WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

KONYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 27.04.2014 tarihinde maktul ...”in kullandığı, ...”ın inşaat işlerinde kullandığı tescilsiz olan ve herhangi bir izin alınmaksızın iş makinesine dönüştürülen traktör ile ... Mahallesinden Hüyük İlçesine doğru seyir halinde bulunduğu sırada traktörün hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonucunda traktör ile birlikte takla atmış maktül ... takla atan traktörün altında kalarak yaşamını yitirdiğini, maktul ... tek taraflı olarak kazaya karıştığını ve bu kaza neticesinde araçta bulunan maktulün olay yerinde vefat ettiğini, müteveffa işçi olduğunu, müvekkili ...'in, maktül ...'in babası ve 20.03.1963 doğumlu olduğunu, müvekkili ... ise maktulün annesi ... doğumlu ve ev hanımı olduğunu, davacıların oğulları Ramazan'ın vefatı nedeni ile onun desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin her türlü ihtiyaçları ile müteveffanın ilgilendiğini, ailenin geçimini müteveffanın karşıladığını, müvekkillerinin uğradığı destekten yoksun kalma tazminat giderlerinin hesaplanarak müvekkillerine ödenmesi için açılan davada kabulüne karar verilen miktar yönünden Konya . İcra Dairesi ... E. Sayılı dosya kapsamında davacılara ödenen bedelin 243.927,75 TL olduğunu, ayrıca ödeme tarihi itibariyle oluşan aşkın zarar söz konusu olduğunu, bunun da tazmininin gerektiğini, Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına istinaden kesinleşen alacağın 17.03.2023 yılında tahsil edildiğini, yüksek enflasyon ve paranın değer kaybetmesi ile alacağında değer kaybettiğini, alacağın ifa edildiği tarih ile tahsili arasında 9 yıl geçtiğini, bu nedenlerle; müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatı zararının kamu düzenine ilişkin Asgari Ücret miktarına uygun şekilde 17/03/2023 tarihi itibariyle hesaplanmasını, Beyşehir . AHM ... E sayılı dosyasında hükmedilen ve tahsil edilen tazminat miktarının düşülmesi suretiyle gerçek ve aşkın zararının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini, vekalet ücreti ile yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazadan dolayı tazminat talebi ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığından davanın reddinin gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu 109. madde ve 5237 sayılı türk ceza kanunu 89/1. maddesi dikkate alındığında davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, sürücü kusuruyla meydana gelen kazalarda ölüm halinde müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, araç sürücüsü ...'ün kaza nedeniyle kusursuz olduğunu, Borçlar Kanunu 135. Maddesi gereği hem tazminat ödemesi yapılıp hem de rücuen alacak davası açılamayacağı için başvurunun reddi kararı gerektiğini, güvence hesabının sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kazaya sebebiyet veren iş makinesinin trafiğe çıkış izninin bulunmadığını, müterafik kusur araştırması yapılıp müterafik kusur bulunması halinde takdiren indirim yapılması gerektiğini, güvence hesabının temerrüde düşmediğini, bu nedenlerle; davanın usulden reddini, aksi takdirde esastan reddini, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
(II) YARGILAMADA TOPLANAN DELİLLER:
Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 10/11/2023 tarihli cevabi yazısı ile; kaza nedeniyle iş kazası müracaatı olmadığını, herhangi bir gelir bağlanmadığını, geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmediği bildirilmiştir.
Konya Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 14/11/2023 tarihli cevabi yazısı ile; müteveffaya ait tedavi bilgileri gösterir belgelerin gönderildiği görülmüştür.
Hüyük Polis Merkezi Amirliğinin 21/11/2023 tarihli cevabi yazısı ile; davacıların ekonomik sosyal durum araştırma tutanağının gönderildiği görülmüştür.
Güvence Hesabının 24/11/2023 tarihli cevabı yazısı ile; hasar dosyasının gönderildiği görülmüştür.
(III) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İş bu dava; davacıların Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası kapsamında tahsiline hak kazandığı tazminat bedellerinin asgari ücrette meydana gelen değişiklikler nedeniyle aşkın zararların tazminine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle; 27.04.2014 tarihinde maktul ...”in kullandığı, ...'ın inşaat işlerinde kullandığı tescilsiz olan ve herhangi bir izin alınmaksızın iş makinesine dönüştürülen traktör ile ... Mahallesinden Hüyük İlçesine doğru seyir halinde bulunduğu sırada traktörün hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonucunda traktör ile birlikte takla atmış maktül ... takla atan traktörün altında kalarak yaşamını yitirdiğini, maktul ... tek taraflı olarak kazaya karıştığını ve bu kaza neticesinde vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kalması nedeniyle Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığını, Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına istinaden kesinleşen alacağın 17.03.2023 yılında tahsil edildiğini, yüksek enflasyon ve paranın değer kaybetmesi ile alacağında değer kaybettiğini, alacağın ifa edildiği tarih ile tahsili arasında 9 yıl geçtiğini, bu nedenlerle; müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatı zararının kamu düzenine ilişkin Asgari Ücret miktarına uygun şekilde 17/03/2023 tarihi itibariyle hesaplanmasını, Beyşehir . AHM ... E sayılı dosyasında hükmedilen ve tahsil edilen tazminat miktarının düşülmesi suretiyle gerçek ve aşkın zararın tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; sürücü kusuruyla meydana gelen kazalarda ölüm halinde müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, araç sürücüsü ...'ün kaza nedeniyle kusursuz olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının gönderildiği görüldü. Yapılan incelemesinde; davacıların ... , ..., davalının ... olduğu, davanın müteveffa ...'in dava konusu kaza nedeniyle vefat etmesinden dolayı davacıların desteğinden yoksun kalmalarına ilişkin maddi tazminat davası olduğu, davanın kabulüne karar verildiği, hükmün istinaf incelemesi neticesinde Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına karar verildiği ve yeniden hüküm kurulduğu ve hükmün 17/02/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Genel Hukuk Kurulunun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (..., ... : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (..., s. 816).
Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar tarafından Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayısı ile 27/04/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde; 11/05/2022 tarihli karar ile maddi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmiş olup, ilgili karar derecattan geçerek 17/02/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde; davacının mezkur mahkeme hükmünde belirtilen tazminatları tahsilatı ile asgari ücrette meydana gelen değişiklikler kapsamında aşkın (munzam) zararlarının tazminini talep etmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
Bu itibarla davacılar tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıları, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacılara bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; temerrüt faiziyle birlikte davacılara ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacılar tarafından kendi durumuna özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(IV) HÜKÜM SONUCU, YARGILAMA GİDERLERİ VE KANUN YOLU:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göre belirlenen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 3.200,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nın 341-345 maddeleri uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/01/2024

Katip Hakim