WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

KONYA 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
KARARIN MAHİYETİ : RED

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafça, müvekkili aleyhine Konya . İcra Müd.'nün ... E. sayılı dosyası ile 25.08.2022 tarihinde Örnek 10 icra takibi başlatılmış ve takip dayanağı olarak da dosyaya 05.02.2019 tanzim tarihli, 28.11.2019 vade tarihli ve 55.000 TL bedelli senet ile 06.02.2019 tanzim tarihli, 25.02.2020 vade tarihli ve 47.780 TL bedelli senet gösterildiğini ancak müvekkilinin davalıya, takibe konu edilen senetlere istinaden herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin gerçek iradesine uygun şekilde düzenlenmiş ve hür iradesiyle imzalanarak davalıya verilmiş senetler de söz konusu olmadığını, öncelikle ihtiyat-i tedbir talebimizin kabulü ile, konya . icra müd.'nün ... e. sayılı dosyası ile devam eden örnek 10 icra takibinin bu aşamada tedbiren durdurulmasını, davanın kabulü ile, davacı müvekkilinin, işbu dava konusu edilen Konya . icra müd. ... e. sayılı takibe ve takip dayanağında yer alan 05.02.2019 tanzim tarihli, 28.11.2019 vade tarihli ve 55.000 tl bedelli ve 06.02.2019 tanzim tarihli, 25.02.2020 vade tarihli ve 47.780 tl bedelli senetlere istinaden davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, kötüniyetli alacaklının takip konusu alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle Davacının menfi tespit davasının, TBK.nun 39. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından davanın reddine ;Aksi halde davacının dava konusu borçtan sorumlu olduğunun sabit olması nedeniyle davanın reddine, Davacı tarafından yapılan ihtiyati tedbir talebinin reddine aksi halde İİK madde 72/3 fıkrası dikkate alınarak takip dosya borcunun tamamı + bu borç tutarının %15'ten az olmayan tutarın depo edilmesi halinde tedbir kararının uygulanmasına, davalı-alacaklının alacağını geç olmaktan dolayı uğradığı zararın tazmini amacıyla dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye hükmedilmesini, davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve tarafımızca yapılan yargılama gideri ile lehimize takdir edilecek ücreti vekaleten davacıdan tahsilini, davanın diğer yasal sonuçları ile birlikte karar verilmesi talep ve beyan etmiştir.
Mahkememizce 05/01/2023 tarihli ara karar ile davacı vekilinin icra takibinin ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava; Menfi Tespit davasıdır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit davası açmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 72. Maddesinde; "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (1) (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (1)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. Maddesinde; "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." Aynı kanunun 37. maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür." Aynı kanunun 38. Maddesinde; "Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.
" Yine aynı kanunun 39. maddesinde; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." şeklinde düzenlemeler yapıldığı,
Mahkememizin 18/10/2023 tarihli duruşmasında;
TANIK ... beyanında; " davacı benim kardeşim olur, ben başlarda olayın ne boyutta olduğunu bilmiyordum, önceye ait davalı ile davacının arkadaşlık ilişkisi vardı, bu nedenle de geçmişte beraber nerede bulundu iseler oranın çay yada kahve içtikleri paraların ödenmesi için bana whatsaptan gönderdi, ben bunların parasını almasını bilirim uğraşacağım dedi, daha sonra anladıkki kardeşimin cep telefonuna teamwiewer bir proğram yüklemiş, bu proğramın özelliği kardeşimin telefonuna hükmedip kardeşimle konuşuyormuş gibi mesajlaşma oluşturmuş, sonrasında da seninle neler konuştuğumuzu gör diye beyanlarda bulunmuştur, kardeşime ait müstehcen fotoğrafları bana gönderdi, bildiğim kadariyla da kendi bilgisayarında 3000 kadar fotoğraf vardır, kardeşime bıçak dayağına ilişkin de video kaydı vardır, kardeşim bu olaylar neticesinde intihara teşebbüs etti bizde bu olaylardan ayrıntılı olarak bilgi sahibi olduk, boğazına bıçak dayayıp tehdit ettiği fotoğrafı ve videoyu bana gönderdi, o intihar değil boğazına dayadığı,beni bırak demiş kardeşim, kardeşime ait bu videoyu bana gönderdi, yanımda kalmam için de bana senet imzalattı, dediğini kardeşim bana söyledi,tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu,
TANIK ... beyanında; "benim bilgim davacı arkadaşım olması nedeniyledir, davalı ... arkadaşım olan üçüncü bir kişi ... mesaj atmış , senin eşinle ... 'nin ilişkisi vardır diye, ifade etmek istediğim şudur , ... arkaşadımıza kötülemek istediğidir, benim başkaca bir görgüm yoktur, tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu,
TANIK ... beyanında; "davacı benim kızım olur, kızımın yanına gitmesi için sürekli tehditlerde bulunuyordu, kızımı kendisini bırakmaması için arkadaşlarına söylerim, eşine söylerim gibi söylemleri olduğunu biliyorum bunu bana kızım söylediği gibi davalı da bizzat bana söyledi, kızıma ait müstehceh denebilecek fotoğrafları bana davalı cep telefonundan gösterdi, arkadaşlarına bunu gönderirim dedi, eşine de gönderirim dedi, bu olaylar nedeniyle de kızım intihar girişiminde bulundu, davalıyla kızımın ilişkisi sevgili boyutunda idi. Herhangi bir ticari ilişkisi yoktu, kızıma davalı sürekli telefonun açık olarak başkalarının ulaşmamasında , iletişime geçmemesinde böylelikle kimsenin ulaşamamasını ve eşiyle olan konuşmalarından haberdar olmak istiyodu zira kızımın telefonuna uygulama indirdi, böylelikle bütün görüşmeleri dinliyordu. tanıklık ücreti istemiyorum, " şeklinde beyanda bulunduğu,
TANIK ... beyanında; " davacı benim arkadaşım olur bu nedenle bilgi sahibiyim; ...den bana instegram hesabına istek geldi bende arkadaşım olması nedeniyle kabul ettim, kabul etmemle birlikte benim ekranıma arkadaşımla yaptığım yazışmalar geldi. Bende arkadaşım aradım hemen nedir bu diye davalı ...'in yaptığını söyledi, bende engelledim, bana bir mesaj geldi ... iç yüzünü anlatabilirim isterseniz diye, Mervenin bana 250.000 TL borcu vardır dedi. Bunun üzerine bende telefonu engelledim, benim bu konuyla ilgili herhangi bir görgüm bilgim yoktur, tanıklık ücreti istemiyorum," şeklinde beyanda bulunduğu da dikkate alındığında,
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında tarafların müşteki ... ve Şüpheli ... olduğu anlaşılmakla ... nolu kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Mahkememizin 18/10/2023 tarihli duruşmasında imza inkarı ve ödeme olup olmadığı sorularak davacı asil cevaben;" dava konusu senetteki imza tarafıma aittir herhangi bir ödeme yapılmadı. İmza tarafıma aittir ancak diğer elle yazılmış bilgiler benim elim mahsulüm değildir, sadece boştu imzaladığımda, olaydan hemen sonra ihbarda bulunmamamın sebebi beni çok rezil etti bu nedenle savcılık yada karakola gidip şikayet etmedim, arkadaşlik dönemindeki ne yiyip ne içtiysek , ne giyim alındıysa bunları senden alacağım, ayrıca senedi yırtıp bana whatsaptan fotoğraf göndermişti bende rahatlamıştım ama bu söylediklerini yapmamış icra koymuştur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Somut olayımızda; irade fesadına dayalı Menfi Tesit davası açıldığı tüm dosya kapsamı, dinlenen tanıkların beyanları, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın K.Y.O.K kararı, tüm deliller birlikte (davacı asilin beyanı) değerlendirildiğinde irade fesadına ilişkin iddiaların; Mahkememizce ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davalı yan her ne kadar tazminat talebinde bulunmuşsa da; alacaklı yanın yaptığı icra takibi hakkında, mahkememizce takibe etki edecek herhangi bir tedbir kararı verilmediğinden şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller,tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının davasının reddine, davalı yanın tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE
1-Davacının, davasının REDDİNE,
2-Davalı yanın tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan dava başında yatırılan 2.440,002TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.012,42-TL'nin davacıya İADESİNE,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 22.861,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
7-Davacı tarafından dava başında yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2024

Katip ... Hakim ...