T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
MAHKEMEMİZİN ASIL DOSYASI:
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... E. - ... K. SAYILI DOSYASI:
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı müvekkili firmanın aralarında akdedilen davalarına sözleşme gereğince müvekkili firmaca Gastroskopi, Kolonoskopi, Prosüsör cihazları kurulumu ve teslimi yapıldığını, aradan geçen süre zarfında borçlunun sözleşme edimlerinden 24.000,00 TL bedelli 4 eşit çek bedellerinin ödememesi üzerine Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile aleyhinde yapılan icra takibine girişildiğini, borçlunun, borcun 24.254,47 TL'sine itirazı üzerine takibin durduğunu, borçulununtakipe yaptığı itirazları yerinde olmadığından davalının, Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20 oranında inkar tazminatı ile birlikte yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Hastanesinin, müvekkili ... Hizmetleri A.Ş.bünyesinde hizmet veren, Konya'nın en köklü ve bilinen hastanelerinden biri olduğunu, davacı şirketten medikal cihaz satın alma faaliyetinde bulunduğunu, 3 adet cihaz için sözleşme imzaladığını, sözleşmede belirtilen hür türlü ayrıntıya uygun şekilde müvekkile eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim etmeyi, nakliye, montaj, kurulum ve eğitim hizmeterini sağlamayı taahhüt ettiğini, müvekkilin ise cihazların konulacağı yerleri hazır etmeyi, eğitime tabi tutulacak teknik personeli sağlamayı ve niyayetinde ürün ve hizmetin bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, bu şartlar altında ve sözleşme hükümlerinde mutabık kalmanın akabinde cihazların 14/09/2015 tarihinde müvekkile davalı tarafından teslim edildiğini,müvekkilinin ise sözleşmenin 4.2.2. Maddesi gereğince 6240 TL peşin ödeme yaptığını, 10/10/2015 tarihinde cihazlardan gastroskopi cihazının henüz ilk kullanımında arıza verdiğini, hastaların ve hastanenin mağdur olduğunu, gastroskopi cihazında bulunan arızanın giderilmesi ve ayrıca kolonoskopi cihazında hassasiyet ayarının yapılması için davalı firmanın yetkilisi ... 10/10/2015 tarihinde teslim edildiğini, teslimattan sonra cihazların geri teslim edilmesi beklenirken davalı tarafın yükümlülüklerini sürekli ihlal ettiğini, defalarca yetkili kişileri aramalarına rağmen cevap vermediklerini, bunun üzerine mail gönderdiklerini, yine cevap vermediklerini, sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal eden davacıya 23/10/2015 tarihli, ... yevmiye numaralı Konya . Noterliği aracılığı ile sözleşme yükümlülüklerini ihlal ettikleri, feshi zorunluluğunun hasıl olduğuna dair ihtarname gönderdiklerini, bunun üzerine davalının 26/10/2015 tarihli yazısı ile yanlış kullanımından (kullanıcı hatasından) dolayı bir hasarın olduğunu, ortaya çıkan arızadan müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, bunun üzerine Konya . Noterliğinin 02/11/2015 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin kesin olarak feshedildiğinin bildirildiği, gelinen noktada davacının ortaya çıkan durumun giderilmesi için telafide bulunmadığını, müvekkilinin peşin ödediği 6240 TL'yi geri ödemediğini, cihazı geri almadığını, üstüne üstlük bakiye 24000 TL ve yasal faiz işletmek suretiyle 24.254,47 TL'lik gerçek olmayan alacağı için Konya . İcra Dairesi aracılığıyla müvekkiline ilamsız icra ödeme emri keşide ettiğini, müvekkilinin de haklı feshi sonucu davacıya karış edim yükümlülüğü bulunmadığı için söz konusu bedele ilişkin takibe haklı itiraz ettiğinden bahisle, davacının davasının reddine, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmişir.
Mahkememizin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davacı ... Hizmetleri A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın hizmet amacıyla yeni cihazlar katmak amacıyla tedarikçi firmalarla sözleşmeler yaptığını, satın alma faaliyetine girdiğini, bu satın alma faaliyetleriden biri olan davalı şirket ile 3 adet cihaz için sözleşme imzaladığını, sözleşmede belirtilen hür türlü ayrıntıya uygun şekilde müvekkile eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim etmeyi, nakliye, montaj, kurulum ve eğitim hizmeterini sağlamayı taahhüt ettiğini, müvekkilin ise cihazların konulacağı yerleri hazır etmeyi, eğitime tabi tutulacak teknik personeli sağlamayı ve niyayetinde ürün ve hizmetin bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, bu şartlar altında ve sözleşme hükümlerinde mutabık kalmanın akabinde cihazların 14/09/2015 tarihinde müvekkile davalı tarafından teslim edildiğini, müvekkilinin ise sözleşmenin 4.2.2. Maddesi gereğince 6240 TL peşin ödeme yaptığını, 10/10/2015 tarihinde cihazlardan gastroskopi cihazının henüz ilk kullanımında arıza verdiğini, hastaların ve hastanenin mağdur olduğunu, gastroskopi cihazında bulunan arızanın giderilmesi ve ayrıca kolonoskopi cihazında hassasiyet ayarının yapılması için davalı firmanın yetkilisi ... 10/10/2015 tarihinde teslim edildiğini, teslimattan sonra cihazların geri teslim edilmesi beklenirken davalı tarafın yükümlülüklerini sürekli ihlal ettiğini, defalarca yetkili kişileri aramalarına rağmen cevap vermediklerini, bunun üzerine mail gönderdiklerini, yine cevap vermediklerini, sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal eden davalıya 23/10/2015 tarihli, ... yevmiye numaralı Konya . Noterliği aracılığı ile sözleşme yükümlülüklerini ihlal ettikleri, feshi zorunluluğunun hasıl olduğuna dair ihtarname gönderdiklerini, bunun üzerine davalının 26/10/2015 tarihli yazısı ile yanlış kullanımından (kullanıcı hatasından) dolayı bir hasarın olduğunu, ortaya çıkan arızadan müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, bunun üzerine Konya . Noterliğinin 02/11/2015 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin kesin olarak feshedildiğinin bildirildiği, gelinen noktada davalının ortaya çıkan durumun giderilmesi için telafide bulunmadığını, müvekkilinin peşin ödediği 6240 TL'yi geri ödemediğini, cihazı geri almadığını, üstüne üstlük bakiye 24000 TL ve yasal faiz işletmek suretiyle 24.254,47 TL'lik gerçek olmayan alacağı için Konya . İcra Dairesi aracılığıyla müvekkiline ilamsız icra ödeme emri keşide ettiğini beyan ederek müvekkil şirket tarafından yapılan fesih işleminin haksızlığının tespitini, davalıda bulunan 6240 TL ücretin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi birlikte müvekkiline iadesini, davalı tarafın müvekkilin uhdesinde bulunan ve halen işlevsel olarak hiçbir fonksiyonunu yerine getiremeyen cihazlar üzerinde müvekkile hapis hakkı tanınmasını, müvekkilinin hasta kabul edememesi sebebi ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL bedelinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı müvekkil firmanın aralarında yapılan sözleşme gereğince müvekkil firmaca Gastroskopi, Kolonoskopi, Prosüsör cihazlarının kurulumunu ve teslimini yaptığını, müvekkil şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve bu sözleşme şartlarına uyduğunu, davacı şirketin 23/10/2015 tarihli ihtarname ile müvekkil şirketin taraflarca akdedilen sözleşmenin 8. Maddesinin 4. Fıkrası gereğince edimini yerine getirmediğini beyan edildiğini, sözleşmede söz konusu cihazların arızalanması durumunda 48 saat içerisinde muadili ile değiştirilmesi hususu konusunda tarafların uzlaşmadıklarını, davacı müvekkilin bu hususta cihazı değiştirmediğini ve hastaneyi zarara uğrattığını iddia edildiğini, müvekkil şirketin dava konusu cihazları süresi içerisinde tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, kurulumu ve kullanımı noktasındaki tüm edimleri yerine getirdiklerini, davacı şirketin müvekkiline gönderilen ihtarname dahil hiç bir resmi yazıda içerisinde arıza kaydının sebebinin ve tarihinin belirtilmediğini, davacı şirket personellerinin söz konusu cihazlarda yer alan ve kullanımı noktasında çok hassas olunması gerekilen gastroskopi ve kolonoskopiye ait skopların kullanım sırasında kırılmasına sebebiyet verdiğini, kırılan parça kullanım sırasında kırıldığı hususunda müvekkiline bilgi verildiğini ve onarımı noktasında teknik bilgi ve destek sağlandığını, davacı şirketin bu noktada edimlerin süresi içerisinde yerine getirilmediğinden bahsettiğini, sözleşmenin 8. Maddenin 3. Fıkrası gereğince yedek parça gerektiren arıza onarımlarında temin süresine bağlı olarak azami 7 iş günü içerisinde hizmet sağlanabilir denildiğini, ayrıca aynı sözleşmenin 8. Maddesinin 5. Fıkrasında 1 ay içerisinde giderilemeyen arızalarda cihazın satışa konu eş değer bir cihazla değiştirilmesi maddesinde yer aldığını, alıcı şirketin bu süreleri beklemeden hukuksal temelden yoksun sözleşme şartlarına aykırı olarak ürünün iadesini talep ettiğini, davacı firma kullanmak istediği cihazla alakalı hiçbir konuda müvekkilimden eksik bilgi ve kurulum aldığını iddia etmediğini, müvekkilinin cihazlara ait parçaların bireysel hatalardan kaynaklı kırılması sonucuna rağmen teknik destek verdiğini, muadili ile parça temini noktasında elinden geleni yaptığını, davacı firmanın iddia ettiği eksikliklerin kaynağı noktasında kullanım hatası veya personellerinin ilgili cihazları kullanamaması sebebi ile iade sebepleri yapılan sözleşme ve hukukun genel ilkleri ile bağdaşmadığını, cihazın herhangi bir ayıp yahut eksiklik içermediğini, keza satılan malın karşı tarafa kurularak gerekli eğitimler verildikten sonra çalışır şekilde teslim edildiğini, satıcının edimlerini yerine getirmesi üzerine alıcının ödeme edimi olan peşinatı müvekkiline ödediğini, alıcının bu noktada sözleşme şartlarına dayanarak hukuksal dayanak araması ve kendi kusurunu bu şekilde örtmesi hukuksal anlamda kabul görmediğini, ayrıca davacı tarafından iddia edilen cihazın amacına uygun kullanılamıyor olması yahut doktorların o cihazı kullanamıyor olması ve alıcı firmanın cihazdan beklenen faydayı vermediği iddiası konusunda mevzuatımızda “tüketicinin beklediği fayda salt tüketicinin sübjektif beklentilerine bakılarak değil; o mal ve hizmetin tahsis amacına göre tespit edilmelidir” açıklanmakla malın kullanım ve hizmet tahsisi açısından hiçbir sorunu olmaması davalının istediği yararı karışılmadığı iddiasına dayanak teşkil etmediğini, davalı olarak satıcıya gerekli edimleri sunarak teslim ile gereken faydayı almak üzere alıcıya cihazı sunduklarını ve cihazın kullanıma sunulduktan sonrada kullanılarak gereken verimin alındığını, izah edilen nedenlerle, açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tarafların bildirmiş oldukları delilleri ilgili yerlerden celbedilmiş, Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız içerisine celbedilerek incelenmiş, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dosyamız içerisine celbedilen Konya 7.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ...Şti., borçlusunun ... Hizmetleri A.Ş.olduğu, 14/09/2015 tarih ve ... nolu faturadan(fatura alacağı kapsamında peşinat olarak alınan 6.240,00 TL asıl alacaktan düşülerek)kaynaklı 24.000,00 TL asıl alacak ve fer'ileri ile birlikte toplam 24.254,47 TL borçtan kaynaklı icra takibi yapıldığı, Örnek 7 ödeme emrinin borçluya 12/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, 16/11/2015 tarihinde borçlu vekilinin borca, faize ve tüm dosya münderacatına ve takibe itirazı nedeniyle 16/11/2015 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyanın tıbbi cihazlar konusunda uzman bir bilirkişi ile sözleşmeler hukukunda uzman bir hukukçu bilirkişi ve mali müşavir bir bilirkişiden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine dosyamız tevdi edilerek rapor düzenlenmesinin istenildiği; dosyamıza hukukçu bilirkişi ... , S.M.M.M. bilirkişi ... , hekim bilirkişi Dr.... tarafından düzenlenen 06/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda; asıl dava olan ... Esas sayılı davasında davacı ... Ltd.Şti'nin arıza giderim edimini takip tarihi itibari ile gidermediğinden ve TBK 97.maddesine göre edimini yerine getirmeden alacı ... A.Ş.'den edimini yerine getirmesini talep edemeyeceğinden davalı-borçlu ... A.Ş.'nin muaccel bir borcu olmaması nedeni ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacağının olmadığı, birleşen dava olan ... esas sayılı davasında, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı 23/10/2015 ihtar tarihi itibari ile sözleşmenin 8.3 maddesine göre davalı satıcı ... Ltd.Şti.'nin muaccel olmuş bir edimi olmaması nedeni ile TBK 123 ve 125.maddelerine göre davacı ... A.Ş.'nin sözleşmeden dönme hakkının hukuka uyun olmadığı, dönme hakkını kullanan davacının müspet zarar talep edemeyeceğinden yoksun kalınan kar kapsamında olan hasta kabul etmemeden kaynaklanan talebin hukuka uygun olmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen 18/01/2017 tarih ve ... Esas - ... sayılı kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmekle, dava mahkememizin ... esasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı uyarınca dosyanın resen seçilen bilirkişiler Uzm. Dr. ..., Adli Tıp Uzmanı ve Makine Mühendisi ...'e tevdii ile müşterek düzenledikleri olduğu bilirkişi raporundan özetle; Taraflar arasında yapılan satış sözleşmesine konu cihazda "makara telleri ve yön mekanizması halatlarında kırılma" şeklinde tespit edilen arızanın üretim hatası kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla cihazın ayıplı ürün sınıfında değerlendirildiğini bildirir rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca dosyanın resen seçilen bilirkişiler Doç. Dr. ... ve SMMM ...'in müşterek düzenlemiş oldukları bilirkişi raporundan özetle; Davacı ve Davalı ... Hiz. A.ş.'ne ait incelenen 2015 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, bunun dışında ticari defterlerin muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğu ve ticari defterlerin kendi içerisinde birbirini teyit eder nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Davacı ve Davalı ... Hiz. A.ş.'ne ait incelenen ticari defterlerde, Konya . İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında takip konusu olan faturanın yer aldığı, Davacı ve Davalı ... Hiz. A.ş.'nin cari hesap borcuna istinaden davacıya ödemeler yaptığı, takip t: ariyle ticari defter ve kayıtlara göre Davacı ve Davalı ... Hiz. A.ş.'nin takip konusu faturalardan kaynaklanan 29.288,20TL tutarında borcu bulunduğu (Talep 24.000,00 TL) tespit edilmiştir. Dava konusu tıbbi cihazın ayıplı olduğu ve alıcının kanunen üzerine düşen muayene ve ihbar külfetine uymak kaydı ile ayıp hükümlerine göre sözleşmeden dönme hakkını kullandığı kabul edilirse belirlenen borcun hukuki bir değeri kalmayacak aksi takdir edilirse borç geçerli olarak söz konusu olduğunu bildirir rapor tanzim etmiştir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca dosyanın resen seçilen bilirkişiler Uzm. Dr. ..., Adli Tıp Uzmanı ve Makine Mühendisi ...'e tevdii ile müşterek düzenledikleri olduğu ek bilirkişi raporundan özetle; Taraflar arasında yapılan satış sözleşmesine konu cihazda "makara telleri ve yön mekanizması halatlarında kırılma" şeklinde tespit edilen arızanın üretim hatası kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, cihazın ayıplı ürün sınıfında nitelendirildiği ve gizli ayıp olarak değerlendirilebileceği, (malın tesliminden sonra, malın kullanılması aşamasında, kullanım sonrasında veya muayene ile ortaya çıkan ayıplar gizli ayıplardır. Malzemenin açık ayıplı olması malzemenin gözle görülebilir bir şekilde ayıbının belli olmasıdır.) bildirir rapor tanzim etmiştir.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın İİK.67.maddesine bağlı itirazın iptali davası, mahkememizin birleşen ... Es.... Kar. Sayılı dosyasından açılan davanın sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile ödenen bedelin iadesi, cihazlar üzerinde hapis hakkı tanınması ve davalının sözleşmeye aykırı davranmasına bağlı uğranılan maddi zararın tazmina davası olduğu, taraflar arasında "1 adet ... marka GASTROSKOPİ, 1 adet ... marka KOLONOSKOPİ, 1 adet ... EPM 3500 marka PROSÜSÖR cihazı" alım-satım sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereğince davacı tarafından sözleşmeye konu cihazların davalıya teslim edildiği, davalı tarafından sözleşme gereğince belirlenen 6.240,00 TLnin davacıya ödendiği bu konuda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı, davalı tarafından cihazların kullanımı sırasında arızalanması nedeniyle oluşan arızanın taraflar arasındaki sözleşme gereğince garanti kapsamında olup olmadığı veya kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sözleşmenin haklı nedenle davalı tarafından feshedilip edilmediği, davalının cihazların kullanımına bağlı zararının bulunup bulunmadığı, davacının cihaz bedellerini talep edip edemeyeceği hususlarının taraflar arasında esas ihtilafı oluşturduğu, tarafların bildirdikleri delillerin toplandığı anlaşılmakla,
Mahkememizce verilen 18/01/2017 tarih ve ... Esas - ... sayılı kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmekle, dava mahkememizin ... esasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlendiği,
6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesi gereğince "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." hükümlerinin geçerli olduğunu,
6098 Sayılı TBK'nın 97. Maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." Aynı kanunun 117. Maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." Yine aynı kanunun 123. Maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir." 125. Maddesinde; " Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklinde düzenlemeler yapıldığı,
6102 Sayılı TTK'nın 18. Maddesinde; "(1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır." şeklinde yapılan düzenlemeler ışığında,
Davalı satıcı sözleşmenin 8.3 maddesine göre davalı satıcı ... Ltd.Şti.'nin muaccel olmuş bir edimi olmaması nedeni ile TBK 123 ve 125.maddelerine göre davacı ... A.Ş.'nin sözleşmeden dönme hakkının hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla dönme hakkını kullanan davacının müspet zarar talep edemeyeceği anlaşılmakla;
MÜSPET ZARAR VE MENFİ ZARAR AYRIMI
Müspet Zarar; sözleşmeden doğan sorumlulukta en önemli zarar ayrımı müspet zarar menfi zarar ayrımıdır.
Müspet zarar; sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır, müspet zarar alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatidir. Müspet zarar; edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının göstereceği durum ile hali hazırda gösterdiği durum arasındaki farktır, müspet zarar; fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki kısma ayrılır, borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının mal varlığının ... kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına, fiili zarar denir. Mal varlığının aktifinin azalmasına, alacaklının bir malını tahrip veya yok edilmesi, hasara uğratılması, bir hakkın veya bir şeyin kaybedilmesi, şeyin miktar ve niteliklerinin eksilmesi veya kaybolması misal olarak gösterilebilir. Pasifin artması ise bir ipotek kurulması, sözleşmenin ihlali dolaysıyla yapılan giderler örneğin reddedilen bir şeyin nakil ve muhafaza masraflarıdır, fiili zarar kavramına, alacaklının borçlunun edimi ifa edeceğine güvenerek 3. Kişilerle yaptığı sözleşme ile borçlandığı edimi yerine getirememekten dolayı ödeyeceği tazminat ve ceza koşulları da girer.
Yoksun kalınan kar müspet zararın bir parçasını oluşturur, borca aykırı davranış olmasaydı alacaklının mal varlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali mal varlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar, ya mal varlığının ... kısmının artmamasından ya da pasif kısmının azalmamasından meydana gelir. Yoksun kalınan kar, farazi bir zarar olduğu için bunun miktarını belirlemek bazı hallerde zorluklar gösterebilir.
Menfi Zarar; menfi zarar sözleşmenin kurulamamasından ve ya geçersiz olmasından doğan zarardır, burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan bir zarar söz konusudur, başka bir deyişle menfi zarar "... Hüküm ifade etmeyen bir borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine veya hüküm ifade ediyormuş gibi sonuç doğacağına güvenmekten doğan zarar" dır. Alacaklının mal varlığının hali hazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsa idi arz edeceği durum arasındaki fark menfi zararı meydana getirir menfi zarar alacaklının söz konusu sözleşmeyi yapmamasındaki menfaate tekabül eden zarardır.
Menfi zararı oluşturan unsurların başında sözleşmenin kurulması için yapılan giderler gelir, özellikle noter veya resmi bir makamda yapılan sözleşmeler için ödenen resim, harç ve giderler bu arada yer alır, alacaklının borçlu tarafından yapılacak ifayı kabul için yaptığı giderler de menfi zarara dahildir...
Yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak suretiyle kaçırılan fırsatlarda menfi zararın bir türünü oluşturur. Menfi zarar da kaçırılan fırsat müspet zararda yoksun kalınan kara benzer sözleşmenin geçerli olarak kurulduğuna güvenerek başka bir sözleşmeyi yapmaktan vazgeçen kimsenin kaçırdığı fırsat, yapmadığı sözleşmeyi yapmış olsa idi bundan elde edeceği ekonomik menfaattir, keza alacaklı geçersiz sözleşmeye binaen alacağı mal ve hizmeti 3. Bir kişiye devretmeyi taahhüt eder ve bunun için ceza koşulu ya da tazminat ödemek zorunda kalırsa bunlar da menfi zarar içinde yer alır. ( Prof. Dr. ... Borçlar Hukuku Genel Hükümler 21. Baskı)
6098 sayılı TBK'nun 117. maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır."şeklinde, TBK'nun 123.maddesinde;"Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir." şeklinde, TBK'nun 124.maddesinde;"Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa." şeklinde, TBK'nun 125.maddesinde;"Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.01.2016 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı içtihadında;"....Geniş anlamda borçlunun temerrüdü (borçlunun direnimi), borçlunun sözleşmeye aykırı davranması (borcunu ifa etmemesi) demektir. Bu halde, ifa olanağı bulunduğu, ifa için kararlaştırılan zaman geldiği ve uyarıldığı halde borçlu borcunu ifa etmemektedir.Borçlunun temerrüdüne ilişkin düzenlemeye mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101-108.maddelerinde yer verilmiştir.Genel olarak borçlunun temerrüdünde aranan ilk şart “edimin ifa olanağı bulunması”dır. Şayet edimin ifası objektif olarak imkânsızsa borçlunun temerrüdünden söz edilemez. Borçlunun temerrüdünde aranan diğer bir şart da “borcun muaccel olması”dır. Borç istenebilir hale gelmeden temerrütten bahsedilemez. Zira muacceliyet alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisini ifade eder. BK’nun 101/1.maddesine göre, “muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” denilmektedir. Maddeye göre temerrüt için muacceliyet yetmemekte, kural olarak alacaklının ihtarı da aranmaktadır. İhtar, alacaklının talep iradesini borçluya ulaştırmasıdır.Borçlu kusurlu veya kusursuz olsun, yukarıda sayılanlar somut olayda varsa temerrüt gerçekleşir. Başka bir deyişle, borçlunun kusuru temerrüt için şart değildir. BK’nun 106-108.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçluya karşı, alacaklıya üç ayrı seçimlik hak tanındığı görülmektedir. Bunlar; aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı; aynen ifayı reddederek ademi ifa sebebiyle müspet zararını talep hakkı; sözleşmeyi feshederek menfi zararını isteme hakkı olarak belirtilmiştir. Alacaklının borçlunun temerrüdüne dayalı bu haklardan faydalanabilmesi için, borçluya uygun bir mehil vermiş ancak mehilden sonuç alamamış olması gerekir. BK. m. 107’de sayılan nedenler söz konusu ise alacaklı, borçluya mehil vermeden de, BK. m. 106’daki seçeneklerden birini kullanabilir. Bunlar; borçlunun hal ve davranışından süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması; temerrüdün alacaklı yönünden aynen ifayı faydasız hale getirmiş olması, sözleşmede ifa tarihinin kesin olarak saptanmış olması halleridir.Öte yandan B.K'nun 81.maddesi hükmüne göre karşılıklı borçları içeren (her iki tarafa borç yükleyen) sözleşmenin yerine getirilmesini isteyen tarafın sözleşme şartlarına ve niteliğine göre bir süreden yararlanma hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif etmiş olması gerekir.........." şeklinde, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2013 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;"...Borçlar Kanununun 106. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (..., age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (..., age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi; başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar; dava masrafları.Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482).Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir..." şeklinde kabul edildiği,
Yargıtay . Hukuk dairesinin 12.10.2012 tarih ... E ... K sayılı ilamında; '........davacı eldeki dava ile sözleşmeden dönmüş olup sözleşmeden dönülmesi halinde, taraflar karşılıklı olarak birbirlerine vermeyi taahhüt ettikleri şeyi vermekten kaçınır ve verdiklerini de geri isteyebilirler (BK m.108/1). Dönen taraf karşı tarafın kusurunun varlığı halinde ayrıca menfi zararın tazminini talep edebilir. (BK. m.108/2)....... Şeklinde karar verilmiş olduğu hususları dikkate alındığında sözleşmeden dönme halinde TBK125. Maddesi kapsamında ancak menfi zararın talep edilebileceği davacı şirket sözleşmeden döndüğünde müspet zararı isteyemeyeceği yasal düzenleme ve yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirildiğinde açıkça bellidir.
Asıl dava yönünden satışı yapılan tıbbi cihazın bedelin ödenmesine ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Birleşen dava yönünden sözleşmenin feshi nedeniyle ödenen meblağın iadesi, sözleşmeye aykırılık nedeniyle zarar talebi hakkındadır.
Asıl dava yönünden, taraflar arasında sinallagmatik - her iki tarafa yükümlülük yükleyen - sözleşme vardır. Dosya kapsamından, bilgi - belgelerden ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere (tıbbi cihazın tamir işleminin süresinde yapılmaması) davacı yan üzerine düşen sözleşmesel edimini yerine getirmemiştir. Bunun üzerine bir de icra takibi yapmakla Mahkememizce haksız ve kötüniyet olduğu sonuç ve kanaatine varılarak tazminata karar verilmiştir.
Birleşen dosya yönünden, davacı yan davasını, davalı yanın sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini, hem dava dilekçesinde hemde 25/05/2016 tarihli duruşmadaki beyanında hemde ihtarnamede dile getirmiştir. Bu durum, dosya kapsamından tüm bilgi - belge, bilirkişi raporları ile sabittir. Dolayısıyla AYIP'tan kaynaklanan hukuki süreç dava konusu süreç kapsamı dışında kalmaktadır. (HMK 26 taleple bağlılık ilkesi gereği)
Davalı yan edimlerini yerine getirmediğinden aralarındaki sözleşmeyi feshetmede haklı olduğu sonuç ve kanaati ile ödediği parayı temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine (her ne kadar ticari faiz talebinde bulunmuşsa da hukuki olarak ticari faiz terimi yasal faiz anlamındadır.) karar vermek gerekmiştir. Bu durumda davacı da davalıdan aldığı dava konusu tıbbi cihazları geri ödemekle yükümlü olduğundan iadesine karar verilmiştir.
"Avans faizi istenmeyip ticari faiz istenmiş ise yasal faiz oranında faiz istenmiş sayılmalıdır. " ... Yargıtay Üyesi Faiz hukuku Güncelleştirilmiş 3. Baskı.
Sözleşmenin feshinde, müspet zarar istenemeyeceğinden bu yöndeki talebinde reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin asıl dosyasının 25/05/2016 tarihli duruşmasında; Davalı, birleşen dosyanın davacı vekili: "Mazerete bir diyeceğimiz yoktur, davacı tarafça bildirilen teknik elemanları kabul etmiyoruz, davacı taraftan alınan cihazlar zaten ikinci el cihazlardır, cihazlar sözleşme gereğince hastaneye kurulduktan sonra hasta üzerinde kullanılırken scop denen parçası arıza yapıyor, yapılan sözleşme gereğince bu arızaların ve bu parçaların bakımı konusunda teknik destek sağlanması davacı firmadan talep edilmesine rağmen gerekli destek sağlanmıyor, müvekkil şirket söz konusu cihazların ayıplı olmasından ziyade gerekli teknik destek sağlanmadığından dolayı davacı taraf ile yapılan sözleşmeyi feshetmiştir, ödediği bedelin iadesini ve uğramış olduğu zararı talep etmiştir, yoksa satılan ikinci el cihazlardaki ayıptan kaynaklı sözleşmenin feshi değildir, bu nedenle cihazlarda inceleme yapılmasına gerek yoktur, söz konusu cihazlarda davacı tarafından arıza yapan parça olan scoplar alınmıştır, ana makinalar müvekkildedir, mahkemece re'sen seçilecek bilirkişiler vasıtası ile gerekli raporlar alınsın "
yine mahkememizin asıl dosyasının 17/01/2024 tarihli duruşmasının asıl dava davalısı birleşen dava davacı vekili davacı vekilinden soruldu : "Dosya tekemmül etmiştir, hapis hakkı talebimiz tedbir mahiyetinde olup esasa ilişkin değildir, dava konusu tıbbı cihazlar husumet tarihinden itibaren atıl bir vaziyette bulunmaktadır, kullanılmamaktadır, " şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür.
Birleşen dosya davacı vekilinin yukarıdaki hapis hakkına yönelik beyanının esasa ilişkin olmadığı anlaşılmakla bu yönde karar verilmemiştir.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile asıl dosya yönünden; davacının davasının reddine, 24.254,47TL üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine, birleşen mahkememizin ... E. - ... K. sayılı dosyası yönünden; davacının, davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; davacının ödemiş olduğu 6.240,00TL'nin 01/12/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle talep ettiği (müsbet zararın) reddine davaya konu tıbbi cihazların ( Gastroskopi ... 1 adet, Kolonoskopi ... 1 adet ve Prosüsör ... EPM 3500 1 adet) davalıya iadesine dair mahkememizce oluşan vicdani kanaate göre karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-A- ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-24.254,47TL üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE,
B - BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... E. - ... K. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davacının, davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; Davacının ödemiş olduğu 6.240,00TL'nin 01/12/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle talep ettiği (müsbet zararın) REDDİNE,
3-Davaya konu tıbbi cihazların (özellikleri gerekçeli kararda belirtilmek suretiyle ) davalıya İADESİNE,
4-Asıl dosya yönünden; Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL'den dava başında yatırılan 414,21TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 13,39-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
5-Asıl dosya yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Asıl dosya yönünden; Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Asıl dosya yönünden; Davalı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan istinaf öncesi ve sonrası 2.100,00TL yargılama gideri ve İstinaf Kanun Yolu Harcı 121,30TL toplamı olan 2.221,30TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Birleşen Mahkememizin ... E. - ... K. Sayılı Dosyası Yönünden; Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan dava başında yatırılan 27,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 399,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
9-Birleşen Mahkememizin ... E. - ... K. Sayılı Dosyası Yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 6.240,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10-Birleşen Mahkememizin ... E. - ... K. Sayılı Dosyası Yönünden;Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
11-Birleşen Mahkememizin ... E. - ... K. Sayılı Dosyası Yönünden;Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan ilk yargılama harcı olan 59,50TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
12-Birleşen Mahkememizin ... E. - ... K. Sayılı Dosyası Yönünden;
Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 515,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 443,82-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
13-Taraflarca dava başında yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı, bağımsız ve tarafsız Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından A VE B BENDİ YÖNÜNDEN KESİN olmak üzere karar verildi.17/01/2024
Katip ... Hakim ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!