WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

KONYA 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZIM TARİHİ :

Mahkememizce verilen 24/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 17/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmekle, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacının enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacının iştigal alanını kurulu güneş elektrik santralleri vasıtasıyla elektrik üretimi yapmak ve bu elektriği daha sonra elektrik dağıtım firmaları aracılığıyla devlete satmak olarak özetlemenin mümkün olduğunu, davalının elektrik dağıtım şirketlerinden birisi olduğunu, davacı şirketin ürettiği elektriği davalı şirketin kurulu tesisleri üzerinden geçirerek devlete sattığını, bu anlamda davacının davalı şirketin tesislerini kullanması nedeniyle davalıya bir bedel ödediğini, bu bedele kısaca dağıtım bedeli katkı payı denildiğini, işbu davanın konusunu son dönemde davalı şirketin davacıdan talep ettiği fahiş ve haksız dağıtım bedeli katkı payı oluşturduğunu, davalının 2018 yılı öncesinde devreye alınan güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payını 5 katından fazla bir artış yaptığını, davalının davacıya önceden haber vermeksizin artış yaptığını, bu artışın davacının projelerinin kredilendirilmesinde büyük zorluklara sebep olduğunu, davacının ürettiği elektriği davalı gibi Edaş'lar yoluyla satmak zorunda olduğundan davalının bu durumu kendisi lehine fahiş ve haksız bir kar elde etmek için kullanmaktan çekinmediğini beyan ederek davacının fazlaya dair her türlü yasal hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, davalının davacıdan talep ettiği şimdilik 1.000,00 TL tutarında dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığının; davalının dağıtım bedeli katkı payında yaptığı artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının; günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak adil bir dağıtım bedeli katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin; ve bu hususlarla bağlantılı olarak davacının davalıya (güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payının 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükseltildiği tarihten itibaren) fazla ödeme yapıp yapmadığı ile yapmış ise bunun miktarının ne kadar olduğunun tespitine, yapılacak bu tespite kadar davacının fazla ödeme yapmasının ve hak kaybı yaşamasının engellenmesi amacıyla davacının yapacağı ödeme işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; davacının davasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, açılan davada idari yargının görevli olduğunu, davacının arabuluculuktan kaçınmak için davasını menfi tespit davası olarak açtığını, davacının görevli tedarik şirketi tarafından yapılan iş ve işlemlere işlemin kendilere bildirim tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde itiraz edebileceğini davacının görevli tedarik şirketine itiraz etmeden doğrudan dava açmasının mümkün olmayacağını, davanın EPDK tarafından onaylanan tarifeye dayalı olarak yapılan faturalandırmalara karşı açılmış bulunduğundan husumetin EPDK 'ya yöneltilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinin mümkün olmayacağını, dava dilekçesinde talep sonucunun açık şekilde gösterilmediğini, mahkemenin EPDK 'nın yerine geçerek dağıtım bedeli katkı payı belirleyemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının lisanssız güneş enerjisi santrali işletmecisi olduğunu, lisanslı ve lisanssız elektrik üretimi ayrımı olduğunu, dağıtım tarifelerinin sadece birim fiyat karşılığı elektrik bedeli olmadığı esasen dağıtım faaliyetlerinin ne şekilde finanse edileceğinin devlet EPDK tarafından planlanması niteliğinde olduğunu, tarifelerin davacının iddiasının aksine sadece belli bir tesisat ya da abone grubunun durumu değil sistemin bütünü nazara alınarak tarifeler belirlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta bağlantı anlaşmalarının EPDK tarafından ve üzerinde değişiklik yapılmamak kaydıyla tip olarak belirlendiğini, bununla birlikte sözleşmenin müzakereye açık bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmenin iltihaki sözleşme olduğunu, iltihaki sözleşmelerinin bir kamu hizmeti ifa ettiğini hukuken veya fiili olarak tekel durumu arz eden ve tüketicinin bağlanması gereken standart hükümleri içerin ve tüketicilerin olduğu gibi bağlanmak mecburiyetinde olduğu sözleşme olduğunu, müvekkilinin anılan sözleşmeler üzerinde değişiklik yapma hak ve yetkisinin olmadığını, müvekkilinin hukuka aykırı bir işlemi söz konusu olmadığını, işlemlerini EPDK kararlarına göre gerçekleştirdiğini, dava öncesinde temerrüdü söz konusu olmadığını, davacının faiz talebinin hukuki bir dayanağının olmadığını beyan ederek davacının dayanak idari düzenleyici işlemin iptalini istemeden idari işlemin uygulamasına karşı talepte bulunmasının mümkün olmaması, davaya konu uyuşmazlıkta idari yargının görevli olması, aksi değerlendirildiğinde davadan asıl maksadın istirdat olması karşısında arabuluculuğa ve şirkete ön başvuruya ilişkin dava şartlarının yerine getirilmemiş olması, müvekkilinin sadece EPDK kararlarını uygulamış olması, tavan gelir modeli kapsamında müvekkilinin bu idari düzenleyici işlemi uygulaması sebebiyle fazladan bir maddi yarar elde etmemiş olması, iddia edilen alacağın zaman aşımına uğramış olması, müvekkiline husumet düşmemesi, davanın belirsiz bir alacağa ilişkin olmaması ve davacının taleplerinin esası itibariyle haksız bulunması karşısında davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesin'den, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden, ... A.Ş'den ilgili belgeler, ... A.Ş'den ilgili belgeler, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığından ilgili belgeler temin edilerek dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce verilen 24/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 17/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmekle, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 17/02/2023 tarih ve ... esas ... karar ilamı sonrası alınan 27/11/2023 tarihli heyet raporuna göre; 6.1 numaralı bölümde sayılan maliyet kalemlerinin, bu maliyetlere sebep olan dağıtım sistemi kullanıcıları tarafından ödenmemesi durumunda; dağıtım sisteminde elektriğin kalitesinde düşme (şebekenin bir noktasında gerilimin genlik ve frekansını koruması, gerilim düşmesi (sag) ve gerilim yükselmesi (sweli) oluşmaması, kesintiye uğramaması (outage), harmonikler, darbeler içermemesi, dalga şeklinin formundan uzaklaşmaması vb.), yeni hat yapılaması sonucu elektrik enerjisi hizmetinden mahrum kalma ve bakımların zamanında yapılamaması sonucu şebeke unsurlarının kullanılamaz hale gelmesi gibi birçok olumsuzlukla karşı karşıya kalınması muhtemel olduğu, dolayısıyla, 6446 Sayılı Kanunda belirtilen “elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması” ve 4628 Sayılı Kanunda belirtilen “tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini” şeklinde tanımlanan güvenilir, kaliteli, kesintisiz/sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir elektrik hizmetinin verilebilmesi için dağıtım sistemini kullanan tüketicilerin dağıtım sisteminden çektiği elektrik enerjisi miktarı üzerinden ve üretim faaliyetleri kapsamında üreticilerin dağıtım sistemine verdiği enerji miktarı üzerinden dağıtım bedeli alınması gerektiği, davacı tarafın davalının tavrıyla lisanssız elektrik üreticileri özel sektör tarafından işletilen elektrik dağıtım şirketlerini (EDAŞ'ları) sübvanse etmeye mecbur bırakılmakta olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, Lisanslı elektrik üretimi faaliyeti gerçekleştiren şirketler ile lisanssız elektrik üretim tesisi sahiplerinin arasındaki en temel farkın, lisanssız üretim tesisi sahiplerinin öncelikli olarak bir tüketim tesisi sahibi olmaları gerektiği, Heyetimizin “tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın ken karşılaması,” ve “maddesinde lisanssız üretim yapan gerçek ve tüzel kişilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmalarının esas olduğu” ifadelerinden anladığının bu olduğu, 6.2 numaralı bölümde ifade edilenler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde, davacının dağıtım bedelini ödememesi sonucu davalı dağıtım şirketi tarafından dağıtım şebekesinden çıkarılması ve davacının işletmesini kullanamaz hale getirmesi durumu, davacının işletmesinin ticari faaliyetini sürdürmede bir tehditle karşı karşıya kalmasının olanaksız olduğu, çünkü davacı tarafın asıl amacının; ilgili yasal mevzuat gereğince, kendi tüketimini karşılamak üzere elektrik üretmek olması gerektiği, davacının basiretli bir tacir olarak lisanslı ve lisanssız elektrik üretiminin ayrımı ile avantaj ve dezavantajlarını bilmesinin beklendiği, davacının tarafın “elektrik enerjisinin depolanan bir meta olmadığı, derhal kullanıma sunulması gerektiği, bu halde davalı şirketin dağıtım bedelinin ödenmemesi durumunda davacıyı dağıtım şebekesinden çıkarması ve dolayısıyla davacının işletmesini kullanamaz hale getirmesi durumu ortaya çıkabileceği,” şeklindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından uygulanmaya başlanan dağıtım bedeli katkı payının sözleşme ve yasalara uygun olduğu, Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde, dağıtım tarifesini etkileyen tüm unsurların hesaplamalara dâhil edilmiş olması sebebiyle, dağıtım tarifesinin günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak oluşturulduğu yönünde rapor bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dağıtım bedelinin ne kadar olması gerektiği, davacının fazla ödeme yapıp yapmadığının, dağıtım bedelindeki artışın mevzuata uygun olup olmadığının tespiti taleplerine ilişkindir.
Davanın İİK.72. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğu, İİK.72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir...." şeklinde, 6102 sayılı TTK.778/1-d maddesi yollaması ile TTK. 677. Maddesinde; "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklinde, TTK. 778/1-a maddesi yollaması ile TTK'nun 687.maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, 6102 sayılı TTK'nun 825.maddesinde;"(1) Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir.(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir.
T.C.Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ... esas ... karar sayılı ilamı ile Mahkememizin ... Esas - ... Karar sayılı kararı kaldırıldığı anlaşılmakla, kaldırma kararı sonrası aldırılan, 27/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacının dağıtım bedelini ödememesi sonucu davalı dağıtım şirketi tarafından dağıtım şebekesinden çıkarılması ve davacının işletmesini kullanamaz hale getirmesi durumu, davacının işletmesinin ticari faaliyetini sürdürmede bir tehditle karşı karşıya kalmasının olanaksız olduğu, çünkü davacı tarafın asıl amacının; ilgili yasal mevzuat gereğince, kendi tüketimini karşılamak üzere elektrik üretmek olması gerektiği, davacının basiretli bir tacir olarak lisanslı ve lisanssız elektrik üretiminin ayrımı ile avantaj ve dezavantajlarını bilmesinin beklendiği, davacının tarafın “elektrik enerjisinin depolanan bir meta olmadığı, derhal kullanıma sunulması gerektiği, bu halde davalı şirketin dağıtım bedelinin ödenmemesi durumunda davacıyı dağıtım şebekesinden çıkarması ve dolayısıyla davacının işletmesini kullanamaz hale getirmesi durumu ortaya çıkabileceği,” şeklindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından uygulanmaya başlanan dağıtım bedeli katkı payının sözleşme ve yasalara uygun olduğu, Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde, dağıtım tarifesini etkileyen tüm unsurların hesaplamalara dâhil edilmiş olması sebebiyle, dağıtım tarifesinin günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak oluşturulduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre taraflar arasında bağlantı sistem kullanım anlaşması yapıldığı, davacının bu sözleşme kapsamında davalıya dağıtım bedeli katkı payı ödediği anlaşılmakta olup davacı taraf, davalının fahiş ve haksız dağıtım bedeli katkı payı talep ettiğini ileri sürerek dağıtım bedeli katkı payındaki artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının, adil bir katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmektedir. Davacının bu talepleri bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, davalı tarafça dağıtım bedeli katkı payı miktarı hususunda muaraza (çekişme) yaratıldığını iddia ederek muarazanın giderilmesini talep ettiği anlaşılmakla, Mahkememizce de hükme esas alınan 27/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından uygulanmaya başlanan dağıtım bedeli katkı payının sözleşme ve yasalara uygun olduğu, Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde, dağıtım tarifesini etkileyen tüm unsurların hesaplamalara dâhil edilmiş olması sebebiyle, dağıtım tarifesinin günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak oluşturulduğu, aksinin davacı tarafından ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
3- Dava tarihi itibariyle 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ... sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20.maddesi ile eklenen 6102 Sayılı T.T.K'nun 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan 6,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine (1.000,00 TL üzerinden) 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 17/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/02/2024

Katip Hakim