinin olmadığını bildirdiği anlaşılmış, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere eksik işlerin bulunmadığı, incelenen ticari defterler kapsamı itibariyle davacının alacağının bulunmadığı, sunulan dekontlar ve banka hesap hareketleri incelendiğinde havale işlemlerinde davalı ile yapıldığı belirtilen eser sözleşmesine ilişkin herhangi bir kayıtın yer almadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.348,98-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 36.484,55-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan 11,50 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL ücretin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde dosya arasında yer alan ticari defterlerin iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi.08/02/2024

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza